"Erdal Sağlam" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Erdal Sağlam" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Erdal Sağlam

Cari açık bütçenin önemini daha da artırdı

<B>15.6</B> milyar dolarlık 2004 yılı cari açığına kimse kayıtsız kalmamalı. Ekonomi yöneticilerinin <B>‘cari açık dediniz bak bir şey olmadı, bundan sonra da olmaz’</B> havasından sıyrılması lazım.

Piyasa oyuncularının da ‘finanse edildikten sonra cari açığın büyüklüğü o kadar önemli değil’ bakışını değiştirmeleri gerekiyor.

‘Cari açık bu kadar yüksek çıktı, kriz geliyor’ denilmesini beklemiyoruz. Ne piyasa oyuncuları ne de ekonomi yönetimi, bu kadar büyük bir tehlike olsa bile bu alarmı vermeyecektir ki; tehlike o kadar büyük de değil...

Bizim dediğimiz şu ki; temkinli olmak, cari açığı çok yakından takip etmek, gerektiğinde geç kalmadan alınacak önlemleri, belki de şimdiden hazırlamak lazım...

Her şeyden önce şunu bilmek lazım ki; cari açığı bu kadar yüksek olması, bütçeyi, mali disiplini her zamankinden daha fazla önemli kılıyor. Cari açığın bu kadar yüksek sürmesi halinde, yüzde 6.5’luk yüksek faiz dışı fazlanın bile yükseltilmesi istenirse, kimse şaşırmasın.

IMF’nin genel bakışının ‘eğer cari açığınız varsa, mali olarak fazla vermeniz lazım ki bunu finanse edebilin’ olduğunu herkes biliyor. Bu nedenle yüksek cari açıkların bütçe rakamlarını her zamankinden hassas kıldığını da, herkesin görmesi lazım.

Cari açığın bu kadar yüksek olması, daha doğrusu kurun bu kadar değerli olmasının eninde sonunda bütçeye yük getireceğini de gözden uzak tutmamak lazım. Düşük kur nedeniyle pahalanan girdi maliyetlerinin bütçeye yük getireceğini görmek lazım. Bu takdirde ya üretim azalır ki bu, bütçe gelirlerinin azalması demektir. Ya da teşvikler daha fazla talep edilir ki, bu ya gelir kaybına ya da harcamaların artmasına yolaçar. Her halükarda sürekli değerlenen kurun bütçeye bir maliyeti var.

‘Finansmanı sağlandıktan sonra cari açığın yüksek olması o kadar sorun değil’ anlayışı da, yine biraz ‘kasıtlı sığ bir bakış’ oluyor. Siz kárınızı artıracaksınız, havanın bozulmaması lazım diye, varolan gerçekleri çarpıtmaya çalışırsanız, ancak kendinizi kandırmış olursunuz.

Cari açığın finansmanı için, sıcak para şimdiye kadar çare olmuş gözüküyor. Ancak bunun bedelinin çok yüksek reel faizler olduğu, bu nedenle borçların milli gelire oranının istenen ölçüde düşürülemediğini biliyoruz. Eğer yüksek cari açıklar vermeye devam edecekseniz, daha doğrusu kurlar yoluyla her şeyi terbiye etmeye çalışacaksanız; olası tehlikelerini de şimdiden hesaplamanız lazım. Herşeyden önce de şu soruların yanıtlarını vermek lazım: Kurun bu kadar yüksek değerlenmesi ilelebet sürdürülebilir mi? Bu denge nerede bozulur? ABD’nin faiz artırımlarına devam etmesi, bir gün gelir sıcak parayı durdurursa ne olur?

Ya da uluslararası politikada yaşanabilecek bir kriz, örneğin ABD ile ilişkilerde, ya da AB’ye üyelik sürecinde bir kaza olması durumunda ne olur?

Bunların düşünülmesi, risklere karşı hazırlıklı olunması gerekiyor, tehlikeyi ‘yok saymak’ çözüm değil. Yok sayarsanız maliyeti daha yüksek olur.

Şimdiye kadar hep ‘ikiz açıklar’dan korktuk. Yani cari işlemler açığı ve bütçe açığı... Cari açık ortada. O zaman bütçe açığına, daha doğrusu mali disipline, şimdi her zamankinden çok daha fazla önem vermek, üzerinde hassasiyetle durmak gerekiyor.

Cari açık böyleyken mali disiplin bozulursa işte o zaman kötü...

Hiç unutulmasın ki; kur normal düzeyde iken doğacak bu ikiz açık ile kur bu kadar değerliyken doğacak ikiz açık arasında, etki açısından oldukça önemli farklar var.

Bankacılar, ‘artık bir şey olmaz, yüklü çıkış olsa bile kur ve faiz biraz oynar durur’ diyorlar ama şimdiye kadar böyle söyleyip, yerlilerin de bu furyaya katıldığına da hep şahit olduk.

Yani; risk var. Cari açıktan panik olunmasın ama bu kadar da rahat olunmasın...
X