Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Barolarda AKP MHP Kürt ittifakı

CELAL Mümtaz Akıncı. Afyonkarahisar Baro Başkanı. Mecliste AKP oylarıyla Anayasa Mahkemesi üyeliğine seçiliyor.

Hazret gerçek akıncı. Şu döküme bakın:

- Referandumda evet kampanyasını canı yürekten destekliyor.

- Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner’in tutuklanmasına tavır koyan baroların hazırladığı bildiriye imza atmıyor.

- Balyoz Davasında emekli orgeneral Çetin Doğan’ın salıverilmesini doğru bulmuyor.

Şimdi Bay Akıncı Anayasa Mahkemesi üyesi olarak, yukarıdaki döküm doğrultusunda evrensel hukukun gereklerini yerine getirecek.

İKİ LİSTE İKİ GÖRÜŞ

Akıncı’nın kimliği belli. Burada soru şu:

Türkiye’de barolara kayıtlı 32 bin avukat var, nasıl oluyor da, AKP’ye bu kadar yakın biri o süzgeçten geçerek, Anayasa Mahkemesine seçiliyor?

AKP iktidarı bu seçimle ilgili yasada çok marifetli. Türkiye’de 78 baro var. Bu seçimde her baronun bir tek oyu var.

İstanbul’da 25 bin avukat var, oyu bir. Artvin’de 54 avukat var, oyu bir. Ankara’da 9 bin avukat var, oyu bir. Bitlis’te 38 avukat var, oyu bir.

Barolar kendi aralarından birini Anayasa Mahkemesine seçmek için toplanıyor. Seçime 75 baro katılıyor.

Seçimde iki liste yarışıyor. İki liste, iki ayrı siyasal görüş. İlk liste sosyal demokrat ağırlıklı. İkinci listedeki üç adaydan biri AKP’ye, ikincisi Kürtlere, üçüncüsü
MHP’ye yakın. Üye seçilen Celal Mümtaz Akıncı bu listenin başında.

OY DAĞILIMI

Sosyal demokrat ağırlıklı liste 27 oy alıyor. İkinci liste 41 oy alıyor. 7 oy geçersiz sayılıyor. 41 oyun dağılımı şöyle:

14 AKP’li, 14 Güneydoğulu, 11 MHP’li ve 2 liberal.

Meclise, seçim için 41 oy alan ikinci liste adayları gidiyor.

AKP, MHP, Kürt ve liberal ittifakından oy alan liste.

Meclis AKP oylarıyla Akıncı’yı seçiyor.

Akıncı aslında çevresinde sempatik bir kişi olarak tanınıyor. Ama, siyasal görüşüne gelince, işler biraz değişiyor.

Bu seçim referandum gibi. Referandumdaki ittifak her alana yayılıyor.

Bu ittifakı en başta MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin düşünmesi gerek. Kendisi AKP’ye söylemediğini bırakmıyor, ne var ki, MHP’li üyeler farklı alanlarda AKP ile işbirliği halinde.

Anayasa Mahkemesi’ne gelince, orası artık AKP denetiminde.

69 gün sonra tesadüf değil

ŞİLİ son yüz yılın en büyük depremlerinden birini yaşıyor. Depremin şiddeti 8.8. O şiddetteki depremde ölü sayısı 800 dolayında.

Bizde 7.4 şiddetindeki 99 Yalova depreminde yirmi bin kişi hayatını kaybediyor. Yıkım felaket. Şili depremi bizimkine göre 700 kat daha şiddetli. Buna rağmen, Şili’de ölü sayısı çok az, çünkü kent planlaması, yapı tekniği, kullanılan malzeme ona göre. Şili dünyanın 17. büyük ekonomisi değil, ama işte deprem, işte madende patlama, işte kurtarma.69 gün sonra gelen kurtarma şimdi daha kolay anlaşılıyor.

İki ceset bir gazeteci

OTUZ madenci hayatını, bir gazeteci de işini kaybediyor.

Geçen Mayıs ayında Zonguldak Karadon’da TTK’ya ait maden ocağında grizu patlıyor. Hayatını kaybeden otuz madenciden ikisinin cesedi hala yerin altında, beş aydır çıkartılmayı bekliyor.

Şili’de yer altındaki 33 işçinin kurtarılmasını bütün dünya heyecanla izliyor. İzleyenlerden biri de, Çalışma Bakanı Ömer Dinçer. İyi ki, izliyor, çünkü hepimizi titreten açıklamada bulunuyor:

“Biz olsak üç günde çıkartırdık”.

Dinçer’i ciddiye almak anlamsız, ortada daha ciddi bir olay var.

Karadon’da patlamanın nedeni şu: Üç yüz milyar liralık yatırım gerek, ama o yatırım yapılmıyor. Ve patlama. Ve otuz kişi ölüyor.

Yatırım yapılmadığına ilişkin bilgi nerede? Ömer Dinçer’in bakan olduğu Çalışma Bakanlığı raporunda.

Bu raporu bir meslektaşımız çalıştığı dergide yayınlıyor. Dergi yandaş medyanın dergisi. Raporu yazan meslektaşımız işten çıkartılıyor.

Ömer Dinçer büyük laflar etmeye devam ediyor.

Tuzla’da 135. ölüm

TUZLA tersaneleri ölüm makinası gibi. İki gün önce kaybolan bir işçinin cesedi bulunuyor. Tersanelerdeki 135. ölüm.

Çalışma Bakanlığı müfettişleri arada sırada Tuzla’ya gidiyor, bir şeyler yazılıp çiziliyor, Bakan Ömer Dinçer’in kendisi gidiyor, ancak ölümlerin arkası gelmek bilmiyor.

Şili’deki işçiler için, “biz olsak üç günde çıkartırdık” diyen Ömer Dinçer’in Tuzla için de mutlaka muhteşem bir formülü olması gerek.
X