Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Bir diplomat portresi: Osman Korutürk

<B>GEÇENLERDE Irak Özel Temsilcimiz</B> Büyükelçi <B>Osman Korutürk </B>ve iki diplomat arkadaşının daveti çerçevesinde birkaç gazeteciyle bir yemeğe katıldım.

Osman Korutürk, Fransa Büyükelçiliği’ne atandı, kasım ayında bu göreve başlayacak.

Yeni görevi öncesi eski göreviyle ilgili bilgi verdi.

Kendisinden ve Ortadoğu uzmanı arkadaşlarından, Dışişleri Bakanlığı’nın Irak ile ilgili çalışmaları hakkında bilgi aldık. Görüşlerini káh paylaştık, káh tartıştık.

Şahsım adına Dışişleri yetkililerinden ilk kez böyle bir sohbet kıvamında brifing almış oldum.

Hemen bu yazının özünü oluşturan duygumu ifade edeyim:

*   *   *

ABD’li yetkililerin Irak ile ilgili görüş/analiz/tahlil ve önerilerini defalarca ve değişik insanlardan dinledim, Irak hakkında yazılan yazıları elimden geldiğince okudum. Türk yetkilileri ise ilk defa dinledim. Açıkça ifade etmek isterim ki:

Başta Osman Korutürk olmak üzere görüşlerini aktaran Türk diplomatlar bana ‘mesele’ye çok daha hákim oldukları duygusunu verdiler.

Gözlemleri, uyarıları ve önerileri, Türkiye’nin bazı alanlarda ezberini bozsa dahi, çok daha gerçekçi.

*   *   *

Irak Savaşı ile ilgili görüşlerimi bilenler bilir:

Ben savaşın ilk gününden beri Türkiye’nin Irak’ta aktif müdahil olması gerektiğini düşünüyorum.

Osman Korutürk, askeri müdahaleye başından beri karşı çıkmış, bu görüşünde hálá ısrarlı. Bu açıdan kendisiyle hemfikir değilim.

Ancak, ifade ettiği görüşler, ister istemez, bana daha evvel de ifade ettiğim iki gözlemimde destek verdi:

1) ABD, Irak’taki sosyolojik yapıyı katiyen çözemediği için her geçen gün daha beter batağa batıyor. Türk diplomatlar, Irak’ın sosyolojik meselelerine; sahnede rol alan tüm güçleri/aşiretleri ve liderlerini teker teker sayacak kadar ve kimin neyin peşinde olduğunu analiz edecek kadar hákimler.

2) ABD ve Türkiye, Irak’ta çok daha aktif ve yakın işbirliği yapmak zorundalar.

*   *   *

ABD’li yeni muhafazakárların (neo-con) meselelere ideolojik gözlük ile bakan herkes gibi ortak bir sorunu var:

Meseleleri olduğu gibi değil, görmek istedikleri gibi görüyorlar.

Akılları, zihinlerindeki şablonla çalışıyor!

Bu durum da; ister istemez ideolojik körlük yaratıyor!

Her ideolog gibi şablona uymayan olguları ya yok sayıyorlar, ya da göz ardı ediyorlar.

Bu yüzden de meseleleri bir türlü çözemiyorlar.

*   *   *

Ben, Osman Korutürk’ü dinlerken bir devlet adamının soğukkanlı tavır içinde bir hastalığa teşhis koyan tıp doktoru gibi gerçekçi edasını gördüm.

Tabii ki, tıp doktoru da hastasıyla ilgili duygusal kaygılar taşır. Ancak, görevi elindeki bulgularla, üzülse dahi hastalığın teşhisini koymak ve tedaviye geçmektir.

İşte ABD’nin eksiği bu ve bu konuda Türkiye’ye büyük ihtiyacı var.

ABD ve Türkiye, Irak’ta daha yakın işbirliği yapmak zorunda!

X