Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Büyükelçi şirket kurdu

Oya BERBEROĞLU

Bir hizmet ajansı kurdu. Merkezi Ankara'da. Şirtketinin adı GTC... Faaliyet alanları, ‘‘Government Relations, Corporate Communications, Events Management, Investor Relations’’ diye sıralanıyor... Henüz 15 günlük bir şirket.

Limuzin kiralamadan, uçak, otel rezervasyonuna, toplantı düzenlemekten Türkiye'nin dış tanıtımına kadar sayısız alanda hizmet verecekler duyduğuma göre. Bir anlamda Türkiye için lobi şirketi gibi çalışacaklar.

Emekli Büyükelçi Kaya Toperi artık patron.

Bern'de Büyükelçi'yken PKK baskınında silah kullanan Kaya Toperi, Dışişleri'nin belki de gelmiş geçmiş en espritüel siması.

Toperi, Dışişleri'ndeki anılarını da yakında kitaplaştıracak.

Kaya Toperi, rahmetli Cumhurbaşkanı Turgut Özal'a danışmanlık da yapmıştı. Aynı zamanda Basın Yayın Genel Müdürlüğü görevini de yürüyordu o zamanlar. Bu görevlerinden sonra Bern ve arkasından da Seul Büyükelçiliği görevlerinde bulundu ve akabinde de emekli oldu.

Toperi'nin espritüel olduğundan söz etmiştim ya. Bir anıyı aktarayım.

Turgut Özal'a özel danışmanlık yaptığı günlerdir. Köşk'te çalışmaktadır. Geç saatlerde Özal telefon açar.

- Kaya ne yapıyorsun orada?

- Otobüs bekliyorum efendim...

- Bu saatte oradan otobüs geçmez. Dolmuşa atla gel de muhabbet edelim...

Bu hep böyle devam eder. Toperi de Özal'a çeşitli yaşanmış öyküler anlatırmış.

Örneğin, bir büyükelçi bir koruma köpeği almış. Çeşitli kurslara göndererek yetiştirmiş. Anlayacağınız çok emek ve para harcamış.

Büyükelçinin tayini başka bir yere çıkmış. Köpeği götürecek durumda değilmiş. Merkeze telgraf çekmiş. Köpek için ne masraflar yaptığından, köpeğin ne kadar iyi koruma olduğundan söz ettikten sonra köpeğe mümkünse bulunduğu yerde, yok eğer olanaklı değilse yakın bir yerde koruma kadrosu açılmasını istemiş...

Daha buna benzer çok öyküyü Toperi'nin yayınlayacağı kitabından öğrenebileceğiz.

Bakalım Toperi, emeklilik döneminde, yeni iş hayatında espri mi hizmet mi satacak...

Her ikisi bir arada olursa Türkiye de kazanacak hiç kuşkusuz...

Enflasyonu bir şartla tutarız

Hazine Müsteşarı Yener Dinçmen de Saracoğlu'nu yalnız bırakmayan dostlarındandı. ABD'den o gün dönmüş olan Dinçmen'le kısa sohbetimizde, ‘‘İnanın IMF bile ekonomik gidişten memnun’’ dedi.

Dinçmen, bu yıl enflasyonu kesinlikle yüzde 60'ın altında tutacağına emin. Ancak bir şartı var. Bu yıl seçim olmaması...

Tabii, iktidardan kaynaklanan seçim ekonomisinin enflasyonu azdırdığı, hep yaşanan, bilinen bir gerçek.

Dinçmen'e, ANAP MKYK'sında alınan kararı hatırlatıyorum. Eğer CHP destek verirse (ki Deniz

Baykal kabul etmediğini açıkladı), 1999 yılı mart ayında yerel seçimler, sonra genel seçim...

Dinçmen, bu durumun da ekonomiyi iki kez sarsacağını düşünüyor. Eğer önümüzdeki yıl seçim olacaksa ikisinin birarada olmasının yararına işaret ediyor.

Seçim demokrasinin gereği...

Ekonomiyi batırmadan seçim yapmayı öğrenmeli artık siyasetçiler. Öncelikle de siyasi iktidarlar. Seçim kazanma uğruna bol keseden atılmamalı. Devlet sadece seçim dönemlerinde değil her zaman vatandaşın hizmetinde olmalı...

Saracoğlu'ndan 100 yaş randevusu.

Divan Oteli'nde, geçen pazar akşamı, 100'ü aşkın kişi yemekteyiz. Dost meclisinin bir nedeni var tabii...

Merkez Bankası eski Başkanı, eski ekonomi Bakanı Rüşdü Saracoğlu, konuşma yapmak üzere mikrofona geliyor.

Saracoğlu, ‘‘Adettendir bu tür gecelerde enflasyon hakkında konuşulur. Ben de öyle yapacağım’’ deyince derin bir sesizlik yaşanıyor. Arkasından Saracoğlu, ‘‘Ama bu yaş enflasyonu’’ deyince de kahkahalar patlıyor.

ANAP'lı genç siyasetçi Saracoğlu, 50'inci doğum gününde dostlarıyla birarada olmanın mutluluğunu yaşıyor.

Hayatında ilk kez doğumgünü kutluyor. Bu da 50 yaş olmasından kaynaklanıyor. Tıpkı İskandinav ülkelerinde olduğu gibi. Bir sonraki randevuyu da 100'üncü yaşgününe veriyor.

Saracoğlu, doğum günü pastasındaki mumları annesi Reha Hanım'ın söndürmesini istiyor. Pastayı da anne-oğul birlikte kesiyorlar.

Gece geç saatlere kadar süren keyifli toplantıda her masanın konusu farklı doğal olarak. Bazı masalarda genç kalmanın sırları, vitaminlerin doğru kullanımı, bir başkasında ekonomi ve siyasetteki istikrarsızlık, geçim zorluğu, seçim ne zaman olmalı, bir diğerinde İstanbul'a kim başkan olabilir tartışılıyor.

Avrupa Tarzan gibi

Avrupa-Türkiye ilişkileri, tarihinin en ağır krizini yaşıyor.

Ama, Türk dostu olarak tanınan Avrupa Birliği Komiseri Martin Bangemann, ortada bir yanlış anlama olduğu kanısında.

Bangemann'a göre Lüksemburg zirvesi kararı, 1987'de Türkiye'nin tam üyelik başvurusunu değerlendiren Komisyon'dan çıkana göre çok daha olumlu... O yüzden Bangemann, Türkiye'nin kızmasına, tepki hatta tehdit yoluna başvurmasına karşı.

Ankara'daki temaslarından sonra İstanbul'da Türk Sanayici ve İşadamları Derneği'nde (TÜSİAD) konuşan Bangemann, bu fikirleri dile getirdi.

Bangemann'a esprili yanıt da TÜSİAD İstişare Konseyi Başkanı Bülent Eczacıbaşı'dan geldi.

Eczacıbaşı, Fransa'nın eski Başbakanı Raymond Barre'ın Avrupa Birliği ile ilgili bir sözünü hatırlattı:

- Avrupa Birliği, Tarzan'a benzer. Fiziği, adelesi, hepsi yerindedir. Ama derdini anlatmakta zorlanır...

Bu benzetmeye katılır mısınız bilemem.

Avrupa belki, ‘‘Ben Tarzan, sen Jane’’ misali, mutlu bir evlilik, kırmızı panjurlu bahçeli bir yuvadan söz ediyor...

Ama Türkiye Avrupa'yı dinlerken aynı mesajları almıyor.

Yoksa yanlış mı anlıyor?

Ben yanlış anladığımızı sanmıyorum da...













X