Şükrü Küçükşahin
Şükrü Küçükşahin
Şükrü KüçükşahinYazarın Tüm Yazıları

CHP’nin tezkereye karşı duruşu

HEP sokağın dilinden anlamamakla suçlanan CHP, Suriye tezkeresine ‘Hayır’ oyu vererek Kılıçdaroğlu sonrası, iki ilki birden başardı, dense yeridir.

Haberin Devamı

Birinci ilk; AKP’li (Yüzde 50’den fazlası) seçmen de dahil sokağın büyük bölümünün istediği gibi CHP, Suriye’ye müdahaleye ve savaşa karşı çıktı.

İkinci ilk; ‘Hayır’ kararı CHP yönetiminden Meclis grubuna örgütten sade üyesine kadar tek itiraz yapılmaksızın, tam destek ve alkışlar altında alındı.

Bu iki ilke rağmen iktidar ve bazı yazarlar CHP’nin bu ‘Hayır’ını eleştirip dursa da gerekçeleri bu partiye haklılık kazandırmıyor değil.

Hükümete güven yok

CHP’nin ilk gerekçesi bu konuda hükümete hiç güvenmemek, çünkü daha 2011 nisan ayında Esad’ı, “halkın meşru taleplerini karşılamaya” çağırıp, uyguladığı şiddeti eleştiren CHP, o gün hükümetten destek bulamadı.

O günlerde gerçekleşen Türkiye-Suriye ortak bakanlar kurulu toplantısında ‘stratejik ortaklık’ kararı alınmasını da ‘Esad’a sonuna dek sahip çıkma’ anlayışının ürünü gören CHP’nin tezine göre, hükümetin tam tersi tavrın içine girme nedeni Müslüman Kardeşler’in ortaya çıkması oldu.

O andan itibaren stratejik ortaklıktan, muhalifleri birleştirmeye, eğitmeye, silahlandırmaya dönüldüğünü savunan CHP, Suriye’de bu kadar taraf olmayı ve komşudaki yangına bu şekilde müdahaleyi ülke çıkarlarına aykırı görüyor.

Karşı taraftaki çatışma tablosunun bütün çıplaklığına rağmen Akçakale’de gerekli önlemlerin alınmamış olmasını da manidar bulan CHP, bunun altında “Suriyeli muhalifleri güçlendirecek adımlar atma” niyeti seziyor.

Libya tezkeresine ‘Evet’ denmiş olması da CHP’nin tavrını şu nedenle etkiledi:

“Libya için BM ve NATO kararları vardı. Hükümetin yanlışları önlemesini bekliyorduk. NATO, BM kararları çerçevesinin çok dışına çıktı, hükümet sessiz kaldı. Kaddafi’nin katli dahil, insanlık suçlarının işlenmesine engel olunmadı. Gemilerimizin Andre Doria adlı geminin komutasına sokulmasındaki mesaj dahi alınıp tepki gösterilmedi. Şimdi bu hükümete, Suriye’de doğru şeyler yapacağına inanarak nasıl destek olabiliriz?”

Bir işgalin Suriye’ye demokrasi götürmeyeceğine inanan CHP için bir önemli şüphe de Esad’ın düşmemesi halinde, dünyanın dört bir yanından Türkiye’ye gelip Suriye’ye geçen savaşçılarla Suriyeli muhalif silahlı güçlerin Türkiye’de kalma ihtimali ve hükümetin onlara anlayış gösteren, destekleyen tavrı.

Dün konuştuğum her CHP’li, ısrarla Başbakan Erdoğan’ın Suriye konusunda tamamen duygusal davrandığını da savunarak eleştirileri, “Sokaktaki adam CHP gibi düşünüyor, MHP’lisi de AKP’lisi de” diye önemsemediler.

Gürüz’ün kafes isyanı

ONLARI orada bırakarak, cezaevinden yükselen bir itirazı aktarmak istiyorum.

Görevden ayrıldık sonra 15 yıl YÖK’ün kapısından içeri girmediği halde “delil karartma”, ifadesi alınacağını öğrenir öğrenmez yurtdışında tatilini kesip  savcının karşısına çıkmasına rağmen “Kaçma şüphesi var” gerekçeleriyle tutuklanan eski YÖK Başkanı Kemal Gürüz, cezaevine konalı 3.5 ay oldu.

Bu durumu içine hiç sindiremeyen Gürüz, o günden beri 10 kilo verdi.

Parmaklarının nasır tutup sızlamasına rağmen anılarını yazmaya başlamış olan Gürüz, artık havalandırmaya da çıkmıyor.

Eşi Güliz Hanım’ın, “Yüzünün rengi giderek beyazlaşıyor, güneşe çık” ısrarına rağmen tavrını sürdüren Gürüz; “Gülizciğim, 5 metrekare bir alan. Dört taraf duvarla çevrili, hadi bunu geçtim, ama üstü de telle kapatılmış, kafes gibi. Çok zoruma gidiyor, asabım bozuluyor, oraya çıkamıyorum” diyor.

Üçüncü yargı paketiyle her suçtan 25 bine yakın tutuklu salıverildi, Gürüz gibileri hariç tutuldu ve neredeyse yıl olacak iddianame dahi ortada yok.

 

Yazarın Tüm Yazıları