Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Cüneyt Ülsever: Artık adını koyalım: Bu hükümet aciz

Cüneyt ÜLSEVER

HAKİKAT küçük detaylarda gizlidir. Büyük sorunlar karşısında, büyük nedenler arayan zihnimiz bazen bizi yanıltır. Halbuki, sorunun özü çok basit bir ayrıntıda gizli olabilir.

Ülkenin devasa sorunlarına devasa nedenler aramaktan vazgeçelim.

Gelin adını koyalım: Bu hükümet, hükümet etme becerisine sahip değil.

Hükümet, adına yönetim denilen ve özünde bir becerinin ifadesi olan yetenekten yoksun.

Yönetmek için ne kararlı bir tutumu, ne iradesi, ne bir programı, ne de iç tutarlılığı var.

Allah aşkına, elinizi vicdanınıza koyun ve cevap verin: Bülent Ecevit'i bugün hangi şirket kendisine genel müdür yapar?

Biz ülke yönetmesini bekliyoruz.

* * *

Bu hükümetin Başbakanı, sevk ve idare melekelerini büyük çapta yitirmiş. Ancak, ortaklarından ne haber? Başbakan Yardımcısı'yla, Sağlık Bakanı'yla, Telekom'u peşkeş çektirmeyen ama içine 3.000 geçici işçi yerleştirmekten imtina etmeyen -Telekom'u kendi yandaşlarına peşkeş çeken- Ulaştırma Bakanı'yla, deprem evlerinin bitiş tarihiyle ilgili verdiği sözlerin hangisinin geçerli olduğunu artık takip dahi edemediğimiz Bayındırlık Bakanı'yla MHP, ideolojisi ne olursa olsun, ortaya bu ülkeyi yönetecek bir irade koyabiliyor mu?

Aranızda, bütün inanılırlığını yitirmiş genel başkanı ve üzerinde kara bulutlar gibi gezinen şaibeleri ile ANAP'ı ciddiye alan var mı?

Evet, Türkiye'nin sorunları büyük ama bu sorunlarla baş edebilecek bir yönetimi de yok.

Bence esas mesele de, Türkiye'nin sorunlarını çözebileceğine dair güven veren bir iradeyi ortaya koyamamasıdır.

* * *

Sadece bir örnek olması açısından af yasasını ele alalım. Yasa çıktı, sahibi yok. Cumhurbaşkanı tarafından veto edilmesini, en fazla yasayı çıkaranlar temenni ediyor.

Bakın Rahşan Ecevit'in şu sözlerine. Bu yasanın onun nazı niyazı hürmetine çıktığını hepimiz biliyoruz. Hanımefendi, afla ilgili olarak, 6 Aralık 2000 günü ‘‘Genel olarak benim dediğim gibi oldu’’ demişlerdi. 12 Aralık 2000 günü ise;

- Bu benim önerdiğim bir yasa değil. Benimkisi kader kurbanları ve çocuklar içindi. Ama buna bir eşitlik şartı eklenerek bu hale getirildi, diyor.

Cümleye dikkat edin; affı eşitlik ilkesi bozmuş!

Bu mantığa göre, Meclis ‘‘eşitlik ilkesi de neymiş! Önemli olan yengemizin arzularıdır’’ deseydi, hanımefendiyi tatmin edecek bir yasa çıkabilirmiş.

Bakın şu Allah'ın işine.

MHP'liler tarihe PKK'ya yataklık edenleri affeden, DSP de Abdi İpekçi'nin katilini salıveren parti olarak geçecek.

F tipi cezaevlerini yüzüne gözüne bulaştıran, hapishaneleri çetelere ve dahi teröristlere teslim eden, binlerce polisin sokağa dökülmesine neden olan, Apo'ya bile af kapılarını aralayan, ancak tecavüz edeni içeride tutarak, hem tecavüz edip hem de öldüreni kader kurbanı kabul eden bu hükümet her konuda lime lime dökülüyor.

X