Asmalı Konak'a sinema değil diyen ayıp ediyor

Abdullah Oğuz'un eline sağlık. Asmalı Konak filmi gayet güzel olmuş. Eğer bugüne kadar Asmalı Konak'ın yapım ve çekim kalitesine ulaşan başka bir Türk filmi varsa lütfen söyleyin. Var mı? Yok.

Bu nedenle ‘Asmalı Konak sadece tanıtımıyla anımsanacak, sinema bile değil’ diyenler ayıp ediyor. Asmalı Konak'ı bir kere bile izlemeden 'Konusu bayat, bir kör olmadıkları kaldı' diyenler ise daha bir ayıp ediyor! İzleyip de böyle düşünenler ise en ayıp edenler!

Asmalı Konak dizisinin öyküsü çok mu kuş konduruyor da filminin öyküsünden kuş kondurmasını bekliyorsunuz. Zenginlerin metropol yaşam tarzına özenen, feodal aile ilişkileri ve onların hayatına öykünen, meraklı köleler işte. Örneğin dizide, Hamzaoğulları'nın oğlu, feodal ailenin kızı Zeynep'e tecavüz ediyor. Bu çok mu yeni bir şey?

Diyorlar ki, 'Dizi izleyicileri de tatmin olmadı.' Dizi izleyicileri de halt etmiş! İzledikleri sinema, ondan haberleri yok. Filmin sonuna kadar da meraklı meraklı izliyorlar, hálá tatmin olmadık diyorlar. Bunlar, dizinin aynısını yapsanız bu sefer de 'Aaa dizinin aynısı olmuş, ben de başka bir şey bekliyordum' derlerdi hiç kuşkunuz olmasın. Yine bunlar, bu film iki bölüm olarak televizyonda yayınlansa, ayıla bayıla birbirlerine anlatır, tekrarını da üç kere izleyip bir daha yayınlayın diye kanalı ararlardı.

Dizide Bahar'ın kanser olduğu belli değil miydi? Amerika'ya gideceği belli değil miydi? Gitti Amerika'ya işte. Hem Amerika'ya gidip, hem de nasıl daha fazla Türkiye'yi gösterecekler. Ailecek Teksas'ta bir çiftlik almalarını, daha sonra da Sümbül Hanım'ın Ceyar'la evlendirilmesini mi bekliyordunuz?

Filmde öykünün zayıf tarafları yok değil. Kurgu hataları yok değil. Ama bu sinema değil, demek insafsızlık. Teknik analiz yaparken bu analizi nerede, kime, hangi ortamda yaptığını bilmeden bunu söylemek ise büyük cehalet. Bu filmde kurgu ve öyküye dayalı zayıf çözümlerin bazılarının bütçeyle ilgili sorunlardan kaynaklandığı belli. 3 milyon dolarlık filmden 60 milyon dolarlık performans da beklemeyelim. 'Seymen'le Bahar'ın gece yarısı tek başına ne işi var ıssız sokaklarda' deyip alay edenler! ABD'ye gidişimin ilk ayında gece yarısı ikide ıssız bir sokaktan geçerken soyuldum. Öldürülebilirdim de! Ne işim vardı gece yarısı sokaklarda? Önyargılara yenilmemek gerek.

Evet, Abdullah Oğuz elindeki öyküyü çok iyi anlatmış. Hem de diziden çok iyi ayırmış. İstese dizi izleyicilerini mest eden Asmalı Konak müziğini dayar ve kulaklara hükmedip görünenleri saklayamaz mıydı? Saklardı. Zoru seçmiş Oğuz'u kutluyorum. 'Entel duruş' adına Asmalı Konak filmini küçümseyenleri ise kınıyorum.

Bazı sinemalar kadınlar hamamına döndü

Bizim gazetede Asmalı Konak galasının haberini yapan arkadaşlarım sağolsunlar 'seçkin' konuklar listesine beni de almışlar. Çok gururlandım. O günden bu yana da seçkin seçkin dolaşıyorum.

Hemen söyleyeyim gala gecesi oldukça iyi örgütlenmişti. Hele de Gönderilmemiş Mektuplar'ın galasıyla karşılaştırdığımda şahane idi. (Gönderilmemiş Mektuplar galasında kucağımda oturan iki kişi ile daha sonra arkadaş olduk, hálá görüşüyoruz.)

Bir kez Hollywood'da, bir kez de Paris'te film galasına katıldım. İki gala da çok iyi örgütlenmişti. Asmalı Konak galasında da neredeyse onlara yakın bir rahatlıkta yerimi buldum, oturdum ve 1713 kişiyle birlikte filmi izledim. (Niye mi 1713? Peki niye 1700?)

Lütfi Kırdar bu işler için biçilmiş bir kaftan zaten. Kırmızı halı ve Cüneyt Özdemir'in CNN'le canlı yayında olması töreni daha bir 'prestijli' hale getirdi. Kendimi, Yüzüklerin Efendisi'nin galasında sandım. Bir farkla. Orada 72 millete ait yüzlerce televizyon kamerası vardı.

Filmin başlamasına yakın Asmalı Konak'ta rol alan sanatçılar bir bir salona girmeye başladı. Burada da kim sanatçılığı sindirmiş kim sindirememiş ortaya çıktı. Selda Alkor, salona girdiğinde alkışlayanlara doğru döndü, yılların birikimini ortaya dökercesine dolu dolu bir selam verdi. Özcan Deniz ve Nurgül Yeşilçay da alkışlarla karşılandılar. Ama onlar selam melam vermeden 'kös kös' yerlerine oturdular. Size göre Selda Alkor ile diğerleri arasındaki fark ne?

Sizi bunu düşüne durun ben o sırada salonu incelemeye koyuldum. Galaya gelen izleyiciler bile, Asmalı Konak'ın fanatiklerinin kim olduğu konusunda ipucu vermeye yetiyordu bence. Salonu izlerken AGB ölçümleri yapılan evlerin bir bölümünü görür gibi oldum. Diğer bir bölümü de, şu sıralarda sinemada Asmalı Konak izliyorlar. Anneanneler, babaanneler, dedeler, halalar, teyzeler... 'Bazı sinema salonları kadınlar hamamına döndü' desek yeri. Birlikte televizyon izleyenler, birlikte sinema izliyorlar şimdi. Asmalı Konak bitecek ve birlikte televizyon izlemeye devam edecekler. Türkiye uzun süredir böyle bir sinema olayı yaşamamıştı. Tekrarını yaşatacak varsa bekliyoruz.

4 bin 700 kafa travması

Trafik kazası sonucunda ölmeyi kanıksamaya başladık. Bu hiç normal değil. İşte geçen hafta Silivri'deki korkunç kaza. Ve 18 kişinin ölümüne neden olan TIR şoförünün kaza sonrası söylediği sözler: 'Yorgun ve uykusuzdum!' Kimseden 'çıt' yok.

Burada ısrarla trafik kültürsüzlüğümüz konusunda 'çıt' çıkarmaya devam edeceğim. İki üç haftadır da ısrarla kask konusunda yazıyorum. Kask takma konusunun ne kadar önemli olduğunu anlatmak için size bu hafta da Hollanda'dan birkaç rakam vereyim. Türkiye trafik istatistikleri ne yazık ki bize ayrıntılı bilgi vermekten çok uzak. Bunun nedeni de kaza raporlama sisteminin eksik oluşu. Eğer kaza nedenlerini ve neden olanları tam bilmiyorsak kazaları nasıl önleyeceğiz değil mi? Neyse bu konuya sonra döneriz: İşte 1998 - 2000 yılları arasında kaza sonucu yaralanan çocuk sayıları:

Diyeceksiniz ki, burası Türkiye Hollanda değil! Biliyorum verdiğim kaza istatistikleri de motosiklet kazası istatistikleri değil. Verdiklerim bisiklet kazası istatistikleri. Görüyor musunuz alt tarafı bisiklet diye küçümsenen aracın yol açabildiği kazaları? Bu nedenle Avrupa'da bisiklet kullanırken bile kask takmak zorunlu. Biz ise hálá burada motosiklet kazaları ile uğraşıyoruz. Hürriyet Cuma olarak da uğraşmaya devam edeceğiz. Trafik sorununu el birliği ile çözeceğiz. Tüm Batı ülkelerindeki istatistikleri, 15-24 yaş grubu arasında ölümlerin temel nedeninin, trafik kazaları olduğunu gösteriyor. Türkiye'de de büyük olasılıkla böyle ama ne yazık ki elimizde kanıt yok. Gençlerin hayatı tehlikede. Hepimizin hayatı tehlikede. Genç sürücüler konusu yakında burada. Not: Sanırım Bursa Emniyet Müdürü'nün yeni gelen talimattan haberi yok! Geçen cumartesi yanımdan beş altı tane kasksız motosiklet sürücüsü geçti. Anımsatayım dedim.

Not: Harley Sahipleri Derneği, OMM ve Vespa Fun Klüp temsilcileri Emniyet Genel Müdürlüğü Trafik Daire Başkanı Nizamettin ACAR'ı ziyaret ettiler ve Karayolları Trafik yönetmeliğinde motosiklet konusunu Avrupa standartlarına getirmek için olumlu görüş alışverişinde bulundular.

Cuma Takıntısı

'İtalyan İşi' filmini kaçırmayın. Soygun filmleri türünün mükemmel bir örneği. Tabii kadın türünün mükemmel örneği Charlize Theron'u da kaçırmasanız iyi olur. Şiddetle öneriyorum. Mini Cooper severlere özellikle.

Cuma LAKIRDISI

Kadınları tanımak imkansızdır. Daha onlar kendilerini tanıyamıyorlar ki. (Madame De La Fayette)
Yazarın Tüm Yazıları