Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Başlatma kültürden

Tekin ARAL

Dünya'da televizyonları cıvıl cıvıl, izleyicilerine non stop eğlence sunan 4 ülke var...

Amerika, İtalya, Almanya ve Türkiye...

Diziler, büyük sahnelerde yapılan show programları, filmler, müzik programları, bizde dahil bu televizyonlarda müthiş bir coşku var...

Ama yayın politikalarını örnek aldığımız bu ülke televizyonlarıyla aramızda öylesine önemli bir fark var ki, bu bizi onlardan koparıyor... Bir yandan içinden çıkmak istediğimiz ama o konuda pek birşey yapmadığımız, o alaturka, halk dalkavuğu, reytingçi konumumuza oturtuyor...

Çünkü sözünü ettiğim bu ülkelerin televizyonlarında sapına kadar eğlence, çılgınlık var ama, kültür programları da var...

Televizyonun patronu konumundaki bizim özel kanallarımızda ise bu iş nanay...

Hiçbir özel kanalda, müziği, tartışması, kitabı sineması vs.'si ile adam gibi bir kültür programı izleyemezsiniz...

Televizyonlar, ‘‘ağır takılacakları’’ yani entel program yapacakları zaman, ekrana iki adet politikacı oturturlar, car car iki saat onları konuşturup, kendilerince ciddi, entel televizyon olurlar...

İbo'nun sesinden on saniyeyi Pavarotti'nin sesine feda edemezler...

Bu iş tabi bir Ekonomik hesap işi...

Televizyon kanallarının alacakları reklamlarla, izlenme oranları vs. ile ilgili hesapları kitapları var... Ama günün, gecenin, onlar için en önemsiz saatlerinde de olsa neden insanların ufuklarını açacak küçük küçük de olsa kültür programları yapmazlar ki?..

Şimdi kalkıp ‘‘Kitap Fuarı'nın açılış haberlerini veriyoruz ya, daha ne istiyorsun?..’’ diyecekler... O zaman da haklılar tabi...

Yahu, dehşetimiz, cıbıldaklığımız, Hülya'mız, Sibel'imiz tabi olsun da, arada minicik de olsa kültür programlarımız olsun...

PROGRAM OLSUN TORBA DOLSUN

Günde her kanalda sekiz posta da olsa televizyonlarda Defile gösterilmesine karşı değilim...

Defileler, sergiler, konserler gelişmişlik simgesi, dahası umuttur... Çoğunluk olarak üstbaştan yana gariban bir milletizdir ama, izlediğimiz kadarıyla mankenler bizden daha gariban... Ne üstlerinde var ne başlarında... Neredeyse hepsi anadan üryan... İnsanın izlerken içi parçalanıyor...

Benim burada asıl söylemek istediğim, mankenlere, defileleri tertipleyenlere değil de televizyonculara... Program yöneticilerine...

Yahu kardeşim, bu defileleri ekranlarınıza getiriyorsunuz tamam da, defilesine göre oturup da bunlara neden bir metin yazdırmıyorsunuz?..

Sanki özel bir defile haberi sunma kaseti var... Otomatik olarak hemen o devreye giriyor... Artık bıkkınlık veren bir alay laf ardarda sıralanıyor...

Aslında bu birçok programda da böyle...

Arkadaşlar defile yayımlıyorsanız, iki çift de sizin lafınız olsun... Örneğin o minicik zamanda üçbeş söz söyleyecek bir moda yorumcunuz niye olmasın?..

BİZ ADAMI DUMAN EDERİZ

Yahu sevgili taraftar arkadaşlar... Takımlarını herkes sizler kadar seviyor... Ama stadlardaki o görmemiş düğünlerindeki çat pat, toz duman, yangın vs. ne ki?..

Patlayıcılarla sahaya yaydığınız o duman nedeniyle maçı hem televizyon başındakilere hem kendinize zindan ediyorsunuz...

Bir de bizim sevgili Turgay Şeren'in de kafaya taktığı, sürekli yazdığı Galatasaraylı arkadaşların adamın kafasını 90 dakika ütüleyen bir tamtam muhabbeti var...

Yahu arkadaşlar biz millet olarak aslında Afrikalı'yız da bize bunu mu vurgulamaya çalışıyorsunuz?.. Bu çirkin olayı n'olur bitirin...

OLUR BÖYLE VAKALAR

Geçtiğimiz cuma günü ‘‘Yasemin'in Penceresi’’ ile ilgili yazdığım yazıda, Cüneyt Arkın'ın doktor kılığında tansiyonunu ölçtüğü program konuğu Selda Alkor'un adını Hülya Koçyiğit yazmışım...

Selda'dan ve de tüm okurlardan özür dilerim...

İnsan bir devire birlikte damga vurmuş bu sanatçıları öylesine hep beraber düşünüyor ki, böyle kalem sürçmeleri de yapabiliyor...

Ayrıca ha Selda, ha Hülya, ha Türkan, ha Filiz, ha Fatma... Valla aslında hiç de fark etmez...

Neyse, her ikisi de çok sevgili dostlarım olan Hülya ve Selda'yı da bu nedenle bir kez daha anmış olduk...

Yasemin'in programında Cüneyt'in ölçtüğü Selda'nın tansiyonu 12-7, yani adeta sporcu tansiyonu gibi çıkmıştı...

Dilerim sevgili Hülya'nın tansiyonu da öyledir...






 








X

YAZARIN DİĞER YAZILARI