Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Bayramda boş oda yok bulana da fiyatı çok

Bodrum Türkbükü’ndeki Maçakızı Otel’de 50 liraya lahmacun ve ayran satılması medyada gündem oluşturmuş, üzerinde çok konuşulmuştu.

 Bayram fiyatları 50 liralık lahmacunu gölgede bıraktı

Otel sahibi bu parayı sadece yiyecek içecek için değil, tesisin konumu ve yüksek işletme giderleri için aldığını söylerken de, “Arazinin tapusunu satmıyor ya, göz görümlük için de bu kadar para verilmez” diyenler karşında sessizliğe bürünmüştü. Şimdi bu tartışmaları bir kenara bırakıp, yepyeni bir tartışmanın kapısını aralayayım. Birazdan aktaracaklarımı okuyunca, 50 liralık lahmacun ve ayranın bir bardak suda fırtına koparmaktan öteye gitmediğini anlayacaksınız.
 Dünya turizminde önemli bir paya sahip Antalya’nın, sadece orta sınıfın değil, zengin turistlerin de cazibe merkezi olduğu bilinen bir gerçek. Son yıllarda Antalya turizminde ‘first class’ denince akla hemen gecelik konaklama bedeli 2 bin - 25 bin dolar arasındaki VIP villalar ve süit daireler geliyor. Bu lüks süit oda ve villaların arasında altın kaplama musluklusu da var, özel havuzlusu da, sinema salonlusu da. Butler denen özel hizmetli ile şahsa özel iskele tahsisi de işin cabası…
 Dünyanın dört bir tarafından ‘first class’ tatilciler akın akın bu şehre geliyor, lüksün doruğundaki villalarda akla gelebilecek her türlü konforu buluyor.

 RAMAZAN BAYRAMININ FIRST CLASS TATİLCİLERİ

Benim esas bahsetmek istediğim konu ise Ağustos ayında, özellikle de Ramazan bayramına denk gelen üç günde Antalya’ya yolu düşenlerin ‘first class’ tatilci konumuna sokulması. Üstelik normal otel odasında konaklayıp, her şey dahil sistemden başka ayrıcalığı olmamasına rağmen. Sözü daha da uzatmadan konuya gireyim.
 Şu sıralar Ağustos ayına, özellikle de Ramazan bayramına denk gelen günlere otel rezervasyonu yaptırmaya kalkanları acı bir sürpriz bekliyor. Özellikle üst sınıf beş yıldızlı otellerde gecelik konuklama bedelleri dudak uçuklatacak kadar tavan yapmış durumda. Diğer sezonlarda, özellikle erken rezervasyonun başladığı Şubat, Mart aylarında bir hafta kalınacak parayla şimdi ancak bir gece konaklama imkânı buluyorsunuz. Üstelik de bazı tesislerde bayram tatilinde boş yer bulabilen şanslılardansanız. Zira tur şirketlerinin portföyünde rezervasyonlar şimdiden kapanmış durumda. O dudak uçuklatan konaklama bedellerine rağmen paraları gözden çıkarsanız bile tek bir boş oda bulamıyorsunuz.

 KONAKLAMA BEDELİ KARABORSAYA DÜŞTÜ

Üşenmedim, ETS, Turistika gibi seyahat şirketlerinin internet sitelerinde tek tek otel fiyatlarına baktım. Bununla da yetinmeyip bazı üst sınıf otellerin irtibat telefonlarından fiyat ve yer durumunu sordum. İnanın yüzde 90’ın da bayram tatiline denk gelen günlerde yer yok. Yer durumu müsait olanda da makul fiyat tarifesi yok. Sanki üst sınıf tesislerde konaklama bedelleri karaborsaya düşmüş gibi. Gelin Maxx Royal, Calista Luxury, Kempinsky The Dom,, Rixos Premium, Gloria Serenity, Sungate Port Royal, Cornelia Diamond, Ela Quality, Mardan Place gibi üst sınıf otellerdeki son duruma bir göz atalım.
 Şu sıralar gecelik konaklama bedeli en yüksek rakama ulaşan otel ise Maxx Royal. Her şey dahil sistemle çalışan otelde standart odalarda gecelik konaklama bedeli kişi başı 780 Lira. İki kişi giderseniz günlük bedel 1560 Lira. Eğer tek başına odada kalıyorsanız da yüzde elli fazlasını yani 1170 Lirayı ödemek zorundasınız. Bayrama denk gelen 3 günde ise bu rakamın da üstünde fiyat politikası uygulanırken rezervasyonların tümü kapanmış durumda. Yani Maxx Royal Otel de yer yok.

