Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Bir lira borcun olsa bile yandın

“KARA listedeyim. Bankalardan kredi kullanamıyorum. Kredi kartımın limitini yükseltemiyorum. Şahsi itibarım sıfırlanıyor. Ticari itibarım da öyle. Mali sicilim bozuk. Bu durumu bana önceden kimse bildirmedi. Kara listedeyim, çünkü bankaya 17 lira borcum varmış, haberim yok, ama kara listedeyim”.

Masal değil, fiilen yaşanmış bir olay. Matrak olan, bunu yaşayan kişi şu anda milletvekili, CHP Manisa milletvekili Hasan Ören.
Ören’in hiç bir şeyden haberi yok, bir gün bankaya gidiyor, bankada işlem yapacak, mümkün olmuyor. İsteklerine kimse olur demiyor.
Hakkında ne icra takibi var, ne bankadan kendisine herhangi bir bildirimde bulunulmuş, ama kara listede.
KREDİDEN SABIKALI
Kara liste ne demek?
Bankaya olan borcunu ödeyemeyen vatandaşların kimlik bilgileri banka tarafından Merkez Bankası Risk Merkezine bildiriliyor. Bu borç ama bir lira, ama yüz bin lira, fark etmiyor.
Sokaktaki vatandaş Risk Merkezi’ne “kara liste” adını veriyor. O listeye giren banka müşterisi için hayat zorlaşıyor. Çünkü, artık kredi sabıkalısı.
Bütün bankalar o listeyi görebiliyor ama listeye giren vatandaş kendi kredi bilgilerine ulaşamıyor.
Bir liralık borç da, bilmem kaç liralık borç da aynı muameleye uğradığı için, CHP’li Hasan Ören’in deyimiyle, “milyonlarca vatandaşın ismi Merkez Bankası’nın kara listesinde yer alıyor”.
Olayın tuhaf tarafı, iddiaya göre, bankalar vatandaşa borcuyla ilgili bildirimde bulunmadan, ismini Merkez Bankası Risk Merkezi’ne bildiriyor.
BİR AY SÜRÜYOR
Vatandaşın bundan ne zaman haberi oluyor? Kredi almak ya da kredi limitini artırmak için bankaya başvurduğunda.
Zorluk ondan sonra başlıyor. “Kredi sabıkalısı” vatandaş Merkez Bankası’na önce dilekçe veriyor. On gün sonra gelen yanıtta sadece banka adı var.
Şimdi ne olacak? Bu sefer bankaya dilekçe verecek. Hangi kredi ya da kredi kartından ne kadar borcu var, onu öğrenecek.
Dilekçeye cevap geliyor, öğreniyor, borcunu ödüyor, kara listeden çıkıyor. Bu bürokratik süreç bir ay devam ediyor.
YASA ÖNERİSİ
Hasan Ören Allah’tan milletvekili. Durumu düzeltebilmek için elinde olanak var, yasa önerisi vermek. Ören de bunu yapıyor.
Ören’in önerisine göre, vatandaşların kendilerinin ve şirketlerinin kredi durumuyla ilgili bilgilere ulaşmaları sağlanıyor. Öneri ayrıca bankalara müşterilerine bilgi verme zorunluluğu getiriyor. Kara listenin önüne geçilmiş oluyor.
Yasa önerisi dışında, Ören Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’a soru önergesi veriyor. Kaç kişi kara listede? Hangi miktardaki borcundan dolayı kara listede gibi, sorular yöneltiyor.
Kara liste moral bozucu olduğu kadar, kredi sabıkalısı yaratması açısından da, insanların ticari hayatını etkiliyor.
Devletin görevi, her türlü kara listeyi ortadan kaldırmaktan geçiyor.

Cadı kazanı olanca hızıyla sürüyor

ARTIK çoktan unuttuğumuz, belleklerimizden çoktan silinmiş isimler, olaylar, iddialar birer birer sahnede. Tam cadı kazanı.
28 Şubat 2012 tarihinin hemen öncesi ve sonrası siyasal tarihimize bu biçimiyle geçecek. İntikam ve öfke dört nala, fırtına önüne geleni kesip biçmeye ant içmiş, sadece suçlama kampanyası.
Buna pek çok kesim katılıyor. Arkasında AKP desteğini hisseden hangi kişi ve kurum varsa, televizyon televizyon dolaşarak suçlamaları elden bırakmıyor. Suç duyuruları birbirini izliyor.
Bir zamanlar birebir yaşanmış olaylar şimdi billurdan fanus içinde, hazretler sütten çıkmış ak kaşık, sanki 90’ların sonunda toplumu geren onlar değil. Bunu söyleyince, anında “darbecilerden yana” etiketi hemen hazır.
Sorsanız, hepsi sapına kadar demokrat, oysa demokrasi hiç bir ülkeye cadı avıyla gelmiyor. Tersine, cadı kazanına ne kadar ateş sürürsen, hayatın normalleşmesi o kadar ileriye atıyor.
Medya kampanyaları eşliğinde, bunlar yarına kötü tohumlar ekiyor.

Adam olacak çocuk meğer efsane imiş

DÜN Taraf gazetesi harika bir derlemeye imza atıyor. “Ne idiler, ne oldular” türünün enfes örneklerini veriyor:
- Stephen King. Defalarca geri çevrilen ilk romanından önce bir lisede hademe.
- George Orwell. Burma’da polis müfettiş yardımcısı.
- John Steinbeck. Gölde turist rehberliği ve balık çiftliği işletmecisi.
- William Faulkner. Okulu bıraktıktan sonra postane görevlisi.
- T.S. Eliot. Bankada döviz hesapları bölümünde memur.
- Dan Brown. “Da Vinci Şifresi” ile dünyayı sarsmadan önce İngilizce öğretmeni.
- Jack London. İstiridye çiftliklerinden istiridye çalıp satıyor.
Dünyaca ünlü, Nobel ödüllü pek çok yazarın geçmişinde çıplak modellik, garsonluk, tezgahtarlık, bilet satıcılığı, v.s. ne ararsanız var. “Adam olacak çocuk şeyinden belli olur” lafı gerçeği yansıtmıyor. Baksanıza listeye.

X