Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Cevap veriyorum

Pakize SUDA

Bu başlığı gördünüz mü bilin ki o gün soru ve sorunlarınıza eğildiğim gündür. Dikkatle okuyun. Değerli fikirlerimden ve gücü yüksek aydınlatmalarımdan sizin de faksınız nasibini almış olabilir.

Efendim, biz yazıyoruz siz okuyorsunuz ama maalesef iş burada bitmiyor. Her yazı için birilerine hesap veriyoruz. En çok da size. Dünyada alınganlık konusunda yapılmış bir araştırma var mı bilmiyorum ama eğer yoksa önayak olup yaptıralım. Zira birinciliğimiz garanti. Bu fırsat kaçmaz. İyi ya da kötü birincilik birinciliktir.

Alınganlığa algılama yoksunluğunu da ekleyebiliriz. Evet Allah onda da yüzümüzü kara çıkartmaz. Ön sıralarda yer alırız.

***

İşte bir örnek.

Adını yazmamış. Cinsiyeti de belli değil. Kendisini ‘‘Defalarca suça teşvik edilip tacize uğrayan iki ayaklı bir hayvan’’ olarak tanıtmış.

Genellikle tacize uğrayan taraf kadın kısmı olduğu için ‘‘kadın’’ olma ihtimali yüksek. Ancak ‘‘suça teşvik edilme’’ kısmını anlayamadım. Zira daha önce taciz edilmek için teşvik edilen bir kadına hiç rastlamadım.

Erkek olma ihtimali de var tabii. ‘‘Suça teşvik edilme’’ erkeğe daha uygun düşüyor. Bilirsiniz işte, kadının açık saçık giyinmesi, gözünü süzmesi, zaten o yolun yolcusu olması gibi. Bu ihtimalde de ‘‘tacize uğrama’’ kısmı havada kalıyor. Her neyse.

Bu şahsiyetin derdi şu. Hakaret ettiğim kanısında. Ama kadınlara mı erkeklere mi o da belli değil. 27 Ocak 2000 tarihli mış-muş köşesinde, ‘‘Hayvanla cinsel ilişkiye hapis cezası geliyormuş’’ haberine karşılık demiştim ki ‘‘Eğer buna iki ayaklı hayvanlar da dahilse kadın koğuşlarında izdiham olacak demektir.’’

Lüzum üzerine ne demek istediğimi açıyorum. Dünyada hayvan misali erkekler mevcuttur. Misal, gelinine, baldızına, komşusuna, beş yaşındaki çocuğa, kolunda serumla hastane yatağında yatan hastaya, hatta öz kızına tecavüz edenler; karısını akşama kadar dövüp, akşam sevişmek isteyenler; küçük kızların paraya olan zaaflarını değerlendirenler... Bu liste uzar gider.

Yasa eğer bu iki ayaklıları da kapsıyorsa, bunlarla ilişkiye giren kadınlar da bir hayvanla ilişkiye girmiş sayılacaklarından hapis cezasına çarptırılabilirler. Yukarıda saydığım tür erkek sayısı epey fazladır. Dolayısıyla hapisanedeki kadın sayısı da fazla olacaktır.

Bilmem yeteri kadar açık oldu mu.

Size gelince sayın M. Fatih Yaşar. Yakın çevremde bu tür erkek yok. Hatta okurlarım arasında bile yoktur diye düşünüyorum. Ama bir yerlerde varlar. Biliyorum. Çünkü gazete okuyorum, televizyon seyrediyorum. anlatılanları dinliyorum ve bir yığın faks alıyorum. Hatta biri şu anda masamda duruyor. Bir beyefendiden gelmiş. Kürtaj olmak için gittiği muayenehanede tecavüze uğrayan eşinden söz ediyor.

Hayvan grubundaki arkadaşların birer aygır mı yoksa kelebek mi olduğu hususundaki sorunuza cevap veriyorum. Hiçbiri. Çünkü ben bir hayvanseverim. Ama ‘‘insandan farklı olarak, dil ve akıldan yoksun’’ olanların severi. Onun için yukarıda sözünü ettiğim gruptakileri hayvana benzetmemem gerekirdi. Onlara başka bir isim bulmak en iyisi. Ben düşüneceğim, siz de düşünün.

***

Almanya'dan ‘‘Bitkinim’’ rumuzuyla yazan okurum ‘‘Bir senedir bir gence aşığım. Duygularımı açık açık söyledim, benimle alay etti. İntihar edebilirim’’ diyor. Ah, bilmez miyim? İnsan dünyada başka erkek yok sanır. Sık dişini kızım. Seneye bu zamanlar ‘‘gözleri ne renkti?’’ diye sorduklarında bir müddet düşünmeden cevap veremezsin.

***

İsminin yazılmasını istemeyen bir ısı yalıtım uzmanı beyefendi griple ilgili yazımı okumuş. Geçmiş olsun dileklerini iletiyor ve bundan böyle korunmak için nelere dikkat etmem gerektiğini yazıyor. Tam iki sayfa. Ben size özetini söylüyorum. Dekolte kıyafet giymeyeceğim. Değil cereyanda kalmak, kapalı pencerenin önünde bile oturmayacağım.

Allah biliyor ya, bu faksın annemden geldiğini düşünüyorum. İkna edici olmak için kendisine uzman süsü vermiş. Ben annemi bilmez miyim?

***

Bir isimsiz daha. Ama en azından nereden geldiği belli. Süpermarketten. ‘‘Kahpe Bizans’’ hakkında yazdıklarıma bozulmuş. ‘‘Sizin gazeteye yazdığınız yazıyı okudum. Sizin çok ayıpladım. Mehmet Ali E. bence herşeyde rolünü iyi yapan birisi. Bence siz filmi kıskanıyorsunuz’’ diyor ve devam ediyor, ‘‘Bir de tutmuş anlatıyorsunuz, kimse gitmesin diye.’’

Ayol sen bana ne bakıyorsun, kalkıp gitseydin. Üstelik ben Mehmet Ali E.'yi methetmiştim. Ayrıca koynuna hiçbir kızı sokmadı diye Gani Müjde'ye veryansın etmiştim. Daha ne istiyonuz? Yoksa sen Mehmet Ali E.'nin mahallesindeki manketten misin? Yüklü alışveriş ediyor galiba.

Filmin sonunu yazmamıştım. Şimdi inadına yazıyorum. Mehmet Ali E. Nacar'lara yeniliyor. Oh!

Mış muş...

Kadınların en beğendiği lider Ecevit'miş.

Kara bıyıkları yüzünden değil elbet. Rahşan Hanım'a itaatten.

Havlayan, kuyruk sallayan ve sahibinin sesini tanıyan robot köpekler üretilmiş.

Plastik çiçekler, robot köpekler derken sıra insanda. Hatta epey mesafe alındı bile. Kapak kızlarının tamamen silikondan ibaret olmalarına az birşey kaldı.

Demirel Amerika'ya giderken Clinton'un burnunu tutan Erkan bebeği de yanında götürecekmiş.

Elini verip kolunu kaptırmak buna denir. Clinton burnunu verdi, veriş o veriş.

Yalancı bahar geliyormuş.

Yalancı olanbahar değil Şubat. Kendisini yıllarca ‘‘kış ayı’’ olarak lanse etti.

Devlet çalışanına patates yedirecekmiş.

Yedirsin de, memurun zaten yıllardır baş yiyeceği olan, sade suya doğrayıp pişirdiği o sarı yuvarlak şeylerin adı neydi?

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI