Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Bir milyar dolar...

Uğur DÜNDAR

Geçen hafta, ‘‘Kumarhaneler Kralı’’ Ömer Lütfü Topal'ın servetinden söz ederken, 90 trilyon lirayı bulduğunu yazmıştım. Hafta içinde yakalanarak cezaevine konulan Topal'ın ortağı Ali Fevzi Bir, ifadesinde servet çıtasını yükseltti ve onun çocuklarına bıraktığı mal varlığının bir milyar dolar, yani 176 trilyon lira civarında olduğunu söyledi.

Ali Fevzi Bir, cinayet kurbanı Topal'ın ortağı olduğuna, kumar paralarını paylaştığına göre, bir bildiği var demektir.

TOPAL VE TRİLYONLAR

Bir, bildiklerini bir bir açıklamış:

‘‘Kumarhanelerde iki defter tutulurdu. Bunlardan biri, resmi kurumlara verilecek rakamları içerir, diğeri ise gerçek kazançlarımızı gösterirdi.’’

Aylarca kaçtıktan sonra polisin operasyonla ele geçirdiği Ali Fevzi Bir, anlatmaya devam etmiş:

‘‘Devletin elindeki belgelere bakarsanız, kumarhanelerin çok kazanmadığı gibi bir izlenime kapılırsınız. Eğer böyle olsaydı, Topal bugün çocuklarına bıraktığı bir milyar doları nasıl kazanabilirdi? (Ali Fevzi Bir, kokain gelirlerinden hiç söz etmiyor...) Şirketlerin içi boşaldıkça, onun serveti artıyordu. Yüzlerce gayrimenkulü, bu kazançlarla aldı.’’

Maliye Bakanlığı'nın başlattığı yeni bir soruşturma, Ali Fevzi Bir'in ifadesini doğrular nitelikte... Devletin en değerli elemanlarını bünyesinde bulunduran Hesap Uzmanları Kurulu'nca görevlendirilen uzmanlar, şimdilik 295 parça gayrimenkul tespit etmişler.

Yaklaşık 176 trilyon liralık bu göz kamaştırıcı servetin tamamına yakın bölümü, ölümünden sonra Topal'ın çocuklarına kalmış durumda. Murat ve Elif Topal'ın cinayet konusunda hep suskun kalmaları, dikkat çekici bulunuyor! Aileye yakın kaynaklara göre, bu suskunluğun nedeni, işte bu akıllara durgunluk verecek servet. Çocukların ‘‘Başımızı belaya sokmadan trilyonları paylaşalım ve kumar dünyasından uzak bir yaşam sürelim’’ dedikleri söyleniyor. ( Bu arada imam nikahlı eş Hilal Altıntaş’da devede kulak bir payla dışlandı.)

Türkiye, Susurluk kazasından sonra ortaya çıkan gerçeklerin üstüne giderken, Ömer Lütfü Topal'ın kaşla göz arasında, akıllara durgunluk verecek bir servete nasıl sahip olduğunu belgelemek zorunda.

Öyle ya, 7-8 yıl öncesine kadar Fındıkzade ve Yeşilköy'de ‘‘bitirimhane’’ tabir edilen yeraltı kumarhanesi işleten Ömer Lütfü Topal, bir çırpıda 176 trilyonu nasıl cebe indirdi?

CİNAYETLER VE SORULAR

Araştırmalarımız, Topal'ın birilerinden himaye gördüğünü ve devleti temsil eden bazı güçlü kişilerin ona ‘‘Yürü ya Ömer!’’ dediklerini gösteriyor. Aksi olsaydı, Amerika'da uyuşturucu kaçakçılığından yıllarca hapis yatan Topal'a Turizm Bakanlığı'nca talih oyunları işletmeciliği yetki belgesi verilebilir miydi? Yani aksi olsaydı, Fındıkzade'de yol ortasında semtin ünlü delikanlılarından Muhterem'i, takır takır kurşun sayarak öldüren Ömer Lütfü Topal, bu cinayeti ‘‘meşru müdafaa’’ kılıfına sokabilir miydi?

Hele bir Kemal Babataş cinayeti var ki, üzerindeki esrar perdesi tüyler ürpertiyor. Dikkatli okurlarımız hatırlayacaklardır, 1996 yılının Nisan ayında, Bodrum'da bir cinayet işlenmiş ve Topal'ın ortaklarından Kemal Babataş, silahlı kişilerce öldürülmüştü. Polis, Bodrum ve İstanbul'da yaptığı soruşturma sonucunda bazı sanıkları yakalamayı başardı! Cinayeti üstlenen bu kişilerden biri, ifadesinde Babataş'ı öldürmeye giderken, otomobili kendisinin kullandığını söylüyordu. Ancak daha sonra yapılan bir tatbikatta bu sanığın otomobil sürmeyi bilmediği ortaya çıktı! Aracın Topal'ın şirketi Emperyal'e ait olması ve çelişkili ifadelere karşın ‘‘Kumarhaneler Kralı’’ bu soruşturmadan yakasını sıyırdı. Çünkü, cinayet günü Kıbrıs'ta bulunuyordu ve işin ilginç yanı, kendisinden bir gün sonra Abdullah Çatlı da oraya gitmişti.

ÖLDÜREN RANT

Babataş cinayeti, Topal dosyasında çok önemli bir bölüm oluşturuyor. Çünkü, bir bayram günü işlenen bu cinayet, acımasızlığın, kin ve nefretle karışan bir büyüme hırsının simgesi gibi görünüyor. Cinayetten kısa bir süre önce, İstanbul'un asayişinden sorumlu bir polis şefine, iki silah alması için para verildiği, ayrıca Yeşilköy civarında dayalı döşeli bir ev tahsis edildiği iddiaları da bu açıdan büyük önem kazanıyor.

Yurtdışındaki en ünlü uyuşturucu babalarından biri olarak bilinen Nurettin Güven, Topal'ın özelliklerini anlatırken, ‘‘Türkiye'ye kokain belasını getiren adam!’’ demişti.

Kokain ve kumar rantı birleşti ve Fındıkzadeli Topal Ömer'i çok kısa süre içinde ‘‘Kumarhaneler Kralı’’ yaptı. Aynı rant, onun canını aldı.

Türkiye, serseri mayın gibi dolaşan bu rantın hukuk devletine ve demokrasiye olan inancı da katletmesini istemiyorsa, 176 trilyonun ardındaki gerçekleri kısa sürede ortaya çıkarmak zorundadır.

Susurluk, işte budur.

X