Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Bağdat’ın láneti: Irak’ın hiçbir lideri yatağında can veremedi

Saddam Hüseyin’in idamı, Irak’ın bir özelliğinin asla değişmediğini gösterdi: Bağdat’ta 73 seneden buyana várolan ve Iraklı liderlerin yataklarında can vermemeleri ve makamlarını mutlaka darbeyle, suikastle yahut kuşkulu kazalarla bırakmaları ádetinin hálá devam ettiğini...

Bugün bu sayfada, Irak’ta 1921’den bugüne kadar işbaşına gelen liderlerin listesi ve ákıbetleri yeralıyor. Ben, Saddam Hüseyin’in de dün sabah aynı ákıbete uğraması üzerine gelecekteki liderlerin, meselá káğıt üzerinde de olsa Irak’ın hálen cumhurbaşkanlığını yapan Celál Talabani’nin ve ondan sonrakilerin ákıbetlerini merak ediyorum.

TARİHİN ceberrutlar resmigeçidinde, Saddam Hüseyin de yerini aldı. Muhabirlik yıllarımda Ortadoğu’da senelerce yaşadım, daha birçok ülkede, en acımasız diktatörlerin hüküm sürdüğü memleketlerde bulundum ama Irak’tan başka hiçbir yerde Saddam Hüseyin’in rejimi kadar baskıya, kana ve gözyaşına dayalı bir idare görmedim.

Dicle sahilindeki balık lokantalarında beraberce hoş zamanlar geçirdiğiniz bazı dostlarınızı Bağdat’a bir sonraki gidişinizde hayatta bulamamanın hüznünü ifade edebilmek çok zordur. Hattá, sadece dostlarınızın değil, evlerinin bile idamlarından hemen sonra buldozerlerle yokedilmiş ve ailelerinin kaybolmuş olduklarını öğrenmenin ıztırabını kelimelere dökmeye çalışmak, boş bir gayret gibidir. Kaybolan tanıdıklarınızın başlarına nelerin geldiğini gayet iyi bildiğiniz halde ákıbetlerini merak edip sorduğunuzda etrafınızın bir cüzzamlıdan kaçarcasına boşalmasını hissedebilmeniz için, o ánı yaşamanız gerekir.

Saddam Hüseyin’in iktidarı yüzbinlerce kişiye işte bütün bu üzüntülerin çok daha ağırını yaşatmış ve Irak, her gün çıkartılan milyonlarca varil petrolün geliriyle mükemmel bir refah toplumu olabileceği halde korkunun, baskının ve terörün hüküm sürdüğü bir kan ve gözyaşı beldesi háline gelmişti.

Dolayısıyla, ben, Irak’ı bugünkü batağa sürükleyen ve binlerce kişinin hayatına málolan Amerikan işgalinin bile, ömrünü dün sabaha karşı celládın ilmiğinde noktalayan Saddam Hüseyin zamanında çekilenlerden evlá olduğuna inanırım.

Saddam’ın idamı, Irak’ın değişmeyen bir özelliğini daha gösterdi: Bağdat’ta 73 seneden buyana várolan bir geleneğin, Iraklı liderlerin yataklarında can vermemeleri ve makamlarını mutlaka darbeyle, suikastle yahut kuşkulu kazalarla bırakmaları ádetinin hálá devam ettiğini...

Bu sayfada, Irak’ta 1921’den bugüne kadar işbaşına gelen liderlerin listesini ve ákıbetlerini okuyacaksınız. Ben, Saddam Hüseyin’in de dün sabah aynı ákıbete uğraması üzerine gelecekteki liderlerin, meselá káğıt üzerinde de olsa Irak’ın hálen cumhurbaşkanlığını yapan Celál Talabani’nin ve ondan sonrakilerin ákıbetlerini merak ediyorum.

Parçaladılar, kurşuna dizdiler yahut köpeklere yedirdiler

AMELİYAT MASASINDA KALDI

KRAL BİRİNCİ FAYSAL:
Birinci Dünya Savaşı yıllarında bize karşı başlayan Arap isyanının hazırlayıcısı olan Mekke Emiri Şerif Hüseyin’in oğluydu ve isyanın başından itibaren içinde bulunmuştu. 1921’de krallık olan Irak’ın tahtına geçti, 1933’e kadar tahtta kaldı ve İsviçre’de basit bir apandisit problemi yüzünden yattığı ameliyat masasından kalkamadı. Ölümünün arkasında İngiltere’nin bulunduğu söylendi.

OTOMOBİLİ DUVARA ÇARPTI

KRAL GAZİ: Faysal’
ın oğluydu. Babasının ölümünden sonra oturduğu tahtta sadece altı yıl kalabildi. İktidarı sırasında, Arap dünyasını birleştirmeye çalıştı ama 1939’da kendi kullandığı otomobiliyle bir duvara çarparak can verdi. Otomobilin frenlerinin İngiliz ajanlar tarafından gevşetildiğine inanıldı.

