Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Anlamadıklarım!

<B>SEVGİLİ </B>okuyucularım, birkaç günden bu yana <B>Kıbrıs </B>konusunu yazıyorum. Ülkemizin bence en önemli, en güncel sorunudur.

Kafamda bu konuyla ilgili sorular var, yanıtını bir türlü bulamıyorum.

Bunlardan bazılarını sizlerle paylaşmak istiyorum.

1- Cumhurbaşkanı bu olup bitenler konusunda ne düşünmektedir? Açıklayacak bir görüşü, eleştirisi ya da Annan Planı’nın ülkemizin ulusal çıkarları açısından olumlu veya olumsuz olduğu konusunda diyeceği bir şey var mı, yok mu?

2- Askerler ne düşünmektedir? Kuvvet komutanlarından başlayarak bütün kademelerin olumsuz düşündüğünü biliyoruz. Ancak emir komuta zincirinde onların konuşması mümkün değil. O halde Genelkurmay Başkanı, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin bu konudaki görüşünü açıklamayacak mı?

Bu ikinci soruyu biraz daha açmak gerekiyor. Kıbrıs, Türkiye’nin ulusal güvenliği açısından birinci derece önemi olan bir yer. O yüzden adada on binlerce Türk askeri konuşlanmış durumda. Genelkurmay’da Kıbrıs konusunda herhalde binlerce plan, dosya, yazışma vardır.

Bu belgelere elbette ki biz sahip değiliz ve ne olduklarını bilemeyiz.

Kıbrıs konusu MGK’da görüşüldü ve bildiride ilginç bir cümle çıktı:

‘Takdir ve sorumluluk hükümete aittir.’

Bizim gibi ortalama Türk vatandaşları bunu anlamadı. Bu bildiri 2 anlama gelebilir:

a) Askerler toplantıda Annan Planı’na itiraz ettiler ama MGK’daki hükümet çoğunluğuna dertlerini anlatamadılar.

b) Askerler Annan Planı’nı beğendiler, bundan daha iyisi olamaz dediler ve devreden çıkıp topu hükümete attılar.

Başbakan bu planın ‘riskli’ olduğunu itiraf ediyor. Meclis Başkanı içine sindiremiyor. Çalışma Bakanı Bakanlar Kurulu toplantısında uyarıyor.

Ama askerlerin ne düşündüğü bilinmiyor.

Ulusal güvenlik konusunda konuşması gereken onlardır. Yoksa Genelkurmay Başkanı da kendisini hükümetin, ABD ve AB’nin ağırlığı ve baskısı altında hissetmeye başladı?

Bu suskunluk o yüzden mi?

Böylesine kritik bir konuda Cumhurbaşkanı ağzını açmıyor, Genelkurmay ağzını açmıyor. MGK toplantısından ilginç ifadeli bildiriler çıkıyor.

Annan Planı’nın mecburiyetten en büyük destekçisi AKP hükümetinden ise topluma bir
‘başarı’ mesajı verilemiyor.

Türk milletini getirmek istedikleri nokta şu:

‘Kıbrıs başımızın belasıydı, bu kadarına şükredelim. Böylece AB’yi küstürmeyelim, ABD’yi karşımıza almayalım, başımızdan savalım gitsin.’

***

Biz aynı ‘verelim kurtulalım’ filmini, Güneydoğu’da PKK terörü yaşanırken, binlerce insanımız can verirken de izlemedik mi?

Günümüzün Kıbrıs ver-kurtulcuları o zaman hiç utanıp sıkılmadan Abdullah Öcalan isimli katilin peşinde dolanmıyor muydu? Suriye’de onunla vıcık vıcık söyleşiler yapıp sözlerini Türk milletine aktaran onlar değil miydi?

Aradan aylar yıllar geçti, Güneydoğu ver-kurtul’u bitti! Şimdi sıra Kıbrıs ver-kurtul’unda.

Kalemler, kalemşorlar, yorumcular, köşe yazarları aynı. Kadroda hiçbir eksilme yok. Hatta piyasaya yenileri girdi, sayıca çoğaldılar.

Kıbrıs gidecek, sonra sıra Ege’ye ve yeniden Güneydoğu’ya gelecek. ‘Verelim kurtulalım’ feryatları yine ortalığı kaplayacak.

***

Şimdi yine yazımın başındaki konuya döneyim. Cumhurbaşkanı devletin başıdır. Bu olanlar konusundaki fikir ve görüşlerini açıklamakla yükümlüdür.

Genelkurmay Başkanı Türk Silahlı Kuvvetleri’nin komutanıdır. Bu konuyu Türk milleti önünde ulusal güvenliğimiz açısından irdelemek durumundadır.

Bu işler kapalı kapılar ardındaki toplantılarda söylenen sözlerle, her anlama çekilmesi mümkün bildirilerle olmaz.

Başbakan Kıbrıs konusunda diyor ki: ‘Marjinal kesimlerin kuru gürültüsüne pabuç bırakacak değiliz...’

Merak ediyorum, Cumhurbaşkanı ile Genelkurmay Başkanı bizler gibi ‘marjinal kesim’ içinde yer almaktan, konuştukları takdirde ‘kuru gürültü’ olacağından mı endişe ediyorlar!

Türkiye çok önemli bir badirenin eşiğinde yaşarken, Cumhurbaşkanı ve Genelkurmay Başkanı bu konuda ‘susma hakkını’ kullanma lüksüne sahip değildir. Olmaması gerekir.
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI