Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Cüneyt Ülsever: İdeolojik işgalin boyutları

Cüneyt ÜLSEVER

HAPİSHANELERE yapılan müdahaleler göstermiştir ki: a) bazı meslek odalarının yönetimi (sağlık ve hukuk), b) bazı sol aydınların beyinleri, c) hapishanelerin tümü ideolojik işgal altındadır.

* * *

İlk iki grubun bu işgalden kurtulması nispeten daha kolay olacaktır. Zira; ideolojik saplantılarının boyutları son olay ile kamuoyu önünde gün ışığına çıkmıştır.

Artık gizleyemezler!

İdeolojik intihara cevaz veren hukukçuların, bugüne kadar intiharı suç sayan yasalara neden itiraz etmediklerini en azından diğer hukukçular onlara soracaklardır.

Ölüm orucunda tedaviyi reddetmeyi genel kabul görmüş etik hak olarak yutturmaya çalışan tıp doktorları da; kendilerini doğrulamak için ‘‘tüm zararlarına rağmen sigarayı bırakmama hakkı’’ örneğine, tüm sığlığına rağmen, neden sığındıklarını birbirleri ile tartışacaklardır.

Ancak, ölümü savunan tıp ve sağlık adamlarının olabileceğini kamuoyu ilk kez bu vesileyle öğrenmiştir. Allah hepimizi her ikisinden de korusun!

Aydınlıkları kendilerinden menkul solcuların ise satıhtaki cilaları tek bir hamlede dökülmüş, zihni çıplaklıkları ayan beyan ortaya çıkmıştır. Onlar birbirlerini ağırlamaya devam etsinler, bir zararı yok.

Hapishanelerde yaşanan ideolojik işgal ise en vahim ve derinine irdelenmesi şart olan bir olgudur. Devletin, devlet hapishanelerine 4 günde ve bir savaş sonucu girebilmesi, öyle sadece koğuş sistemi-hücre sistemi gibi mimari mülahazalar ile savunulacak bir olgu değildir. Gözler önüne serilenler yaşandıktan sonra, artık konunun devlet aygıtı ile irtibatı irdelenmek ve çözülmek zorundadır.

* * *

Ben müdahaleyi savunuyorum, zira taraf tutan devlet hukuk devletini kuramayacağı gibi; hapishanelerine bile hükmedemeyen aciz devlet de hukuk devletinin önünde bir büyük engeldir.

Bu ülke hukukun üstünlüğüne kavuşmak istiyorsa, tarafsız ancak görev alanında etkin devlet aygıtına eninde sonunda kavuşmak zorundadır.

* * *

Nasıl tarihin en acımasız terör örgütlerinden Hizbullah'ın uzun yıllar yaşaması, ‘‘iti ite kırdırma’’ politikası güden bazı devlet görevlilerinin kollaması ve göz yummasıyla mümkün olmuşsa; teröristlerin bir karargáhı haline gelen hapishaneler de devletin bazı görevlileri tarafından kollanmadan ve desteklenmeden bu hale gelemezlerdi.

Şimdi devlet; terör örgütlerinin kendi içindeki uzantılarını çözmek durumundadır!

Çeşitli vesileler göstermektedir ki; bize birlik ve beraberlik içinde diye yutturulan devlet aygıtı çıkar ve ideoloji cephelerinin işgali altındadır.

‘‘9 yıldır içine girilemeyen hapishaneler’’ varsa bu durum bir günde oluşamaz ve hapishaneler devlet içinden destek görmeden; birer cephanelik, savaş karargáhı, eğitim merkezi haline gelemez!

Kendi hapishanesine dahi hükmedemeyen devleti de ne kendi vatandaşlarının ne de iyi veya art niyetli yabancı ülkelerin ciddiye alması mümkün değildir.

Bu köşede ısrarla, bazı karşı-ataklar moralimi bozsa dahi, ülkemizde genel bir bağırsak temizliği yapıldığını savunuyorum.

* * *

Ne kadar acıdır ki, bu ülkede ne kadar pislik varsa; ucu gidiyor devlet aygıtına dayanıyor!

X