Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Camide reklam...

Oktay EKŞİ

Ellerine fırsat geçince ilamaşallah camide bile reklam yapmakta sakınca görmüyorlar.

Hani şimdi Diyanet İşleri Başkanlığı'nın camileri birbirine bağlayıp tek yerden hutbe okutmasını eleştiriyorlar ya...

Doğrusu şimdi bazılarına isabetli görünen o uygulamanın sakıncalarını uzun vadede göreceğimizi biz de düşünüyorduk ama aklımıza gelen sakıncalar arasında böyle ‘‘camide reklam’’ türünden bir ihtimal yoktu.

Bize göre, böyle tek merkezden yayın yaparak kitlesel hacmi büyütmek yerine, olabildiğince küçültmek daha doğru olur. Çünkü bugün sizin elinizde bulunan mikrofon yarın rejim düşmanlarının eline geçince karşımıza çıkan sorunla başetmekte zorlanırız.

Dediğimizin bir de somut örneği var:

Bir süre önce belediyeler kendileri adına televizyon şirketleri kurdular, yayına başladılar. Ama o yayınlar, belediyelerin Refah Partisi'ne geçmesine engel olamadı. Ve sonra da o televizyonlar Refah Partisi'nin borazanı haline geldi. Nitekim son günlerde tartışılan Kanal-7 o hatanın bir ürünü.

O nedenle bugün yapılacak şey, devletin kulaklarını tedavi ettirmesi ve camilerde insanlara kimlerin neler söylediğini duymasıdır. Ama hepimiz biliyoruz ki devlet, yıllardır bunun tam aksi bir politika izlemekte ve adeta camiler ibadet yerleri olmaktan çıkıp birer siyasi platform haline getirenlere göz yummaktadır.

Neyse o konu ayrı...

Ama dediğimiz gibi, camide reklam doğrusu şeytanın aklına gelmezdi.

Nitekim Necmettin Erbakan'ın başbakanlığı sırasında hazinemizi altınlarla, çuval dolusu dövizlerle doldurmasının (!) gerisinde yatan dâhiyane buluşlardan biri de meğer bu imiş.

Biliyorsunuz muhterem 42 milyar dolarlık kaynak yarattığını söylemiş ve bunun 12 milyar dolarlık kısmının esasen kasamıza girdiğini ileri sürmüştü.

Bugünkü Hürriyet'te belgesini göreceksiniz:

Erbakan döneminde yurda bedelsiz ithalat yoluyla araba sokmanın ne büyük bir sevap teşkil edeceğini anlatmak için, meğer irşad ekipleri kurmuşlar. Bu ekiplere mensup 17 kişinin her biri, asgari 1500 Alman Markı (yaklaşık 150 milyon lira) karşılığı bu işteki sevabı anlatmışlar.

Sevabı diyoruz, çünkü camide yapılacak öğüdün içinde ya sevap olur ya günah... Yoksa ‘‘Arabayı al, Türkiye'ye götür, orada sat! Böylece şu kadar kazanırsın’’ türünden bir sözün camide yeri olur mu?

Gördüğünüz gibi, işlerine gelmeyegörsün: Caminin kutsiyetiyle filan ilgileri bir anda sıfıra iniveriyor.

Eee... Yasaya göre bir siyasi partinin radyo veya televizyon kanalı kuramayacağını, bunlarla organik bir bağ içine giremeyeceğini bile bile Kanal-7 isimli televizyonu kurduran, sonra bu kanal için insanlardan para toplayan, o ortaya çıkınca da teville, yalanla üstünü örtmeye çalışan bunlar değil mi?

Yalancı kötüdür, ama yalanına dini duyguları alet eden en kötüdür.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI