Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Borsadan gelen, borsaya gider

Ege CANSEN

...Ve nihayet borsalar düşmeye başladı. Buna bizim borsamız da dahil. Biraz tuhaf kaçacak, ama hayırlısı olsun diyelim.

Bundan bir süre önce Uzakdoğu'da sıkıntılar başlamıştı. Sıcak paranın ‘‘hava’’sıyla şişen Tayland ekonomisinin, ‘‘hava’’sı, yani ‘‘sıcak para’’sı, ülke dışına kaçmaya başlayınca, ülkede kriz patladı. Eh, nasıl bir sınıfta tek bir gripli öğrenci, on sağlam öğrenciyi hasta ederse, Tayland'da başlayan ‘‘devalüasyon krizi’’ de sağlam ekonomili komşularına bulaştı. Onlar da hastalandı.

Ancak dünya ekonomisi bakımından dananın büyüğü, New York'taydı. Hem aşırı değerlenmiş bir ABD Doları, hem de aşırı değerlenmiş bir hisse senedi borsası, bazı kişi ve kurumlarda inanılmaz ‘‘fiktif’’ servetlerin birikmesine yol açmıştı. Bu işleri takip edenler, ‘‘Kâr realizasyonu, ne zaman?’’ demeye başladı. Kâr realizasyonu, ‘‘kâğıttan, nakit paraya geçmek’’ demektir. Bu da kâğıt arzını artıran bir işlemdir. Doğal sonucu, hisse senedi (kâğıt) fiyatlarının düşmesidir. Bu işlem gecikmişti. Hatta, daha iki hafta önce, Economist Dergisi, ‘‘N'olur, artık düş’’ diye New York Borsası'na kapaktan yalvarmıştı.

***

Bu, borsaların ne ilk düşüşüdür, ne de son. Bir yerde borsa varsa, düşüş de vardır, kalkış da. Bu ‘‘indi - çıktı’’lara yüreği dayanmayanların borsada işi yoktur. İktisatçılar, sert hareketlerden hoşlanmaz. Ben de hoşlanmam. Ne var ki, ‘‘Dalga hareketi olmalı; ama dalganın yüksekliği makul olmalı’’ demenin de bir âlemi yoktur. Çünkü bu iş, piyasa oyuncularının birbirini atlatma oyunudur... Ekran başından yekdiğerine ‘‘Hamleni sezdim, restini gördüm’’ diye nara attıkları bir garip gladyatör kavgasıdır. İşin o tarafına kafayı fazlaca takmayın. Düşene de üzülmeyin.

İktisatçılar, sert dalgadan (yüksek volatilite) hoşlanmaz dedik. Çünkü, sert dalga hareketleri yüksek ‘‘belirsizlik’’ ortamı yaratır. Belirsizlik, beraberinde riziko getirir. Her riziko da ekonomik sisteme en az sigorta primi kadar ilave külfet yükler. Bu da ulusal geliri düşürür.

Diğer taraftan, ekonomik açıdan, piyasaların dalgalanması esasında ‘‘yararlı’’dır. Her şeyden önce bu, ‘‘fiyat mekanizması’’nın çalışması demektir. Fiyatların dalgalanması ve buna bağlı olarak arz ve talebin artıp azalması, serbest pazar ekonomisinin içine inşa edilmiş ‘‘piyasa mekanizması’’nın sistemin ‘‘kaynak tahsisi’’ problemine çözüm arayışıdır.

Tam bu noktada çok önemli bir ilişkiye işaret etmek istiyorum. Piyasalarda adeta ‘‘kriz’’ şeklinde tezahür eden şiddetli düşüşler, bir ‘‘bozma’’ hareketi değildir. Aksine krizler, daha önceleri sinsice birikmiş bir hata urunun ‘‘düzeltilmesi’’dir. Ne zaman bir krizle karşılaşılınırsa, şu sorular sorulmalıdır: Bu olaydan önce ‘‘oluşan’’ durum neydi? Bu durum, sürdürülebilir miydi? Bu durumun sürüp gitmesinde ekonominin, iktisadi büyüme ve milli gelirin adil dağılımı gibi nihai amaçları açısından fayda var mıydı?

SON SÖZ: Kriz, çözer.

X