CESEDİNİ KÖPEKLERE YEDİRDİLER

KRAL İKİNCİ FAYSAL:
Gazi’den sonra, Irak tahtına dört yaşındaki oğlu İkinci Faysal çıktı, küçük kralın büyük amcası olan Hicaz’ın eski kralı Ali’nin oğlu Prens Abdülilláh kral naipliğine getirildi ve İngiltere bölgede yeniden söz sahibi oldu. Faysal, 1957’de Osmanlılar’ın son hükümdarı Sultan Vahideddin’le Halife Abdülmecid Efendi’nin küçük torunu olan Mısır Prensesi Fazile İbrahim ile nişanlandı ve düğün hazırlıkları yapıldığı sırada, 1958’in 14 Temmuz’unda, Bağdat’ta askeri bir darbe yaşandı. Prens Abdülilláh, Başbakan Nuri Said Paşa ve kraliyet ailesinin neredeyse tamamı yataklarında parçalandılar. Vücuduna birkaç kurşunun isabet ettiği genç kral hastahaneye kaldırıldı ama darbeci subayların "Hayata döndüğü takdirde hepimizi kurşuna dizdirir" diyerek doktorların müdahalesine izin vermemeleri üzerine, Faysal, hastahanenin bir koridorunda yerlerde can verdi. Sonraki günlerde, kralın ve kraliyet ailesinin diğer mensuplarının cesedlerinin köpeklere yedirildiği anlatıldı.

MAKAMINDA VURDULAR

GENERAL ABDÜLKERİM KASIM:
Irak’ta krallığa son veren 1958 darbesinin görünürdeki lideriydi. İktidarda beş yıl kalabildi ve 8 Şubat 1963’te o da bir darbede öldürüldü.

HELİKOPTERİ DÜŞTÜ

GENERAL ABDÜSSELÁM ARİF:
1958 darbesinin arkasındaki asıl ismin Abdüsselám Arif olduğu söyleniyordu. Arif, Abdülkerim Kasım’ın 1963’te ortadan kaldırılmasından sonra Irak’ın hákimi oldu ve aşırı Arap milliyetçisi bir politika takip etti ama 1966’nın 15 Nisan’ında şüpheli bir helikopter kazasında hayata veda etti.

İSTİFA ETTİ, SONRA DA ÖLDÜ

AHMED HASAN EL BEKR:
1968’deki Baas darbesinin liderlerindendi. Aynı senenin 30 Temmuz’unda Cumhurbaşkanı ilán edildi, 1979 Temmuz’unda sağlık sebepleri yüzünden görevini bıraktığı ve başkanlık yetkilerini yardımcısı Saddam Hüseyin’e devrettiği açıklandı. 1982’de ölen Hasan el Bekr’in tabutunu Saddam Hüseyin gözyaşları içerisinde taşırken, Iraklılar sábık liderin hayatına Saddam’ın tabancasından çıkan bir kurşunun son verdiğini fısıldıyorlardı.

DARAĞACINDAKİ İLK LİDER

SADDAM HÜSEYİN:
Yaptıklarını ve ákıbetini yazmama lüzum yok! 1979’dan buyana iktidardaydı ama ölümü, Irak’ta liderleri ortadan kaldırma metodunda bir değişiklik yarattı. Irak’ın Saddam öncesindeki bütün liderleri ya parçalanmış yahut kurşunla can vermişlerdi; Saddam Hüseyin tarihlere "Bağdat’ta darağacına çıkartılan ilk lider" olarak geçti.

Bu kitap, tarihçilere nasıl iyi bir tarihçi olunacağını öğretiyor

SON dönem Osmanlı tarihçilerinin en fazla yayın yapanlarından olan ve yanlış bilinen birçok konunun doğrusunu ortaya çıkartmasıyla, meselá Ulubatlı Hasan isminde bir yeniçerinin varolmadığını ispatıyla tanınan Dr. Erhan Afyoncu, çok önemli bir başka eser daha yayınladı: "Tanzimat Öncesi Osmanlı Tarihi Araştırma Rehberi".

Batı’da akademisyenler için, daha önceden yapılmış araştırmaları anlatan çok sayıda rehber kitaplar kaleme alınmışken, Türk tarihçiliğinde bu tür eserlere fazla rastlanmaz. Bu yüzden bizdeki birçok yeni araştırmacı ana kaynaklar bir yana, kendilerinden önceki araştırmalardan bile habersizdir.

Bu konuda kaleme alınmış olan tek eser, Osmanlı tarihçiliğinin en önemli isimlerinden Franz Babinger’in 1927’de yayınladığı "Osmanlı Tarih Yazarları" isimli kitaptır ama üzerinden neredeyse 80 sene geçmiş olmasına rağmen aynı alanda yeni bir araştırma yapılmamıştır.

Dr. Erhan Afyoncu’nun yayınladığı "Tanzimat Öncesi Osmanlı Tarihi Araştırma Rehberi" isimli eser, bu konuda yıllardan beri duyulan bir eksiği gideriyor. Tarihçiler artık kendi alanlarının ana kaynaklarına, kitaplara ve makalelelere çok daha rahat bir şekilde ulaşabilecekler.

Afyoncu, kitabında Osmanlı tarihinin ana kaynakları olan kronikler, şehnámeler, gazavatnámeler, fetihnámeler, sefaretnámeler, ıslahatnámeler, surnámeler, vefeyat ve biyografi kitaplarıyla ilgili yeni bilgiler verdikten sonra Osmanlı İmparatorluğu için Türk tarihleri kadar önemli olan yabancı kaynakları da sıralıyor. Kitapta, Osmanlı İmparatorluğu’nun kuruluşundan 1839’da ilán edilen Tanzimat Fermanı’na kadar geçen süreyi anlatan araştırmaların da bir listesi yeralıyor.

Osmanlı tarihi hakkında araştırma yapmak isteyenler, bundan böyle Dr. Erhan Afyoncu’nun "Osmanlı Tarihi Araştırma Rehberi"ni incelemeden, çalışmaya başlayamayacaklar.
X