Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Bu nasıl kankalık

Adnan Polat’la Aziz Yıldırım’ın arasında su sızmıyor. Bu nasıl oldu?

İki başkan kamuoyuna değişik değişik, ters ters beyanatlar veriyor. Sonra da çıkıp, “Biz kankayız” diyorlar. Bu nasıl kankalık? Kankalar genelde böyle mi yaparlar?  Konuşur musunuz ey kankalar!

Bu hakemlere kimler etki ediyor, söyler misiniz?

GALATASARAY Kulübü Başkanı Adnan Polat, “Birinciyle ikinciyi hakemler belirliyor” diyerek dert yanıyor. Adnan Polat’a soruyorum; “Hakemler bu sıralamayı belirleme kararını yıllarca yaptılar mı! Yoksa son zamanlarda mı yapıyorlar! Adnan Polat’ın çok daha aşağılarda çalıştığı zamanlarda hakemler aynı işleri yaptılar mı yoksa şimdi mi bozuldular?” Hakemler o zaman iyiydi de sonra mı kötü hale düştüler? Çok merak ediyorum. Eğer bu sorularıma cevap verirse keyifle bu satırlarda size aktarırırm.
Yine soruyorum... Adnan Polat’ın o meşhur 20.45 sözünü kullandığı dönemlerde aynı hakemler mi vardı? Polat, o kadar emin bir şekilde “20.45” diyordu. O zaman da mı birinciyi hakemler tayin etmişti? Yoksa bu bir tesadüf müydü? Öyle sanıyorum ki, buna her zaman olduğu gibi “espriyle karışık söylenmiş bir laf” diyecektir.
20.45 senaryosunun gerçekleştiği maç için Aziz Yıldırım hala “araştırılsın, soruşturulsun” diyor. Oysa aradan yıllar geçti.
İki başkan kamuoyuna değişik değişik, ters ters beyanatlar veriyor. Sonra da çıkıp, “Biz kankayız” diyorlar. Bu nasıl kankalık? Kankalar genelde böyle mi yaparlar? Konuşur musunuz ey kankalar! Söyler misiniz, cevap verir misiniz ey sevgili kankalar. Bu hakemlere kimler etki ediyor, söyler misiniz?

Senaryoyu yazan da oynayan da belli!

BÜNYAMİN Gezer, otoriter gözüken ama otoriter olmayan, sert gözüken ama bence öyle olmayan bir hakem. İyi bir insan olabilir ama maçları idare ederken duruma göre karar veriyor, duruma göre maç yönetiyor. Neden? Cevabı çok basit. Çünkü önünde hiçbir hedef yok. FIFA hakemi değil ki, Avrupa hedefi olsun. Benim için en tehlikeli hakem tipi budur. Bu tip hakemin kafasında bin türlü şekil vardır, işin içinden bir türlü çıkamaz. Ahlaklı ise zaten bir şey yapmaz. Ahlaksızsa bu sefer paraya karşı oynar. Veya “Hakemliği bıraktıktan sonra ben ne yapacağım arkadaş? MHK’de görev almak için bazı kulüplere ve bazı başkanlarla ters düşmeyeyim. Güçlü takımların aleyhinde karar vermeyeyim, antipatik gelmeyeyim” der. Bu cümleleri Bünyamin için yazmıyorum. Genel hakemlik tablosu için yazıyorum.
Hakemlik yaparken illa FIFA olacaksın diye bir kural yok. Ama bu işi en iyi yapacağım diye bir istek olmalı. Bazıları diyor ki; “Bünyamin Gezer bazı takımlar tarafından isteniyor.” Olabilir. Bazı takımların uğurlu hakemleri vardır.
Bazı hakemler vardır, hiçbir takım tarafından istenmezler.
Size futbol dışından bir örnek... Merkez Bankası Başkanı atandı, adam için, “Eşinin başı bağlı. Bu bir ekibin adamı” dediler. Göreve başladıktan birkaç ay sonra CHP’liler, MHP’liler, iş dünyası, hatta AKP’liler bile onun için ileri geri konuştular. Ben Ankara’da yetiştiğim için Merkez Bankası’nda çalışan çok dostum var. Bir araştırma yaptım. Dediler ki; “Yeni başkan çok düzgün bir insan. İşini de iyi yapar.” Bu kadar tenkit alınca arkadaşlarımın ne kadar doğru söylediklerini anladım. Çünkü adam kimseye yaranamıyordu.  Çünkü doğruyu yapıyordu. Şu anda Türkiye’nin geldiği konumda Merkez Bankası Başkanı’nın payı yok mu? Bence yüzde yüz var.
Gezer ezildi
Dönelim yine hakemlere... Kimsenin uğurlu hakemi olmamalı. Kimse maçına göre hakem istememeli. Mesela F.Bahçeli Emre... Antalya’daki TSYD seminerinde bile hakem eğitimcisi Jaap Uilenberg,  tarafından görüntüyle oynatıldı. Emre’nin Bünyamin Gezer’e yaptıklarını herkes gördü. “Buna sarı kart göstermeyen hakem ikinci yarı hakemlik yapamaz” dediydi Uilenberg. Ne fark etti? Emre gene aynısını Bünyamin Gezer’e yaptı. Artı ne oldu? Aynı Bünyamin Gezer’e gene soyunma odası koridorlarında Aziz Yıldırım ve Murat Özaydınlı sataştılar. Neymiş? Fenerli futbolcular tekme yiyorlarmış. O maçta bir tane tekme yiyip sindirilen adam vardı, o da Jaja’ydı. Ama bugün bakın gazetelerde bunların hiçbirisini bulamazsınız. Neden? Çünkü Şenol Güneş, Aykut Kocaman karşısında ezildi, büzüldü, misafir olmasına rağmen neredeyse gitti Aykut’tan özür diledi. Onun ezildiği yerde Trabzonspor takımından ne bekliyordunuz? Senaryoyu yazan da oynayan da belli.

