Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Bahçıvan'ın açıklaması

Emin ÇÖLAŞAN

Şanlıurfa Belediye Başkanı Fazilet Partisi mensubu Ahmet Bahçıvan'la ilgili bir yazı yazmıştım. Gönderdiği açıklama önceki gün elime geçti. Yanıt verme hakkına saygı göstererek yayınlıyorum:

‘‘5 Mayıs 1998 tarihli Hürriyet Gazetesi'ndeki köşe yazınızda şahsımla ilgili belirtilen hususları aydınlatmak üzere gerekli bilgileri sunuyorum.

Elektronik yüksek mühendisi olarak Sanayi Bakanlığı'nda ve özel sektörde müdür, genel müdür ve işveren olarak toplam 23 yıllık iş hayatım mevcuttur. Elektronik motorları üretimim var. Havalandırma cihazları üretimi yapıyorum.

1994 yılında belediye başkanı seçildikten sonra işlerimi kardeşime bıraktım.

Şanlıurfa Et-Balık Kurumu'nun özelleştirildiği ve Dem-Et tarafından satın alındığı doğrudur. Kardeşim Ömer Faruk Bahçıvan, bu şirketin kurucu ortağıdır. İmar düzenlemesinden sonra ortak olmamıştır. Kendi parasıyla ortak olmuştur.

Dem-Et'in bahse konu arsasının metrekaresi 50 milyon lira değildir. Şirket yetkilileri, metrekaresine 10 milyon veren olursa hemen satacaklarını ifade etmektedirler.

Bu alandaki imar düzenlemesinin yapılış nedeni, imar planında kamu kurumu olarak görülen yerin resmi niteliği kalmadığından, bu niteliğinin değiştirilerek, yoğunluğu sabit kalmak üzere iş merkezi olarak tadilat yapılmasıdır.

Belediye Meclisi bu kararı oybirliği ile almıştır.

İhtisas alanım içindeki elektrik motorlarının bir bölümünü, Şanlıurfa sanayicilerine öncülük etmek ve onlara moral vermek amacıyla burada gerçekleştirmeye karar verdim.

Bu girişimim nedeniyle tenkit değil, takdir beklerim.

Yazıda belirtilen akaryakıt istasyonu yeri belediyenin malıdır. Borç yükü nedeniyle satılmasına karar verilmiştir. Arsanın bedeli 15 milyar liradır. Başka alıcı çıkmamasına rağmen, Dem-Pet şirketi bu araziye 300 milyon lira fazla verip 15 milyar 300 milyon liraya almıştır.

Şanlıurfa kaldırımlarını ucuz olsun diye, emanet usulüyle yaptırıyoruz. Türkiye'nin neresinden gelirse gelsin, ucuza iş yaptıran şahıslara benzeri işleri verebiliriz.

Bu haberlerin üç yıl sonra ortaya çıkarılmasını, Güneydoğu Gazetesi yetkililerine sormak gerekir.

Bugüne kadar hiçbir kurum veya şahsı istismar etmedim. Halkın bütün kesimlerine aynı mesafede oldum.

Sizi Şanlıurfa'da ağırlayarak durumu yerinde göstermek isterim. Saygılarımla.’’

***

Çok teşekkür ederim. Ancak Ahmet Bey, benim yazdıklarımı yalanlamıyor. Ortada, kardeşinin de ortak olduğu bir büyük arazi var. Abisi, Özelleştirme İdaresi'nden satın alınan bu araziden bir süre sonra imar geçiriyor ve burası iş merkezi olarak düzenleniyor.

Ortaya korkunç bir rant çıkıyor.

Ben de zaten bu konunun üzerinde duruyorum.

Bir belediye başkanı, kardeşinin de ortak olduğu şirkete ve dolayısıyla kardeşine, inanılmaz bir kıyak sağlıyor.

***

Burada çok önemli bir konuya daha değinmek istiyorum. Bu özelleştirme işinde neler oluyor?

Örneğin Şanlıurfa olayında, Et-Balık tesisleri özelleşiyor ve çok değerli bir arazi satılıyor.

Ne oluyor o tesisler? Üretim ne oluyor?

Sadece arazi değer kazanıyor!

Üzerinden bir imar geçiriyorsunuz, birkaç ay içerisinde bire yüz veriyor!

Pek çok yerde böyle oluyor.

Görüntüde tesisler satılıyor ama esas satılan, o tesislerin arazisi.

Ve bunlar çoğu kez, ölmüş eşek fiyatına satılıyor.

Tesis sökülüyor, hurdaya çıkıyor ve gözler araziye çevriliyor.

Sonra binbir dümen, binbir katakulli ve geniş araziler, belli uyanıkların eline geçiyor. Fabrika, tesis, üretim falan hak getire!..

Parselle araziyi, adamını bulup imar geçir ve köşeyi dön.

Böyle özelleştirme olur mu?

Madem böyle bir yöntem izlenecek, o takdirde altyapısı daha önceden hazırlanır, satılacak araziden imar geçirilir ve devlet, bir liraya sattığı yeri yüz liraya satar.

Bu korkunç rantlar niçin devlete kalmıyor da, arsa tüccarlarına, eşe dosta, belediye başkanlarının yakınlarına ve benzerlerine kalıyor?

BRAVO KUBİLAY!

‘‘Milletin vekili’’ olan Kubilay Uygun isimli arkadaşın heykeli Meclis bahçesine dikilmeli ve üzerine de ‘‘Böyle başa böyle tarak... Helal sana bu yollar’’ yazılmalı!

Bu şahıs 1995 seçiminde DSP'den seçiliyor. Sonra DYP'ye giriyor. Bir gün sonra yeniden DSP'ye geçiyor, ardından yine DYP'ye dönüyor. Oradan da istifa edip MHP'ye, sonra ise DTP'ye geçiyor.

Dün DTP'den de istifa ediyor. Yeniden DYP'ye gireceği söyleniyor!

Bunun heykeli dikilmez de, kimin dikilir!

ŞEREFE!

Nazlı Şirin Ilıcak'ın evinde Fazilet Partisi üst yönetimine verilen yemekte içkinin su gibi aktığı ortaya çıkınca, bizim muhteremler rahatsız oldular. Şimdi hepsi aynı ağızdan ‘‘Biz içki içildiğini görmedik’’ diyorlar.

Oysa bizim Melek Hanım'ın Tosunu bile, Refah üst yönetimine bu hanım tarafından verilen ve hatta Necmettin Erbakan'ın da katıldığı ziyafetlerde içki içildiğine tanık olmuş.

Fazilet yetkilileri o sofralarda içki içildiğini gerçekten görmemişlerdir! Niçin?.. Çünkü kırmızı şarap servisi kola niyetine, beyaz şarap servisi elma suyu niyetine yapılmıştır! Rakı susuz içilmiş, votka portakal suyu ile ikram edilmiştir!

Bu yöntemle yapılan içki servisleri görülmez!

Haydi şerefe!.. Fazilet Partisi iktidarına, Nazlı Hanım'ın Fazilet'ten milletvekili seçilmesine içelim!..

Ohhh, afiyet ossun! Yağ bal ossun! Yarasın!

İçelim a dostlar!.. Nasılsa kimse görmüyor!













X
YAZARIN DİĞER YAZILARI