"Erdal Sağlam" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Erdal Sağlam" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Erdal Sağlam

Buzlu yolda kazık fren

<B><I>GEÇTİĞİMİZ</B></I> gün sohbet ettiğimiz, görüşlerine çok saygı duyduğum entelektüel bir iktisatçı, AKP Hükümetinin son dönemde içine düştüğü durum ile ilgili şu benzetmeyi yaptı:<br><br><B>‘AB yolunda giderken Hükümet kazık fren yaptı, bu yolun buzlu olduğunu göremedi, şimdi oradan oraya savruluyor’ </b>

Dün Radikal Gazetesinde Neşe Düzel’in Ali Bayramoğlu ile yaptığı söyleşiyi okuyunca, bu iktisatçının sözleri aklıma geldi. Aynı kişi, ABD ile ilişkiler, basına karşı Başbakan ve Yardımcısının sertleşen tutumu gibi göze çarpan son siyasi gelişmeleri için de ‘Dedim ya; bulundukları yolun ne olduğunu bilemedikleri için yaptıkları kazık frenle şimdi oradan oraya savruluyor. Savrulurken de kime denk gelirse çarpıyorlar’ demişti.

Bayramoğlu da bu söyleşide AKP’nin kendisine destek veren kesimleri unutmuş gibi davrandığını, şimdi bocaladığını, kendisine destek veren kesimlerin bu desteğini çekmeye başladığını, bunu görmesi gerektiğini söylüyor. Bayramoğlu, AKP’nin AB konusundaki yönlendiriciliğinin kalmadığını, müzakereleri yapacak kişiyi bile seçemediğini, bu yönlendiriciliği kaybolunca doğan boşluklardan bir bölümünün asker tarafından doldurulmaya başladığının da altını çiziyor.

Erdoğan’ın AB’ye küstüğünü, partide yaralar oluşmaya başladığını, partinin parçalanabileceğini kaydeden Bayramoğlu, muhalefetsiz kalan Hükümetin basınla, ‘yel değirmeni ile uğraşır gibi’ uğraşmaya başladığını da kaydediyor.

Bizce AKP’liler, kendilerine destek veren aydınlardan biri olan Bayramoğlu’nun bu söyleşisini çok dikkatli okumalılar. Hükümetin bu kadar kısa sürede nasıl bu kadar yorgun ve halsiz düştüğünü, biran önce kendini toparlayıp, AB çizgisine yeniden oturmaya başlamaması halinde başına gelecekleri tartışıyorlarsa, buradan ders çıkarmalılar.

Başbakan Tayyip Erdoğan’ın Kıbrıs konusunda gerçekten sıkıştığı anlaşılıyor. Bir ortayol aranıyor ve AB’den bu konuda ‘imzanın tanıma sayılmayacağı’ yolunda bir belge isteniyor. Şu anda böyle bir belgenin verilmesi zor görünüyor, ki; bu belge alınmadığı takdirde Başbakanın ne yapacağını kestirmek de zor.

Bizce Başbakan önünü göremiyor. Önüne görememesindeki en önemli unsurlardan birini parti içindeki çekişmelerin ve potansiyel ayrılmaların oluşturduğunu sanıyoruz.

KABİNE DEĞİŞİKLİĞİ

Bu arada herkes biliyor ki, Başbakan Tayyip Erdoğan, uzun zamandır düşündüğü Kabine değişikliğini de bir türlü hayata geçiremiyor. Geçtiğimiz hafta Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ile görüşmesinden önce yine ‘kabine değişikliğini bir gün önce gönderdi, bu gün üzerinde konuşacak’ diye söylentiler çıktı ama bu söylentiler fos çıktı.

Son günlerde yine kabine değişikliğinin yaklaştığı yolunda duyumlar alıyoruz.

Belli ki kabine değişikliği, AB ile müzakere sürecinin ve müzakere yapacak kişilerin saptanmasıyla birlikte gündeme gelecek.

Bu konularda Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül ile Başbakanın aynı görüşleri taşımadıkları ve bir ortak noktanın hala bulunamadığı, yoğun olarak söyleniyor.

Bu ortak nokta şunun için önemli ki; Kabine değişikliği ve AB müzarecisinin saptanmasıyla birlikte, Başbakan Erdoğan’ın netleşmeye başlayıp başlamadığını test edeceğiz.

Eğer bu süreç uzarsa, bilin ki, Başbakanın karar verme süreci de uzuyor...

IMF için gereken bankacılık yasa taslağı son şeklini aldı, sosyal güvenlik yasa taslağı dünkü Bakanlar Kurulunda imzaya açıldı. Ancak Gelir İdaresi ve Teşvikler konusunda hala işlerin uzadığı görülüyor., net kararlar alınamıyor.

Yani bütün bu uyarılara rağmen Hükümet hala, yeniden netlik kazanacağı döneme geçiş için gerekli adımları atmış değil.

Umarız bunlar için geç kalınmaz. Yoksa bedelinin ağır olacağı anlaşılıyor.
X