Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Bu olaya el konulmalı

Emin ÇÖLAŞAN

Akşam gazetesi tarafından mağdur edilen on binlerce insanımız feryat ediyor. Dünkü yazımdan sonra yine faks ve telefonlar yağdı. Bu nasıl iştir sevgili okuyucularım? Sen televizyon ve yemek takımı vaatleriyle yüz binlerce kişiye çok yüksek fiyattan gazete satacaksın, sonra da halkın sırtından trilyonları götürüp vaat ettiklerinin büyük bir bölümünü vermeyeceksin!

Ana oğul Mehmet Ali ve Nazlı, ben bu yaraya parmak bastıkça kıyameti koparıyorlar. Diyorlar ki ‘‘Biz bunları verecektik ama Biryay şirketi bizim dağıtımımızı durdurduğu için veremedik.’’

Ne ilgisi var? Senin televizyonlarını, yemek takımlarını dağıtım şirketi mi veriyor veya dağıtıyor?

Şimdi size dağıtım şirketi Biryay tarafından İstanbul 13. Noterliği kanalıyla M. Ali Ilıcak ve Akşam gazetesine çekilen 25 şubat 1998 tarih ve 7764 sayılı ihtarnameyi iletiyorum. Gerçekleri bu belgede bir kez daha göreceksiniz:

‘‘Konu: Promosyon ürünlerinin dağıtımı.

Son zamanlarda Akşam gazetesi tarafından yapılan yayınlarda, gazetenin promosyon ürünlerini okurlarına vermemesinin nedeni olarak dağıtım şirketimizce gazetenin dağıtılmaması gösterilmiş, kamuoyu nezdinde yanlış bilgilendirme ve spekülasyon yaratılmaya çalışılmıştır.

Akşam gazetesi, düzenlediği kampanyalarda okurlarına, televizyon ve yemek takımları vaat etmiştir. Daha sonra haksız ve hukuka aykırı olarak okurlar promosyona katılmaktan caydırılmaya çalışılmış olmasına rağmen, on binlerce okur kuponlarını tamamlamış, sertifikalarını almıştır.

Ancak yemek takımlarını Ocak l996'da, Haziran l996'da televizyonlarını alması gereken okurlar bunlara halen kavuşmamıştır.

Kampanyanın ortasından başlayıp bitimine kadar okurları kupon toplamaktan caydırmaya yönelik tüm çabalarınıza rağmen, yükümlülüğünü yerine getirip halen televizyon bekleyen okur sayısı 50 bin, yemek takımı bekleyen okur sayısı ise l35 bin'dir...’’

***

İhtarnamenin bundan sonraki bölümünde, Biryay'a gönderilen l20 bin okur şikâyetinin Akşam gazetesine gönderildiği, gazetede muhatap bulamayan okurların bu kez tepkilerini bayilere yönlendirdiği, onların tehdit edildiği ve bu durumda, Akşam gazetesinin dağıtımının l996 yılı Eylül ayında zorunlu olarak durdurulduğu anlatılıyor. İhtarname şöyle devam ediyor:

‘‘Dağıtımın durdurulmasından sonra kampanyaya katılan okurlarla ilgili tüm belgeler tarafınıza teslim edilmekle kalmamış, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı'na da ürün dağıtmama sebebi olarak elinizde bilgi bulunmadığı yolundaki çirkin ve yalan beyanlarınıza karşı, aynı bilgi ve belgelerin örnekleri dağıtım şirketimiz tarafından Bakanlığa gönderilmiştir.

Gazetenizin (Akşam'ın) okurlarından haksız kazanç sağlamak ve onları dolandırmak gibi bir niyeti olduğu, bugün okurların gazetenize karşı açmak zorunda kaldığı binlerce dava ile açıklığa kavuşmuştur.

Sadece okurları değil, aynı zamanda gazetecilik mesleğinin itibarını da zedeleyen bu işlem ve davranışınızın, halen dolandırıcılıktan yargılanan Günaydın gazetesi ile bir paralellikten çıkmasını arzu ediyorsanız, dağıtım şirketimiz, güçlüklere göğüs gererek kuponlarını tamamlamış ve ısrarla ürünlerini talep eden okurların mağduriyetini gidermek için her türlü fedakârlığı göze almaya hazırdır.

Bu nedenle, tarafınızdan mağdur edilen okurlara ürünlerinin dağıtılması için bunların -eğer mevcut ise- derhal dağıtım şirketimize verilerek şirketimiz aracılığı ile ulaşımının sağlanması gerekir.

Bu ürünler mevcut değilse, ne zaman dağıtılacağına ilişkin bir dağıtım planı ile teminat mektubunun, bu ihtarnamenin tebliğinden itibaren en geç 7 gün içerisinde şirketimize iletilmesini önemle rica ederiz.

Aksi halde bu ürünleri ısrarla ve bilerek vermekten kaçınan gazetenizin bu tutumunu bir kez daha kamuoyuna duyuracağımızı ve yeniden başlamış olan dağıtım ilişkimizi bir kez daha gözden geçirmek zorunda kalacağımızı ihtaren bildiririz.’’

***

Evet, Türkiye'nin en büyük dağıtım şirketi olan Biryay'ın bu ihtarnamesinde, ortaya çok büyük bir rakam çıkıyor.

Ilıcak ailesi, bugüne kadar 50 bin televizyon ile l35 bin yemek takımını dağıtmamış, ancak bunların parasını şakır şakır ve peşin olarak almıştır.

Bu, inanılmaz bir rakamdır.

Demek ki tam l85 bin aile, genç yetenek Mehmet Ali ve onun avukatlığına soyunan anası Nazlı Şirin (Ilıcak) tarafından mağdur edilmiş, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı'nın dün burada söz ettiğim yazısında geçen deyimle, dolandırılmıştır.

Ancak bugüne kadar olup biteni anlamak mümkün değildir.

Sanayi Bakanlığı, bu dolandırıcılık nedeniyle İstanbul Cumhuriyet Savcılığı'na suç duyurusunda bulunduğunu, yine resmi yazısında belirtmektedir.

Ne olmuştur bu başvurunun sonucu?

Bu konuda bakanlık ne yapmaktadır?..‘‘Ben durumu savcılığa bildirdim, iş benden çıktı. Ne halleri varsa görsünler’’ demekle bu iş biter mi? Niçin hadisenin üzerine gidilmiyor?

Günaydın gazetesi, on binlerce okuyucusuna buzdolabı vaat etti ve bunları vermedi. Sahibi şimdi cezaevinde.

Peki Akşam'ın ana-oğulu farklı bir şey mi yaptılar? Ilıcak ailesinin kanun önünde bir ayrıcalığı mı var?

Bu işler, bu konuyu gündeme getirenlere hakaret yağdırmakla çözülmez.

Kim soracak l85 bin ailenin hesabını, kim?

Hangi makam soracak o garibanların sırtından kazanılan trilyonların hesabını?













X

YAZARIN DİĞER YAZILARI