DÖRT ÇARPI DÖRT BU OLSA GEREK

Calista Luxury, Kempinsky The Dom,, Rixos Premium, Gloria Serenity, Sungate Port Royal, Cornelia Diamond, Ela Quality, Mardan Place gibi diğer üst sınıf otellerde de durum pek farklı değil. Ağustos ayında, özellikle de bayram günlerine denk gelen süreçte gecelik konaklama bedelleri 400 ile 750 lira arasında değişiyor. Eğer yer bulabilirlerse dört gün eşiyle bu otellerde konaklayacak olanlar 4 bin ile 7 bin lira arasında para ödemek zorunda. Bu fiyatlara ulaşım giderleri de dahil değil. Bu arada normal sezonda günlüğü 100 ile 150 Lira arasında kalabileceğiniz diğer beş yıldızlı oteller de ise fiyatlar 250 liradan başlıyor. Yani dört gün için iki kişi en az iki bin lirayı gözden çıkarmanız gerekiyor.
 Her şey dahil sistemle çalışan ister üst sınıf olsun isterse standart otellerde demin belirttiğim paraları ödemekle işiniz bitmiyor. Zira kullanımınıza göre bazı hizmetler için ekstra para alınıyor. Örneğin odanızdan internet bağlantısı, kuru temizleme hizmeti, açık büfe dışındaki konsept restoranlarda yemek, tenis kortu kullanmak otelin belirlemiş olduğu markalar haricindeki şampanyalar, şaraplar, viskiler, konyak ve likörler ücretli. Yine Maxx Royal’den örnek vermek gerekirse, araba yıkama, gözlük silme hizmetleri ücretsiz, ama güneş yağı sürme hizmetleri ücretli olarak sunuluyor.

GÜNEŞ YAĞI SÜRDÜRMEK PARALI

Bu memlekette güneş yağını sürmek için üste para verecek bir çok adam olmasına rağmen güneş yağı sürme hizmetini sunan oteller işin biraz fantezisine kaçmış ama her şey dahil sistemdeki paralı restoranlara parantez açmam gerekiyor. Bu tür restoranlar, beş yıldızlı oteller için vazgeçilmez birer ünite oldu. Artık müşteri, açık büfelerin fabrikasyon üretiminden hoşnut değil ve servisini kendisi yapmak (self-servis) istemiyor. Dünya mutfağından örnekler hazırlayan, kişiye özel hizmet sunan restoranları tercih ediyor. Sonuçta tesisler, açık büfenin yanı sıra ‘a la carte’ hizmet sunan ve belli tarzı olan restoranlar açtı. Bu akım Antalya’dan tüm sahil otellerine yayıldı.
 Gelinen noktada, ‘a la carte’ restoranlardan yararlanmak isteyenlerden kişi başı 5 - 10 Euro arasında rezervasyon bedeli isteniyor. Yani restoranlar artık paralı. Açık büfeler ise hâlâ her şey dâhil paketinde. Artık oteller, gastronomik deneyimlerin, ideal konaklama için eşsiz bir tamamlayıcı olduğunun bilincinde. ‘A la carte’ restoranlarda Fransız, İtalyan, Uzakdoğu, Latin ve Osmanlı mutfaklarından lezzetleri tatmak mümkün. Restoranlarda tamamlayıcı unsurlar da unutulmuyor; mesela Ege yemeklerine mezeler ve müzikler eşlik ediyor. Üzerine kafa yorulmuş dekorasyonlar, müşterileri sanki o ülkenin iklim kuşağına götürüyor. Az sayıda otel restoranı ise ‘her şey dâhil’in ve 5-10 Euro’luk rezervasyon uygulamasının dışında, dünyanın sayılı restoranlarıyla paralel bir fiyat politikası uygulayarak kabarık bir hesap pusulası çıkarıyor.

REZERVASYON YAPTIRABİLEN MUTLU AZINLIĞIN PROFİLİ

İşte bu ekstra hesapları da bayram fiyatlarına eklediğiniz zaman tatilcilerin önüne inanılmaz rakamlara ulaşmış bir fatura çıkıyor. Gerçi dünyadaki önemli turizm merkezlerinin üst sınıf otellerinde de bu uygulama yapılıyor. Özel günlerde, talebin yoğun olduğu dönemlerde fiyatlar artıyor, faturalar astronomik rakamlara ulaşıyor. Yıllardan beri, özellikle de her şey dahil sistemi gündeme geldiğinden beri ülke turizmimiz ucuza gidiyor demiyor muyuz? Al işte sana gerçek fiyatlar.
 Benim esas üzerinde durduğum konu ise başka. Bayram tatilinde, bu fiyat tarifeleriyle üst sınıf otellerde yer bulanların büyük kısmı Türkler. Zira tur şirketleriyle çok ucuza tatile gelen yabancılar neredeyse azınlıkta kalacaklar. Hadi diyelim ki Türklerin bir kısmı erken rezervasyon sayesinde aylar öncesinden yer ayırttı ve yüzde 30- 40 daha ucuza kalıyor. İnanın o bile büyük rakamlar tutuyor ya, neyse...
 Gelelim sadede; Bir yanda geçim sıkıntısı çeken, milli gelirden aldığı pay gitgide azalan geniş halk kitleleri, diğer taraftan da bu dev faturaları ödeyebilen mutlu azınlık. İşte size gelir dağılımındaki çarpıklığın en güzel örneği. Bu arada sosyetenin ve iş çevresinin bu süreçte Ege’ye aktığını, Antalya’yı Eylül- Ekim aylarında tercih ettiğini de göz önüne alırsak, sizce bu otelleri dolduran kitlenin profili kimlerden oluşuyor? Onu da siz araştırıp, bulun...

X