Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Bu kriz de geçer yahu!..

Ege CANSEN

Adam, ‘‘Bu dert de geçer yahu!’’ diye kendisini teselli eden arkadaşına, ‘‘Biliyorum geçmesine geçer, ama deler de geçer diye dertliyim’’ demiş. Ekonomide kriz, yani milli gelir artışının durması, hatta eksiye dönmesi halen devam ediyor. Hepimizin umudu, bahar ve seçimlerle birlikte bu krizin aşılıp piyasanın canlanması. Bu U dönüşünün gerçekleşmesi için, ilk baharın gelmiş, çiçeklerin açmış, otların yeşermiş olması yetmez, seçimlerin de zamanında kazasız ve belasız yapılmış olması gerek diye düşünülüyor. Parasal iktisatçılara göre bu da yetmez. Mutlaka sisteme taze para şırınga edilmesi gerek. Taze para TL olacaksa, bütçenin açılması, yok eğer döviz olacaksa IMF'nin kesenin ağzını açması şart. Özetle, devlet bütçesi veya IMF kesesi açılmadan, işlerin açılacağı yok.

* * *

Anlaşıldığı kadarıyla, Ecevit'in (daha fazla) bütçe açığı vermeye niyeti yok. Yeni başbakan da muhtemelen aynı politikada ısrar edecek. Kala kala iş, IMF'nin kesesinin ağzının açılmasına kalıyor. Bunun için IMF'nin bazı şartları var. Bunların başında Sosyal Sigorta sisteminin verdiği açıkların azaltılması, hatta mümkünse kapatılması ön sırada. Ayrıca tarım desteklerinin azaltılması, zarar eden KİT'lerin özelleştirilmesi, yerel yönetimlerin harcamalarının bir esasa bağlanması gibi, ‘‘harcamaları kısıcı’’ tedbirler bulunuyor. Demek ki IMF'nin sisteme taze para şırınga etmesi, Türk devletinin sistemden para çekmesine bağlı. Bu durumda iki etki birbirini götürecek ve sistemdeki para miktarı değişmemiş olacak. Yani, parasal iktisatçıların (sesi çıkan iktisatçıların onda dokuzu) piyasaların açılması için gerek gördüğü ‘‘nakit enjeksiyonu’’ (para şırıngalaması) ufukta gözükmüyor. Bunun anlamı, baharda seçimler yapılsa bile işlerin fazlaca açılmayacağıdır.

* * *

Bu tabloyu değiştirecek bazı önemli hususlara değinmek istiyorum.

1. IMF, Türk bankacılık kesiminin adam edilmesini de istiyor. Hatta bunun için ayrıca yardımcı olmaya hazır diye duyuyoruz.

2. Genel olarak finans, özel olarak bankacılık kesiminin adam edilmesi ‘‘faiz’’lerin düşmesine (yani normale yaklaşmasına) sebep olacaktır.

3. Düşen faizler ve bankacılık kesiminin yeniden sağlam bir şekilde inşa edilmesi, ekonomiye moral verecek, piyasalar işte bu sebeple canlanacaktır.

Peki, o veya bu şekilde piyasalar canlanınca, zor duruma düşmüş ve sayıları bir hayli fazla olan sanayi şirketleri ne yapacaktır? Kriz geçtiği gün bunların ayakta durmaya mecalleri kalacak mıdır? İşte beni tasalandıran konu bu. Çünkü, zora düşmüş sanayi şirketlerini ‘‘ayağa kaldıracak’’ şey, sadece piyasaların canlanması değil, aynı zamanda ertelenmiş ‘‘fiyat zamlarının’’ korkusuzca yürürlüğe konulabileceği ‘‘yükselen fiyat beklentileri’’ ortamına girilmesidir. Şu sıralarda ininde fırlama sırası bekleyen ‘‘enflasyon artışı’’, bu toparlanmanın istenmeyen (negatif) yönünü teşkil edecektir. O zaman bir yandan işler açıldığı için sevinirken, diğer yandan enflasyon yükseldiği için yakınacağız. Falda bu gözüküyor.

SON SÖZ: Yağmura evet, tufana hayır.



X