Başka bir hayat bul

Bazı adamlara baktığımda, televizyonda gözüm takıldığında, bir yerde iki laf alışverişinde bulunduğumda aklımdan hep aynı şey geçiyor:

Haberin Devamı

“Bu adam yaşamıyor.”
Ya da adamınkine hayat demeye dilim varmıyor.
Tek bir noktaya takılı kalmış, dar bir alanda sıkışmış, ona altın tepside boş zaman sunulsa ne yapacağını bilemeyecek gibi duruyor.
Daha çok siyasetçiler, özellikle de Türk siyasetçiler bende bu hissi uyandırıyor.
Bazen insan olduklarını hatırlamak istiyorum. Sıra dışı bir yönlerini görmek, zaaflarına tanık olmak, herhangi bir şeyden dolayı o koltuğu sallayacaklarına ihtimal vermek...
Ama pek sık başıma gelmiyor.
Elimde NTV yayınlarından çıkan “Nasıl Bilirdiniz? Tarihsel şahsiyetlerin Sıra Dışı Özellikleri” adlı kalın bir kitap var.
Bu kitap Türkiye’de yazılsa bir formayı aşamazdı. Çünkü bizde kamuoyunda büyük yer işgal eden ve fakat aynı ölçüde önem taşıdığından kuşkulu olduğum kamusal aktörlerin özel hayatları bırakın renkli olmayı, neredeyse siyah-beyaz.
Siyasetçi, topçu, bürokrat...
Hepsi pazara kadar değil, mezara kadar aynı üniformayla dolaşıyor.
Ama mesela... Alın size bir Alman siyasetçi... Geçen hafta gazetelerde haberi vardı.
Sosyal Demokrat Parti Federal Meclis Grubu Başkanı ve eski Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier böbrek hastası eşine bir böbreğini bağışlamak için bir süre görevinden uzaklaştı. Birkaç aya koltuğundan uzaklaşacağını açıkladı.
Gördüğünüz üzere adam, özel hayatında herhangi bir sorun çıktı mı kamu hayatından rahatlıkla vazgeçebiliyor.
Ya da mesela Yngiltere’de 2002’den beri 11 muhafazakar milletvekili eşcinsel olduklarını açıkladı. En son pazar gazetelerdeydi, milletvekili Crispin Blunt 50’sinden sonra eşcinselliğini yaşamak istediğini söyleyip 20 yıllık karısından boşanacağını açıkladı.
Elimdeki kitapta da anlatıldığı gibi Batılı örneklerde kamu hayatının alternatifi, bilmediğimiz ama bir o kadar rahat kalıplar da var onlar için.
Değişim, dönüşüm ille de hurdaya çıkmak anlamına gelmiyor. Sadece yaşanası bir başka hayat demek oluyor. Steinmeier inanıyorum ki şifa verdiği karısının yanında siyaset koltuğundaki kadar rahat ve mutlu.

Haberin Devamı

Ekrana bakarken haykırmak istiyorum, “Başka bir hayat bul” diye. Politikacılar sadece bir kabuk gibi gözüküyor gözüme. Kavgalarını, hırslarını, intikam duygularını, hayatın merkezine deliliğin klinik tarifine uygun şekilde yerleştirip bize siyaset kılıfıyla satmak istiyorlar, yutmuyorum. Üstüne Alman politikacının feragatini görünce içim acıyor.


Renk paletinden üç örnek

Haberin Devamı

Renkli hayatları kategorilere ayırmışlar, “Nasıl Bilirdiniz?” kitabında. Mesela ressam Salvador Dali’yi “Hayata kötü başlayanlar” kategorisine almışlar, biyografi başlığını da “Annesinin portresine tüküren adam” diye koymuşlar. Dali’den alıntı da bir o kadar çarpıcı: “Her sabah uyandığımda üstün bir keyif duyarım, Salvador Dali olma keyfini. şu Salvador Dali bugün ne tür harika bir şey yapacak diye sorarım hayretle kendime.”
Ford T modeliyle sadece otomotivde değil sanayide devrim yaratan Henry Ford da (doyumsuz kategorisinden) aynı ego patlamasını yansıtıyor. Gazeteci hafif alaycı soruyor: “Gökyüzünü siyaha boyayabilir misiniz?”
Sanayici tereddütsüz yanıtlıyor: “Bunu ayarlamakta biraz sıkıntı çekebilirim. Ama ertesi gün 100 bin işçiyi koyu camlı gözlüklerle fabrika kapılarından içeriye girerken görürsünüz.”
Kitap kalın, onlarca hikaye var.
Ama benim favorim Çığlık tablosunun ressamı Edvard Munch’un kısa aforizması:
“Korku ve hastalık olmasaydı, başardığım şeylerin hepsini asla başaramazdım.”
Munch hangi kategoriden mi?
Tabii ki bahtsızlığını sineye çekenlerden.

Yazarın Tüm Yazıları