Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Bu kadarı görülmedi

Emin ÇÖLAŞAN

Tayyip suç işlemişti ve mahkûm oldu. Türk devletini ve Cumhuriyet rejimini yıkmak için el ele, kol kola giren şeriatçı-bölücü kürtçü-entel liboş işbirliği de hemen hortladı. Özellikle şeriatçı kesim, Yargıtay kararından sonra yaygarayı koparıyor.

Türk adaletine, yargıya, Tayyip'i mahkûm eden yargıçlara, kararı onayan Yargıtay üyelerine ve Yargıtay Başsavcsısı'na her gün sövülüyor.

O insanlar tehdit ediliyor ve açıkça hedef gösteriliyor.

Şeriatçı gazetelerden biri, Tayyip kararını onayan dört Yargıtay üyesinin resimlerini dün birinci sayfada, renkli olarak ve kocaman veriyordu.

Onları hedef gösteriyordu.

Aynı gazete, duruşmalara türbanla girmek isteyen bayan avukatlara engel olan Gümüşhane Baro Başkanı'nı'da bu şekilde hedef göstermiş, Ali Günday bir süre sonra bir meczup tarafından öldürülmüştü.

Yargıtay Başsavcısı, ya da Yargıtay üyelerinden birinin başına iş gelirse, sorumlusu tamamen bu gazetedir, bu kesimdir.

***

Evet, günlerden beri bağırıyorlar, küfrediyorlar ve yargı kararını protesto ediyorlar. Rezalet, İstanbul Belediye binasında başlatılıyor. Tayyip posta koyuyor! Onun önünde sloganlar atılıyor:

‘‘Öl de ölelim, vur de vuralım’’...

Tayyip kürsüden yanıt veriyor:

‘‘Sizin adınız Vural değil ki vurasınız...Soyadınız Savaş değil ki savaşasınız’’...

Çok zekidir, aklınca espri yapıyor!

Ama Tayyip'in siyasetten silinmesine gerek Necmettin Erbakan ve gerekse Recai Kutan, içlerinden ‘‘Oh olsun’’ diyorlar. Sadece onlar değil, pek çok Fazilet yetkisilisi de aynı şeyi söylüyor. Ama içlerinden!

***

Şeriatçı-bölücü kürtçü-entel liboş takımı şimdi kafayı taktılar Türk Ceza Yasası'nın 3l2. maddesine. Tayyip bu maddeden mahkûm oldu. Ayrıca PKK gibi devlet, millet düşmanları da bu maddeden yargılanıyor. Madde şöyle:

‘‘Kanunun cürüm (suç) saydığı bir fiili açıkça öven veya iyi gördüğünü söyleyen veya halkı kanuna itaatsizliğe tahrik eden kimse, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Halkı sınıf, ırk, din, mezhep ve bölge farklılığı gözeterek kin ve düşmanlığa açıkça tahrik eden kimse bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır’’.

Vatanını ve milletini seven hangi aklı başında insan, bu maddenin kaldırılmasını isteyebilir?

Turgut Özal yakın geçmişte milletimize bir oyun oynamış ve Türk Ceza Yasası'nın l63. maddesini kaldırıvermişti. O madde, şeriatçı kesimin ilacıydı. Kaldırıldı ve şeriatçı kesim rahatladı.

O sırada bizim entel-liboş takımı da Özal'a destek vermiş ve bu ‘‘antidemokratik’’ maddenin kaldırılmasını istemişti. Şimdi aynı oyun 3l2. madde için oynanıyor.

Şeriatçı-bölücü kürtçü-entel liboş işbirliği ile.

***

Fazilet Partisi bağırıyor: ‘‘Bu madde demokrasi, fikir özgürlüğü ve insan haklarına aykırıdır. Konuyu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne götüreceğiz’’.

Düne kadar sövdükleri, alay ettikleri, ‘‘Sizi gidi batı taklitçileri, sizi gidi batı kulübü üyeleri’’ diye aşağıladıkları Avrupa'dan medet umuyorlar...

Ve bir şeyi de çok iyi biliyorlar! Leyla Zana'nın kocası bu maddeden yargılanıp hapis aldı. Konuyu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne götürdü.

Mahkeme bu başvuruyu reddetti. Bu maddenin fikir özgürlüğü ile hiçbir ilgisi olmadığını karara bağladı.

Peki Fazilet niçin böyle yapıyor? Bu gerçeği bilmiyor mu? Elbette biliyor da, kendi seçmenine ninni söylüyor!

***

İstanbul'u mahveden Tayyip mahkûm oldu ve siyasi hayatı sona erdi. Günlerdir yargı kararını protesto ediyorlar. Tayyip her gün şov yapıyor...Çünkü o makamda artık uzatmaları oynuyor.

Mahkemelere, savcılara küfür ve hakaret yağdırılıyor. Yargı kararı ‘‘Yüz karası, utanç verici’’ olarak tanımlanıyor. ‘‘Vur de vuralım, öl de ölelim’’ diye sloganlar atılıyor.

Yargıtay 8. Ceza Dairesi başkan ve üyelerinin resimleri şeriatçı gazetelerde yayınlanıyor ve bu insanlar açıkça hedef gösteriliyor.

Peki ama savcılarımız nerede? Savcıların derhal ve doğrudan dava açmaları gerekmez mi?

Kendi mesleklerine, yargıya sövülüyor, meslektaşları hedef gösteriliyor.

Nerede Cumhuriyet'in savcıları, nerede?

Eğer mahkeme kararlarına sövmek, hâkim ve savcılara hakaret etmek, onları hedef göstermek şeriatçı kesim için serbest ise, o zaman aynı şeyi 65 milyon vatandaşımız da yapsın. Herhangi bir davayı kaybeden, ortaya çıkıp ana avrat küfretsin. Mahkemelere tehditler yağdırsın, hedef göstersin.

Var mı böyle bir özgürlük?

***

Biz her gün ‘‘Demokrasi, insan hakları’’ diye çığlıklar atan bu tiplerin ciğerinin içini biliyoruz. Bu kavramlar, sadece onların işine geldiği sürece vardır.

Yeterli güç ve yetki sahibi oldukları anda, demokrasinin ırzına onlar geçecektir. Bugün demokrasiden söz eden Tayyip, bir süre önce ‘‘Müslümanlar'ın kıyam etmesinden’’, yani ayaklanmasından söz ediyordu. Aynı Tayyip ‘‘Demokrasi bizim için amaç değil araçtır’’ diyordu...Yani ‘‘Biz demokrasiyi amacımıza ulaşana kadar kullanırız, sonra yok ederiz’’ demeye getiriyordu.

Şu anda güçleri yok, yetkileri yok ama yine de bir yargı kararı karşısında kıyameti koparıyorlar.

Allah korusun, bir de güç ve yetki sahibi olduklarını düşünün!

O zaman İran mı istersiniz, Suudi Arabistan mı, Sudan mı, yoksa Afganistan mı!..

Kırk katır mı, kırk satır mı?

Türkiye'yi bunlara bu kadar ucuza mı bırakacağız? Birkaç yaygara, şantaj ve tehdide boyun mu eğeceğiz? Savcılarımız düşünsünler!













X

YAZARIN DİĞER YAZILARI