Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Daha yeni başlıyor

Geçtiğimiz pazar Fenerbahçe taraftarının cadde ve otoyol yürüyüşünün amacı neydi sizce?

Şike mi? Şampiyonluk ve Avrupa kupası hakları mı?

Yüz bini bulan kalabalığın Türkiye'nin en büyük anlık toplum hareketi sergilemesinin altında bu kadar basit gerekçe olabilir mi?

Standartları(!) bile aşan biber gazı bombardımanına maruz kalmalarına rağmen "hadi bir kez daha yürüyelim" dense tekrar yollara düşecek inadın sebebi bu kadar basit olabilir mi?

Çoğunluğu kadın, çocuk ve yaşlıların oluşturduğu o kalabalığı tüm kimliklerinden arındırıp isyana iten basit bir "teneke" mi?

Bu eylemi görmezden gelen medya için öyle olmalı. Yüzdükleri liboşluk ve menfaat çamurunun özetidir ruhunu "tenekelere" veya "yeşil kağıtlara" satmak.

Yürüyüşün sebebini anlatalım o zaman: Fenerbahçe kimliğini korumak, başkalarına yapılanın Fenerbahçe'ye yapılmasına izin vermemek, toplu cinnet saldırılarına maruz kalan kesim olarak adalet için haykırmak, teslim olmayacağız demek...

Neden mi?

Bu masum bir şike operasyonu değil . Çünkü geçen sezonun özellikle son 6 haftasında Bursa milletvekilleri ve diğer siyasi güçlerin her demeci, şimdiki soruşturmada resmedilenlerden daha "net" şike şüphesi taşırken niye hiçbir şey yapılmadığını anlatmak zorundalar.  Tıpkı bu sezon Trabzonspor lehine gözdağları veren vekiller, bürokratlar gibi. Onlar nerede?

Bu masum bir şike operasyonu değil. Zira  "demokratlaşıyoruz", "Türk futbolu artık temiz olacak" palavralarına inanmamız için bu şike soruşturmasının 15 yıla yayılması gerekir. Yani  şu an Türk spor  ve siyasetinde önemli pozisyonlarda bulunanlara "dokunmaları" gerekir. O 15 yılın bağırsaklarını deşmeleri gerekir.

Bu masum bir şike operasyonu değil. Öyle ise aynı devlet kurumlarının görev aldığı 2004 yılına ait benzer dava dosyasının neden o zamanlar gözardı edildiğini anlatmaları gerekir.

Bu masum bir şike operasyonu değil.  Öyle ise 2006 ve 2010 yılında şikayet ve ihbarlarda bulunan Fenerbahçe kulübünün isteklerinin aynı yargı, emniyet ve TFF kurumlarınca neden ciddiye alınmadığını açıklamaları gerekir.
Bu masum bir şike operasyonu değil.  Öyle ise bu soruşturmanın ilk günlerinden itibaren yandaş medyadaki siyaset yazarlarının net biçimde "futbola müdahale edildiği" ve siyasi otorite tarafından "yeniden şekillendirildiği" itiraflarının "masumluğunu" anlatmaları gerekir.

Bu masum bir şike operasyonu değil.  Öyle ise neden gizlilik ve hukuk kurallarının paçavra edildiğini , anlatmaları gerekir. Hem de yalan yanlış ve tamamen yönlendirme amacı güden bilgilerle süslenerek...

Bu masum bir şike operasyonu değil.  Öyle ise resim ve cep telefonu ile gizlice çekilmiş hastane görüntüleri gibi servislerle neden sadece Aziz Yıldırım'ın rencide edilmeye çalışıldığını açıklamaları gerekir.

Bu masum bir şike operasyonu değil.  Öyle ise 1. dereceden yandaş, 2. dereceden yandaşlığa terfi mücadelesindeki ulusal medyanın Fenerbahçe üzerine kirli yayınların ve hakaretlerin sebeplerini anlatmaları gerekir.  İlk günden itibaren kurdukları mahkemelerde iddianamesi olmayan bir soruşturma üzerine nasıl son kararı hükmettiklerini açıklamaları gerekir.

Bu masum bir şike operasyonu değil.  Öyle ise neden tüm bu hukuksuzluğun merkezinde "bazı güçlerce seçilmiş" yandaş medya muhabirlerinin oturduğunu anlatmaları gerekir. Onların nasıl günler öncesinden operasyondan haberi olduğunu, daha deliller ve ifadeler netleşmemişken kimin küme düşürüleceği hükmünü koyacak güvene sahip olduklarının izah edilmesi gerekir.

Bu masum bir şike operasyonu değil. Öyle olsa idi tüm ligi kapsar ve herkes takip edilirdi, sadece Fenerbahçe değil. Ağırlıklı olarak medyanın ve Trabzonluların hedef gösterdikleri değil. Öyle olsa idi Trabzonspor lehine konuşan milletvekilleri ve adaylarının lige verdiği gözdağları da soruşturmaya girerdi. Hem de iddia edilenlerden kat be kat şike gibi şike olarak.