Sahte Harlem keyif veriyor!

BEŞİKTAŞ takımı, şu anki görüntüsüyle gösteri takımı gibi. Yani Türkiye’nin futboldaki Harlem’i. Tabii ki Harlem’in kötüsü yıldız alınmakla şampiyon olunmuyor. Takım olmak lazım. İstanbul BŞB Teknik Direktörü Abdullah Avcı son derece akıllı bir taktiksyen, Beşiktaş’ı da mahvetti. Marco atılmasaymış yenilmezlermiş. Hiç fark etmezdi. Neymiş efendim, rakip çok defans adamıyla oynamış. Neymiş efendim, çok kapanmış. Ne yapacaktı yani. Kalesini açıp “buyrun beyler” mi diyecekti? Beşiktaş takımında hücuma kalkan oyuncular kızılderililer gibi gidiyorlar. Ama dönerken hepsine bir tane taksi lazım. Böyle bir maçta bile Schuster’i göklere çıkarıp Abdullah Avcı’yı tenkit edenler var, inanamıyorum. Ama Beşiktaş keyifli bir takım, korku filmi gibi. Gol atarken de keyif veriyor, yerken de.

Futbolun aktörleri

TÜRKİYE’de rakip takımları kendi takımını ve maçın hakemini en iyi etkileyip tezahürat yapan seyirci F.Bahçe’de. Beşiktaş seyircisi bağırma gücü olarak çok iyi. Çok gürültü yapıyorlar ama hikaye. Kendilerini eğlendiriyorlar. Fener seyircisi öyle değil. Rakip futbolcuyu da attırıyor, rakip takımı da sindiriyor, kendi takımını alkışlıyor. Eğer hakem biraz müsaitse (!...) Onu da arka bahçeye götürüyor. Yunus Yıldırım gibi çok tavırlı çok kişilikli çok net hakemleri de açıklama yaparak yönetim istemiyor. Neden? Çünkü ona ve onun gibilerine ne sahada ne soyunma odalarında tesir edemiyorsunuz.
Bu filmleri eskiden çok gördüğüm için ben gülüp geçiyorum. Şu anda bunları oynayan veya konuşan aktörleri iyi bildiğim için onların da bu işleri en az benim kadar bildiklerini iyi biliyorum. Futbolda bir sahnenin önü vardı, bir de arkası. Yöneticiler hiçbir zaman arkasından konuşmazlar. Hep önden insanı aldatırlar.

Bursa’da transferleri kim yapıyor?

BURSASPOR’da transferleri kim yapıyor? Başkanla beraber yönetim mi, yoksa Ertuğrul Sağlam mı? Şampiyon olup Şampiyonlar Ligi’ne giden Bursaspor’un geçtiğimiz 6 aydaki transferleri fiyasko çıktı. Ara transferde 4 oyuncu aldılar, “Nokta transfer yaptık” diyorlar. Sezon başı yapılan transferler sonrası herkes suçu birbirine atıyordu. Nokta transferleri kimler üzerine alacak bilmiyorum.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI