"Ayşe Aral" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayşe Aral" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayşe Aral

Bir yanlış tuş ömrümün iki gününü yedi

Şimdi size öyle bir olay anlatacağım ki “Yok artık, oha, şaka herhalde, yok yok kesin kurgu ya da Ayşe senin başına gelenler de hakikaten pişmiş tavuğun başına gelmez” diyeceksiniz.

Baştan söyleyeyim şaka maka, kurgu falan değil, hepsi gerçek ve hepsini canlı canlı yaşadım. Şimdi durum şudur sevgili okur dostlarım.

Geçtiğimiz çarşamba gecesi sevgili dostum Neslihan Yargıcı’yı aramak üzere cep telefonumu elime aldım. Gecenin oldukça geç bir saatiydi.

Neslihan’la biz vampir modunda takıldığımızdan, kendisinin de uyumadığını bildiğimden, o saatte aramakta bir mahsur görmedim. Numara da ezberimde, şak diye çeviriverdim. Numara çalmaya, ben de beklemeye başladım, uzun uzun çaldı ama açan yok. Şaşırdım, uyumuş olamaz, herhalde sokaktaki kedileri beslemeye çıktı diye düşündüm.

Aradan yarım saat falan geçti, tekrar ara tuşuna basıp bir daha aradım ve...

“Alooooooooooo”

“Ne haber Nesli? Merak ettim, demin de aradım neredeydin?”

“Nesli haaaaa!” “Nesli haa!” diyen kadının sesinin Neslihan’dan hayli tiz olduğunu çakozlayınca hemen duruma ayıldım, yanlış numara!

“Ay pardon hanımefendi, ben Neslihan Hanım’ı aramıştım, gece gece rahatsız ettim, ne olur kusuruma bakmayın.”

“Yok ya, Neslihan Hanım’ı aradın demek! Bana bak yelloz, az kaldı seni elime geçirmeme. Dur sen, bekle! Ama işte bak Allah büyük, normalde görünmeyen numaradan arardın, bu sefer şaşırdın galiba, artık elimde numaran. Sen bittin fahişe!”

“Ay saçmalamayın, valla yanlış numara” diye yırtınmaya çalışırken arkada feryat figan kopmaya başladı aman Allah’ım ne bağırış ne çağırış.

Erkek sesi; “Ver o telefonu bana” diyor.

Kadın; “Sıkıyorsa gel al, şerefsiz adam, al da konuş yelloz sevgilinle”

 Panik oldum ve telefonu kapattım. Resmen şoktaydım, tek günahım da 3 yerine 6 çevirmek, altlı üstlü ya kendileri.

Tövbe tövbe çekerek mutfağa gidip kendime papatya çayı yaptım, uykum da yok diye biraz müzik dinlemeye karar verdim. Barbra Stersiand uykusuz gecelerimin en sadık dostlarındandır, cdye onu taktım. Endlıss lave çalarken bir yandan da o kadınla adamı düşünüyordum, çünkü gerçekten bir yanım da duruma çok üzüldü; gece gece salaklığım sayesinde başka bir hanede kavgaya sebep oldum diye.

Bir yanlış tuş ömrümün iki gününü yedi

Endlıss lave bitince tekrar dinleyeyim diye ripit yaptım, tam o sırada telefonum çaldı. Ekrandaki numara, o numara; 6lı yani. Önce “Açmayayım” dedim, sonra da “Olur mu aç; kadına durumu, gerçeği tekrar anlat Ayşe” dedim.

“Alo”

“Yelloz!”

“Bakın hanımefendi, hebelübebe......”

“Sen hanımefendiyi sokakta görsen tanır mısın, kafa koparıcı?”

Arkadan adam yine bağırmaya başladı;“Sen bittin, ver o telefonu bana!”

Hiç sesimi çıkarmadan beklemede kaldım. Allah korusun, olur ya dövüşmeye falan başlarlar, ben de hemen polisi ararım diye. Eh merak da var elbette. Bir an bir sessizlik oldu, sonra kadının sesini duydum; “Gel dinle, gel gel. Al sana ispat, gelsene”

Telefonda bir erkek nefesi, kadın;“Duydun mu ahlaksız adam?”

“Neyi duyacağım ulan? Adamın asabını bozma kadın gece gece, şimdi elimden bir kaza çıkacak ama!”

“Endlıs lav çalıyor, duymazlıktan gelme, bak karı nispet yapıyor. Sen söyledin değil mi bizim düğün şarkımız olduğunu? Hey yelloz, aç aç sesini, biraz daha aç. Ezik kadın, sen işte orada yalnız takılırsın, bak koca benim koynumda, hahahah”

Telefonu kapattım, yok artık diye bir çüş çektim. Ya hu ne alaka endlıs lav düğün şarkılarıymış, bu nasıl bir kâbus ya?

Telefonum yine çalmaya başladı, ben no’ya basıyorum, tekrar çalıyor. Telefonunu kapatıp zıbarsaydın demeyin, telefonumun açık olması şarttı özel bir nedenden dolayı.

Yaklaşık otuz kez civarı arandım, sonra telefon sustu. Bu sefer bir mesaj geldi;“Dua et sabah çocukları okula götüreceğim erkenden, şimdi yatıyorum, yarın kaldığımız yerden devam edeceğiz. Elimin ne kadar uzun olduğunu da göreceksin.”

Bu sefer benim de tepem atmaya başladı, mesaja cevap yazdım;“Aaa sabır sabır bir yere kadar ama yanlış numara diyorum anlamıyorsunuz ve beni tehdit ediyorsunuz, sabah ilk iş avukatımla konuşup sizi dava edeceğim.”

Sabah kalktım, daha doğrusu o numara tarafından 10.00 gibi uyandırıldım. Açıyorum; Allah’ım ne küfürler. Açmıyorum; bu sefer mesajla küfür, hatta tehdit.

Son mesajda “Ayşe Aral” ibaresini de görünce iş artık ciddiye bindiğinden avukat arkadaşım Merve’yi aradım, her şeyi anlattım. Kadının adımı soyadımı bulması beni dehşete düşürmüştü; “Nasıl bulunur? ”diye Merve’ye sordum.

“Sen de dünyadan bir habersin Ayşe, ne var ki çok kolay. Rehbere kayıtlı numaraysa, numarayı yaz xxxx”e yolla, hop kimsin çıksın. Şimdi aynısını ben de yapıyorum o numara için ve hop şanslıyız, kayıtlı numara; adamın adı .......... soyadı ..........”

Bu arada aramalar ve mesajlar hala devam ediyordu, Allah’tan sanırım kadın beni okumuyor ve tanımıyordu, ismim onda hiçbir şey çağrıştırmamıştı, yoksa düpedüz rezillik. Artık işin moku iyice çıkmıştı, Merve’ye talimat verdim ve gerekli çalışmalar başladı.

Cuma sabahı savcılığa suç duyurusunda bulunduk; sözkonusu telefon numarasından taciz ve tehdit telefonları aldığımı ve cezalandırılmasını istedik.

Yine mesajlar aramalar devam ederken, bir mesaj daha geldi;

“Sizi arayacağım, ben .........” “Nasıl utanıyorum anlatamam, eşim adına özür dilemek istiyorum, lütfen açar mısınız?”

Ve açtım...

“Ayşe Hanım, size ne desem bilemiyorum, üstelik ben sizin okurunuzum, tabi isim benzerliği değilse.”

“Hayır değil, benim”

“Şimdi daha da utandım, öncelikle eşim adına çok özür diliyorum, aslında kadıncağız da haklı tüm eşeklik bende. 22 senelik evliliğimizde eşimi hiç aldatmadım, ta ki bundan üç ay öncesine kadar. Üç aydır yanlış olduğunu bildiğim halde genç bir kadına kapıldım. Aşk meşk yok, erkekçe bir şey işte. Kadının maddi beklentilerine cevap vermeyince saldırganlaşmaya başladı.

Ne evde ne işte huzurum kaldı, gece gündüz aramaya başladı. Kaç sefer numara değiştirdim, ne yaptı etti, yine buldu.

Elimi verdim kolumu alamıyorum. Eşime de durumu anlattım, artık bitti dedim. Sizin telefon da tüm bunların üzerine geldi. Hele arkada da bizim düğün şarkımız çalınca eşim koptu. Ne olur kusurumuza bakmayın. Şu an işyerimdeyim ve eşim de yanımda. Google’dan sizi gösterdim ona, kim olduğunuzu falan anladı, konuşmak istiyor, lütfen...”

“Peki”

“Alo Ayşe Hanım, valla ne desem size, ne olur kusuruma bakmayın. Siz de kadınsınız, umarım beni anlarsınız ve bu olay bir dostluğa sebep olmuş olur.”

“Valla size dava açmıştım, o derece ürktüm.”

Konuşma böyle devam etti, hatta iki aynı kaderi yaşayan kadın sözkonusu olunca,bu kadın yan odaya geçip benimle oradan konuştu; bir sürü şeyi anlattı, fikir sordu. O sustu, ben anlattım; baktık ki neredeyse 45 dakikadır telefondayız, iki arkadaş gibi gülüşmeye başladık, en kısa zamanda bir salata yemek için de birbirimize söz verdik.

Telefonu kapatınca Merve’yi aradım, davayı çekelim diye; “Ben zaten açmamıştım, sana söylemedim ama bir kaç gün beklemeye karar vermiştim; bu tip bir sonuçla karşılaşabiliriz diye.”

Ya işte sevgili okur dostlarım böyle, bu da başıma geldi ya pes. Aman ha telefonla birini ararken iki kere kontrol edin, ne olur ne olmaz.

 Not: Uğur Mumcu’yu saygı ve özlemle anıyoruz.

Bir yanlış tuş ömrümün iki gününü yedi

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI