Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Çözüm Türkiye'den çıkacak

Ferai TINÇ

Kenya operasyonunu Londra'da öğrendim. Öcalan'ın Türkiye'ye getirilmesiyle başlayan süreci Londra-Washington ve Strasbourg üçgeninde yakından izledim.

Türkiye ile ilgili yorumları, yapılan hesapları ve eğilimleri tesbit etme fırsatı buldum.

Öcalan'ın Türkiye'ye getirilmesinin sadece Türkiye'de değil Ortadoğu'daki parametreleri de değiştirmesi beklenen bu gelişmeyle ilgili iki eğilim var.

Birinci eğilime göre Türkiye adil bir yargılama süreciyle hukuk devleti olduğunu kanıtlama fırsatını iyi değerlendirecek ve sorunlarını çözmek için kendi formüllerini üretecek. Bu olaydan Batı ile entegrasyonunu daha da güçlendirerek çıkacak. Çözümsüzlük yaratan değil, çözüm üreten bir ülke haline gelerek bölgedeki sorunların aşılmasında önemli rol oynayacak.

Washington ve Londra'da ağırlık kazandığını gözlediğim bu eğilim, Türkiye'nin kendi haline terk edileceği anlamına gelmiyor.

‘Türkiye’ye, otonomi gibi bir takım hazır formüller önerme aptallığı yapılmayacak' diyen İngiliz Dışişleri'nin önemli ismi Sir David Haney gibi düşünenler de Türkiye'den bu fırsatı iyi değerlendirmesi beklendiğini yüksek sesle söylüyorlar.

* * *

İKİNCİ eğilim ise kıta Avrupa'sında özellikle sol partiler arasında ağır basıyor.

Bunlar, yerel yönetimlerin güçlendirilmesinden, Kürtlere otonomi verilmesi, referanduma gidilmesi ve federasyona kadar değişen çeşitli çözüm formülleriyle çıkıyorlar Türkiye'nin karşısına.

Bu eğilimdekilerin ortak özelliği cehalet.

Kuzey İrlanda ve Filistin örneğine bayılıyorlar.

İki ayrı dine mensup halkın birbirlerine karşı silahlı mücadele yürüttüğü ve iki ülkenin (İngiltere ve İrlanda) topraklarında hak iddia ettiği Kuzey İrlanda çözüm süreci formüllerini, tahlil gereği duymadan Türkiye için tavsiye ediyorlar.

Filistin'i de ‘Arafat’a terörist deniyordu. Şimdi dünya tarafından kabul görüyor' sloganıyla gündeme getiriyorlar.

Ne Arap topraklarında işgal sorununu, ne de İsrail devletinin kurulmasıyla bölgede değişen dengelerin yarattığı sorunları hesaba katıyorlar, hazır bir formülün kolaycılığına sarılıyorlar.

Türkiye'nin önüne hazırgiyim gibi hazır çözüm formülleri itelemeye kalkışanlarla, Kürtçülük satarak Avrupa'da statü ve itibar kazanan tuzu kuruların yapabilecekleri pek bir katkı olamayacağı iyice görülüyor.

Türkiye'nin sorunlarına çözümün dışarıdan gelmesinin mümkün olmadığı iyice ortaya çıkıyor.

Güneydoğu'nun kaderini değiştirecek ekonomik çareleri ve Kürt sorununun çözümü için demokratik talepleri dile getirecek hareketin Türkiye topraklarında yeşermesi gerektiği anlaşılıyor.

* * *

WASHINGTON-Londra-Strasbourg üçgeninden bakınca Türkiye'nin nasıl göründüğüne gelince, Öcalan'ın yakalanmasının bir Kürt yenilgisi gibi yansıtılması tehlikesi dikkat çekiyor.

Tarafsız olmadığı anlaşılmasına rağmen, Fransız Liberation Gazetesi'nde bir yazarın, ‘Bölünme korkusu Türklerde o kadar nevrotik bir hal aldı ki, sırf Kürt kimliğini yok etmek için Öcalan’ı asabilirler' demesi saçma olsa bile görüntülerin yarattığı izlenimi anlamak açısından dikkate değer.

Bu yüzden teröre ve terörizme karşı nefretle istek ve şikayetlere karşı takınılacak tavır arasına fark koymak gerekiyor.

Şiddetle ve dışarıda pişen formüllerle sorunların çözüleceğini sanmak ne kadar ahmaklıksa, teröre taviz korkusuyla kulakları tıkayıp, gözleri kapatmak o kadar akılsızlık olur.

Türkiye'nin eriştiği güce yakışır standartları olgulaştırma görevi hepimize düşüyor.



X