Bu masum bir şike operasyonu değil.  Öyle ise 2-3 haftadır konu gereği, ama 10 küsur yıldır her fırsatta geçmişin incelenmesi çağrısında bulunan Fenerbahçelilere diğer kulüp yönetici, başkan ve taraftarlarının niye destek vermediklerini ama neden şimdi "temizliğin" kahramanı olmaya çalıştıklarını açıklamaları gerekir.

Özet şudur: Toplu manipülasyonun tüm amacı zihinlerde mahkumiyet sağlamak  içindi... Gün geçtikçe soruşturmanın özü zedelenip güvenilirliliği zedelenirken bu manipülasyon TFF üzerine kaymaya başladı. Spor ve ceza hukuku ayrıdır diyerek kanaatle karar vermeye zorlama paniği içine girildi.

Biz ise yansıyan detaylardan dolayı şaşkınız.  Mahkeme bitene kadar kimseye suçlu diyemeyiz. İddiaların tamamını bilmiyoruz. Ama gözaltına alınan ve ifadesine başvurulanlara sorulan sorular referans ise bizler de ligin 2. yarısı ile ilgili liste hazırlarız. Maç maç, pozisyon pozisyon... Böylece tüm ligi kodese sokmaları şart olurdu. Ama seçilmiş muhabirlerin belirttiği gibi emniyet spor programları ve pozisyon tartışmalarını kendisine rehber seçtiyse ortaya çıkan Fenerbahçe merkezli tabloya şaşmamak lazım.

Evet, Fenerbahçeliler soru sordukları için soruşturmanın şikeyi temizleme maksatlı olduğuna inanmıyorlar. Hele 15 yıldır bunların araştırılması için en çok haykıran kendileri iken. Savcıya soruyorlar, medyaya soruyorlar, avukatlara soruyorlar... Ama dava seyrinde hukukun gerekleri haricinde kimseden tatmin edici cevaplar alamıyorlar.

İşin Beşiktaş ve Galatasaray ayağı ise tirajik. Fenerbahçe'nin ortalarda olmaması ile meydanın kendilerine kalacağını, sistemi kendilerinin idare edeceğini zannediyorlar. Öyle ki siyasileşmiş böyle bir soruşturma sürecinde, hukuk sistemine güvenin olmadığı bir ülkede, yalan yanlış bilgilerle kendi teknik direktör ve yöneticilerini anında ortada bırakabiliyorlar.  Fenerbahçe olmazsa transfere gerek yok,para harcamayız planı içindeler.

Keza medyanın bir kısmı da naklen yayın üzerinden leş yiyiciliği yapıyor.

Oysa hepsi birer maşa. Ülkede her güç birilerinin olmalı. Her şeyi onlar kontrol etmeli. Alıp başını gitmiş büyük sermaye futbol kaçabilir miydi?  İnsanların oy tercihlerini önemsiz kılan böyle bir kimlik var olmamalı. Her an harekete geçebilecek bu kimlik büyük tehdittir.

Onu yerle bir etmek için de önce en güçlü noktasından başlarsınız. Fenerbahçe ve Aziz Yıldırım'dan. Onlara dokunursak herkese dokunuruz. Mesaj budur...

Zira siyasi otoriteye sırtını vermeden büyüyen, bağımsız tek kulüp Fenerbahçe. Elindeki tüm dış gelirler alınsa bile (naklen yayın, reklam vs) sadece kendi taraftarının katkısıyla klasmanını koruyabilecek tek kulüp Fenerbahçe. Kuyruğundan yakalanmamış, birilerinin kucağına oturmamış tek kulüp Fenerbahçe. Bağımsızlığını korumak için müthiş titizlik gösteren ve  zırh olan da Aziz Yıldırım. Fenerbahçe taraftarının sesini kesmesi, başını önüne eğmesi için hiç bir sebebi yok, göbek bağı yok. Herşey bir yana, pazar günü yürüyen yüzbinlerce insan kendi içinde siyasi olarak ikiye,üçe bölünse de  kavgası,sevdası ve sahip çıkmak için yürüdüğü kimliği Fenerbahçe idi. İdeolojisi değil.
Bir ülkede, siyasi otorite ve rant klanı için bundan daha ürkütücü bir kimlik olabilir mi?

Öte yandan bu  gözardı edilen en kritik nokta. Diğer güç merkezlerini alaşağı ederkenki kadar dirençsiz  yapılamaz. Soruşturma içeriği, aracı olan muhabir ve köşe yazarların futboldaki sosyal yapı ve taraftar reflekslerine hakim  olmadıklarını gösteriyor. Tarihi değiştiren Anadolu'dan yeni şampiyon hayalinin  gerçekleşmesine rağmen Bursaspor taraftarının niye sokakları yangın yerine çevirdiğini anlayamayan bu insanların daha büyük lokmayı nasıl yutacağı soru işareti.

Dava sonucu ne olursa olsun asla masum şike operasyonu olmayacak ve asla adalet duygusunu tatmin etmeyecek.

Ve artık Türk futbolunda hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.

Fenerbahçe için ise daha yeni başlıyor.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI