Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Ara açan açılım

Oslo operatörü Hakan Fidan’ı sorgulama girişimi ve Başbakan’ın “o’nu alacağınıza beni alın” diyip bu girişimi püskürtmesi herkesin hatırındadır.

Bu olay “Cemaat” ile “Hükümet” arasında ideolojik bir ihtilaf olduğunu net bir şekilde göstermişti. Başbakanın “Cemaatin Fidanlığı” dershaneleri kapatma kararıyla bu ihtilaf bir anda su üstüne çıktı. Başbakan, siyasette başarının “kadro” kurmaktan geçtiğini biliyordu. Kadro yetiştirmek için de “eleman fidanlıkları” gerekliydi. İmam Hatip okulları bunun yaşayan kanıtıydı. Ünlü Rus Diktatörü Stalin’in “Her şeyi kadro belirler” sözü tarihe geçmiştir. Cumhuriyet de kendi “Kadro”sunu kurmaya önem vermiştir.

MİLLİ GÖRÜŞ VE MÜSLÜMAN TÜRKLER

Hükümetin ideolojisi “milli görüş”tür. Milli, milletten gelir. Millet kelimesinin kök anlamı “aynı dine mensup olanlar” dır. Milli Görüş, İslam Birliği idealini gerçekleştirmek için vücut bulmuştur. İslam’da ulus anlamındaki millet kelimesinin karşılığı “kavim” dir. Ulusalcılık anlamındaki milliyetçilik, kavmiyetçiliktir ve ayaklar altına alınmalıdır. Bu yüzden milliyetçilik, İslam Birliği idealine terstir. Hâlbuki Fettullah Gülen Hoca’nın “Şef İdeologu” olduğu Cemaat’in “ideali” İslam Birliği değildir. Onun ideali, Türklerin, İslam’dan da güç alarak, tabiri caizse “Batılılaşması”dır. İki ideolojinin ortak paydası ise İslam’dır. Bu sebeple, farklı idealleri olan bu iki hareket uzunca süredir “yoldaş” olmuştur. Ama hareketlerin etkinliği arttıkça, ortak payda önemsizleşmiş, farklar belirleyici olmaya başlamıştır.

HER SİYASİ HAREKET, HEDEFE İLERLERKEN CEPHE KURAR

AKP hükümeti “milli görüş” idealine doğru yola çıktığında daha kısa sürede başarışı olmak için “birlikte yürüyeceği” ve onlardan güç alacağı kesimlerle bir cephe teşkil etmiştir. Bu cepheye öncelikle Cemaat başta olmak üzere, farklı tarikata mensup İslamcılar katılmıştır. Hemen sonra Türk kimliğini sevmeyen, “Asker Düşmanı”, hemen hepsi eski solcu laik liberaller katılmıştır. Solcuların bu cepheye katılması üzerine “Her Kürtçü, Komünist; Her Komünist, Kürtçü olur” alışkanlığıyla özerklikçi Kürtçüler de cepheye destek vermiştir. Bu şekilde Cumhuriyet’in dayattığı “laik-tam bağımsız-ulus devlet” modeli karşıtları “T.C.’yi Tasfiye Kurulu” unda buluşmuştur.

YOLUN SONU GÖRÜNTÜSÜ AYRILIK GETİRDİ

Liberaller, “milli görüş” mensuplarının laikliği de tasfiyeye tabi tutacağını anlayınca cızırtı çıkartmaya başladılar. Cemaat ise Türklüğün inkârını, ülkenin bölünmesini ve Batı karşıtlığını kabullenemedi. Açılım yoluna taş koymaya çalıştı. Gelişmeleri yakından izleyen Erdoğan, ortaklarının artık kendine destek değil köstek olduğu kanaatine vardı ve onlardan kurtulma kararı aldı. Bunlar benim gözlemim ve yorumum.

SON SÖZ: CEPHE NE KADAR GENİŞSE, O KADAR KOLAY DAĞILIR.

X