Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Cüneyt Ülsever: Olmadı Genelkurmay, olmadı!

Cüneyt ÜLSEVER

GENELKURMAY Başkanlığı'nın ‘‘Kürtçe TV’’ konusunda görüşlerini açıklaması, uzun uğraşlardan sonra bir arpa boyu yol alamayan karıncanın hikáyesini hatırlatıyor.

İnsan, ‘‘yine mi?’’ diye sormaktan kendisini alamıyor.

Bu açıklama hem içerik, hem de usul açısından bir sürü yanlışı bağrında barındırmaktadır. Şöyle ki:

* * *

1) Bu ülkede bazı kurumlar; hele hele TSK gibi bu konuda hassas olduğunu zannettiğimiz bir kurum, inatla emir komuta zincirini ihlal etmekte bir sakınca görmemektedir. Aynı yanlışı, içeriği bu çıkışa ters de olsa MİT yapmıştır.

Bir kez daha hatırlatmakta yarar var; bu atanmış kurumlar, seçilmiş kurumların emrinde olması gereken kurumlardır. Düşüncelerini kendi amirlerine ve uygun ortamlarda yapmak zorundadırlar. MİT Başbakan'a, Genelkurmay da hem Başbakan, hem de MGK'ya görüşlerini istediği an aktarabilir.

2) Bu zamansız çıkışlar karşısında ‘‘Canım o kadar da önemli değil’’ veya ‘‘Zaten benim haberim vardı’’ mealli açıklamalar yapmak zorunda kalan Başbakan da, kendi temsil ettiği kurumların otorite kaybetmesine neden olmaktadır.

3) AB ülkelerini de suçlayan Genelkurmay'ın bu çıkışının, Başbakan'ın AB'nin Nice'teki zirvesine eş zamanlı getirilmesi, açıklamanın iyi niyeti hakkında da şüpheler doğmasına neden olmuştur. Her zaman birlik ve beraberlik temasını vurgulayan bir kurumun kendisi için gösterdiği bu hassasiyeti ülkenin genel politikalarında dikkate almaması saygı sınırlarını zorlamıştır.

* * *

4) Dünyanın teknoloji devriminin şahikalarını yaşadığı bir dönemde Kürtlerin, Kürtçe TV'den mahrum kalacaklarını var saymak, akıl işi olamaz. Olsa olsa böyle bir mantık, ‘‘dışarıdan yayın yapanlar istediklerini söylesinler ama biz görüşlerimizi Kürtçe beyan etmeyiz’’ anlamına gelir.

Genelkurmay'ın kuralları, teknolojinin kurallarından daha zayıf kalmaya mahkûmdur!

5) Türkiye'ye hákim olan paranoyanın TSK'yı da avucu içine alması doğaldır. Bu ülke iç ve dış düşman fobisi ile 75 yıldır yaşıyor. Kat ettiği muasır medeniyet seviyesi ise ortada.

‘‘Ya daha fazlasını isterlerse’’ lobisi, esasında sorduğu sorunun cevabını kendisi veriyor:

- Daha fazla isterlerse vermeyiz!

İlginçtir, PKK'ya karşı verilen mücadelenin başarısıyla övünenler ile ‘‘ya daha fazla isterlerse’’ diye korku saçanlar aynı gruplardır.

6) Strateji uzmanlığıyla öne çıkan bir kurum, ‘‘Kürtçe yayın PKK'nın oyunudur’’ derken bu konuya destek veren herkesi aynı kaba koyarak, karşısındaki cepheyi genişletiyor. PKK'yla hiçbir ilgisi olmayan kurumları PKK'nın güdümünde görmek, demokrasi taleplerini sahtekár bir oyun addeden andıç mantığı ile aynı doğrultudadır.

7) ‘‘Bazı AB ülkelerini PKK'ya destek vermekle’’ suçlayan TSK, zamanında bu ülkelerle komünizme karşı, NATO ittifakı içinde işbirliği yapmadı mı, onlardan maddi-manevi destek almadı mı?

* * *

Kendi mevzilerini korumak uğruna statükoya sığınan kurumlar veya kişiler bir gün aynı statükonun ürünleri olan banka rezaletleri, gümrük kaçakçılıkları, vergi iadesi sahtekárları, borsa spekülatörleri vb. ile aynı safta olduklarını gördüklerinde iş işten geçmiş olabilir.

Ya değişimi tümüyle hazmedeceğiz, ya da statükoya razı olacağız.

Yarım gebelik olmaz!

X