Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Dalmaz Center baskınları ve CHP’nin boykotu kabak tadı vermeye başladı…

Bazı haberlerin kabak tadı vermeye başladığının siz de farkındasınızdır.

Bunlara bir örnek, İstanbul’daki “Dalmaz Center”a yine kumar baskını yapıldığını bildiren haberdir. İkinci örnek de Ankara’daki CHP’nin Cumhurbaşkanı Gül’ü boykot etmek için yine hangi resmi etkinliğe katılmadığını duyuran haberdir.

Önce “Dalmaz Center” geyiğinin son durumunu hatırlatalım:

Kumar oynatıldığı için daha önce defalarca basılıp mühürlenen Dalmaz Center'a önceki gece, bu yılın 11. baskını gerçekleştirildi. Beşiktaş İlçe Emniyet Müdürlüğü ekiplerinin, bir ihbar üzerine Etiler'deki Dalmaz Center'a yaptıkları baskında 15 kişi gözaltına alınırken, bir rulet masası ile oyun pullarına el konuldu. Gözaltına alınan 15 kişi, ifadeleri alındıktan sonra serbest bırakıldı.

 

Yasada boşluk varmış

 

Türk Ceza Kanunu'nun 228. maddesine göre kumar oynamanın bir cezası bulunmuyor. Kumar oynatan kişiye ise bir yıla kadar hapis ve para cezası verilmesi öngörülüyor. Ancak cezanın verilmesi için oyun masalarının üzerinde para bulunması gerekiyor. Bu tür mekânların kapısında bekleyen ya da kamera sistemlerinin başında bulunan kişiler, polisin geldiğini kumarhanedekilere bildiriyor. Polis içeri girdiğinde kumar oynayan kimseyi tespit edemediği için sadece kumar malzemesi bulundurmaktan işlem yapılabiliyor.

Şimdi de CHP’nin “Gül’ü boykot etme” geyiğindeki son duruma bakalım:

Ana muhalefet CHP, Cumhurbaşkanı Gül’ün 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı nedeniyle Meclis’te kutlamaları kabul törenine katılmadı. CHP, Meclis’te temsil edilen siyasi partiler içinde törende bulunmayan tek parti oldu. Cumhurbaşkanı Gül, Meclis tören salonunda, TBMM Başkanı Köksal Toptan, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, yüksek yargı organlarının başkanları, bakanlar ve protokole dahil diğer kişilerle, yabancı misyon şeflerinin kutlamalarını kabul etti.

 

Herkes oradaydı

CHP’nin yokluğuna karşılık, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, DSP Genel Başkanı Zeki Sezer, ÖDP Genel Başkanı Ufuk Uras, TBMM İdare Amiri DTP’li Sırrı Sakık, DTP Grup Başkan Vekilleri Fatma Kurtulan ve Selahattin Demirtaş ve DTP milletvekilleri de kutlamalara katılanlar arasında yer aldı.

“Dalmaz Center baskınları” konusunda ne yapılması gerektiğini bilemiyoruz.

Bütün iç ve dış kamuoyu baskılarına karşın Ceza Yasası’nın 301’inci maddesini değiştiremeyen iktidar, bir Dalmaz Center yüzünden bu yasanın 228’inci maddesini herhalde hiç değiştiremez.

CHP’nin Gül’ü boykot etme eylemi konusu tabii ki daha da karmaşık bir durum.

 

Bari Sezer’i ziyaret etseler

 

Acaba Gül’ün görev süresinin bitimine kadar, CHP Genel Başkanı Baykal ve arkadaşları, milli bayramlarda ve resmi törenlerde eski Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’i evinde ziyaret etseler, bu bir çözüm olur mu?

Tabii bu da tartışmalara sebep olacaktır. Çünkü Abdullah Gül’ün görev süresinin “referandum sorunsalı” ışığında 5 mi, yoksa 7 yıl mı olacağı belli değildir.

Ayrıca Deniz Baykal’ın bu süre boyunca da CHP Genel Başkanı kalması durumunda, CHP’nin daha kaç seçim yenilgisi alacağı ve kaç tane yeni boykot eylemini daha başlatacağı kestirilememektedir.

ŞAKA

Başın öne eğilmesin/ Aldırma Cengiz aldırma…

Hürriyet’in Kelebek’inde Cengiz Semercioğlu’nun yazısına bakarken irkildim.

Genç kuşağın en çalışkan gazetecilerinden biri olan Cengiz, “Şimdi biraz daha başım öne eğik gezmeye başladım” diye bitirmişti yazısını.

Yazının tamamını okuyunca anladım ki, kız arkadaşının hediye ettiği “Blackberry” yüzünden başı öne eğilmişti. “İnternete giriyorum, maillerime bakıyorum, bankacılık işlemi yapıyorum, ratingler anında cebime geliyor… Bir kafeye oturduğumda ilk wireless bağlantısı var mı yok mu ona bakıyorum. Üç gündür elimden düşmüyor alet” diye başının öne eğikliğinin nedenini anlatıyordu.

Bu durumda benim yapmam gereken iki şey olabilir.

Birincisi, yazıları okumaya son cümleden başlamamalıyım.

İkincisi de Cengiz Semercioğlu’na Sabahattin Ali’nin ünlü dizlerini göndermeliyim:

"Başın öne eğilmesin

Aldırma gönül aldırma

Ağladığın duyulmasın

Aldırma gönül aldırma.

…….

Görmek istersen denizi

Yukarıya çevir yüzü

Deniz gibidir gökyüzü

Aldırma gönül aldırma”

 

X