Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Avrupa için eşzamanlı Kıbrıs girişimleri

TÜRKİYE’nin Kıbrıs Planı ile İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw’un KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ı ziyaretini değerlendirirken, bu adımlardaki eşzamanlılığı da hesaba katmak gerekiyor.

Bu iki girişim Kıbrıs’ta büyük bir değişikliğin habercisi mi?

Hayır.

Dışişleri Bakanı Gül’ün açıkladığı plan, Türkiye’nin bugüne kadar yaptığı önerileri derli toplu bir biçimde yeniden sunuyor.

Mutlaka yenilik aramak gerekiyorsa, Ankara planının 10. maddesi gösterilebilir. KKTC Cumhurbaşkanı Talat’ın da dediği gibi, bu maddede yer alan "tarafların konumuna halel gelmeyecek" ifadesiyle paketin uygulanması halinde tarafların Kıbrıs politikalarını sürdürebilecekleri vurgulanıyor.

Yani, KKTC’nin Avrupa ile doğrudan ticareti ya da ambargoların kalkması KKTC’nin tanınması anlamına gelmeyecek.

İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw’un gezisi ile ilgili yapılan açıklamalarda bu nokta da özellikle vurgulanıyor. "Merak etmeyin, bu ziyaret KKTC’yi tanımak demek değildir. 1996’da zamanın Dışişleri Bakanı Malcolm Rifkind de Denktaş ile görüşmüştü" deniyor.

Eşzamanlı bu iki adım da büyük bir değişiklik beklentisini doğurmuyor. Ama bir hareketlenmeyi gösteriyor.

* * *

STRAW’
un ziyaretini de bu çerçevede değerlendirmek gerekiyor. İngiltere Türkiye’nin AB üyeliğini destekliyor. Ama ilerleme sağlayabilmek için Kıbrıs konusundaki tıkanıklığın aşılması da gerekiyor. Yoksa müzakerelerin ilerlemesi tehlikeye girebilir. İngiltere yalnız değil. Washington ve Türkiye’nin AB yolunda devam etmesini isteyen ülkelerin de desteğini aldığı anlaşılıyor.

* * *

3 EKİM
’de Avrupa ile müzakerelerin başlaması kararının kesinleşmesinden bu yana geçen zamanda, Türkiye’nin fazla bir adım atmamasının esas nedeni Kıbrıs sorunu. Kıbrıs Rum Yönetimi Avrupa sürecini ciddi biçimde tıkıyor.

17 Aralık tarihine geri dönelim. 3 Ekim kararının alındığı o tarihte, "Kıbrıs ile ek protokolün imzalanması" müzakerelere başlama koşulu olarak Türkiye’nin karşısına çıkartılmıştı.

Türkiye protokolü imzaladı. Ama Parlamentoda onaylatmadı.

Avrupa Parlamentosu da aynı yolu izledi "Önce Türkiye Cumhuriyeti Büyük Millet Meclisi’nde onaylansın, biz sonra onaylayacağız" dedi.

Avrupa Birliği, Noel ve yeni yıl tatillerinin rehavetinden ancak kurtulup rapor taslaklarını hazırlamaya başladı.

İlkbahardan itibaren yıl sonuna kadar raporlar hazırlanacak ve bu yılın kararları oluşacak.

İlk taslaklarda bu görülüyor. AB’nin 2006 genişleme rapor taslağında Türkiye, ek protokolü onaylayarak Kıbrıs Rum Yönetimi’ne uyguladığı bütün ambargoları kaldırmaya çağrılıyor. Bu adımların müzakerelerin ilk iki yılında tamamlanması isteniyor ve daha da önemlisi, bunun takvimi bekleniyor Türkiye’den.

Dışişleri Bakanı Gül’ün, 3 Ekim’den sonra yaptığı açıklamada Türkiye’nin ulusal programı olduğunu bunun yeniden yazılmayacağını söylemesine rağmen, Türkiye’ye "müzakere süreci yükümlülüklerini ve bunları nasıl yapacağını yeniden belirtern bir ulusal program hazırlamalısın" deniyor.

Zaten yeni bir ulusal programın hazırlanacağının işaretleri de gelmeye başladı. Ankara planının nedeni bu. Avrupa Birliği sürecinin Türkiye’yi sıkıştırmaya başlaması.
X