Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Ankara’nın dünden bugüne 88 yıllık sosyal yaşamı (III)

İKİ hafta önceki köşe yazımda Ankara eğlence ve sosyal hayatının 1923 yılıyla başlayan yolculuğuna değinmiş, daha sonraki hafta 1950’li yılları ele almıştım. 1970’lere gelirken de Başkentin yeni bir bakış açısı ve hayat tarzıyla buluştuğunu vurgulamıştım. Kaldığımız yerden devam edelim.

1970’lere girerken 69 Kuşağı’nın özgürlük iklimi Ankara sosyal hayatında da hissedilmeye başlıyor. Gençlerin başkaldırısı önce müzik alışkanlıklarında, daha sonra da eğlence yerlerinde hissediliyor ki işletmeler gençlerin bu taleplerine cevap verecek değişikliklere gidiyor. En gözde işletmeler ise üzerine Türkçe sözler yazılan yabancı parçaları söyleyip, çalan sanatçı ve orkestraları çalıştırmaya başlıyor.
Tuğrul Gence, Yurdaer Doğulu( Kenan Doğulu’nun babası), Süheyl Denizci, Ergun Özer orkestraları en aranan gruplar oluyor. Bu arada Rock müziğin etkileri Anadolu Rock’ın da doğmasına sebep oluyor. Cem Karaca- Moğollar, Modern Folk üçlüsü, Ersen-Dadaşlar gibi ekiplerin konserleri gençliği peşinden sürüklüyor.
1950-1970 yılları arasına bakıldığı zaman Ankara’nın eğlence rotaları hem çoğalıyor, hem de saflarını belirliyor. Ulus- Dışkapı hattı pavyonlarıyla, Ulus- Yenişehir- Kızılay hattı gazino, kulüp ve restoranlarıyla, Maltepe ise gazino ve pavyonlarıyla ön plana çıkıyor. 1970’lere gelindiği zaman ise Kızılay- Çankaya hattında şık restoranlar ve gece kulüpleri trend olmaya başlıyor. En gözde eğlence mekanları ise Kavaklıdere- Çankaya hattında sıralanırken, araya Bahçelievler 7. Cadde’de giriyor.

Ankara’nın dünden bugüne 88 yıllık sosyal yaşamı (III)

AST SOLİST ÇAĞININ GÖZDE MEKANLARI
Etkisini 1970’lere kadar sürdüren Ankara Palas’a ilaveten Balin Otel, Marmara Otel, Barıkan Otel, Kent Otel, Bulvar Palas, Ankara Otel gibi kaliteli işletmeler bünyelerinde şık restoran ve gece kulüpleri bulundurdukları için gözde yerler haline geliyor. Yani bir yerde otel hizmetiyle beraber sosyal hayata katkı sağlayan merkezler oluyorlar. Gençlik Parkı içindeki Göl Gazinosu, Samanpazarı’ndaki Esenpark Gazinosu gibi eğlence merkezlerinde ise Zeki Müren, Behiye Aksoy, Hamiyet Yüceses, Sevim Çağlayan, Gönül Yazar, Mustafa Sağyaşar gibi assolistlerin liderliğinde ünlü isimler sahneye çıkıyor.
RADYOYLA ÜNLENENLER
Bu arada ufak bir not daha düşeyim, radyo çağını yaşadığımız 1930 ile 1970’ler arasında Ankara ve İstanbul Radyoları hemen hemen her eve, hatta sosyalleşme mekanına giriyor. Dolayısıyla halk, sesini o cızırtılı radyodan duyduğu birçok sanatçıyı ancak gazinolarda görebiliyor. Hal böyle olunca da bu işletmeler hınca hınç doluyor. Hatta Çarşamba ve Cumartesi günleri gündüz saatlerinde yapılan halk ile kadınlar matinesine yer bulmak bile mesele oluyor.
Yine aynı süreçte Gar Gazinosu, Bomanti, Casablanca gibi eğlence yerleri ise yabancı revü gruplarını getirmeyi sürdürüyor. Ancak takım elbiseli beylerle, şık kıyafetli hanımları müşteri olarak kabul etme alışkanlıklarından vazgeçmiyorlar.
GECE KULÜPLERİ DİSKOTEK, ORKESTRALAR DJ OLDU
Artık eğlencelerin süresi uzadığından ötürü restoran ve gazino sonrası gece kulübü devri başlıyor. Sabahın ilk ışıklarına kadar Feyman, İntim, Balin, Gül Ağacı gibi kulüplerde orkestraların sunduğu canlı müzik eşliğinde eğlenenler için hit yerler açılıyor. Üstelik aynı süreçte son durak olan işkembeciler de devreye girmeye başlıyor. Bu arada Piknik Restoran ile büyük başarı elde eden Reşat- Vahit Önat kardeşlerin kurduğu RV Restoran, Sophia Loren gibi dünya yıldızlarını ağırlayacak kadar ünlü oluyor.
1970’li yıllarda ise gece kulüpleri diskoteklere dönüşüyor. Paralelinde de o güne kadar revaçta olan orkestraların yerini diskjokeyler almaya başlıyor. Canlı müzikle iş yapabilen gece kulüpleri ise gece yarısından sonra sahne alabilen ünlü isimlere yöneliyor. Nükhet Duru, Ajda Pekkan gibi birçok ünlünün ilk sahne aldığı yerler de bu tip gece kulüpleri oluyor. Kulüp 33, Kulüp 44, Visky A go go gibi kulüpler bu dönemde müşterisiyle buluşuyor.
TRT’NİN SİHİRLİ DOKUNUŞU
1970’lerde sosyal hayatı değiştiren bir unsur da 1969 yılında başlayan ama 1974’ler de palazlanan tek kanal üzerinden belli saatlerde yayın yapan TRT televizyonu oluyor. Dünyaya açılan kapı olarak siyah beyaz ekran yaşam alışkanlıklarını değiştiriyor. Çin, Yunan, Japon restoranlar bu süreçte ortaya çıkıyor. Artık yemek rotaları da çeşitleniyor. Keza yabancı sanatçı ve gruplar bu sihirli cam sayesinde gençlerin beğenisine sunuluyor ki, gece kulüplerinin DJ’li döneme geçmesini hızlandırıyor. Sezen Cumhur Önal, İzzet Öz, Kahraman Afyonoğlu gibi TRT’nin müzik prodüktörleri diskoteklerin kaderini belirler hale geliyor. 1980’lere girerken Çankaya’daki Apple, Galaksi gibi diskotekler gençler tarafından büyük rağbet görüyor.
1970’ler gazinolar için de altın çağını başlatıyor. Fahrettin Aslan’ın Maltepe’deki Maksim’i (ki adı sonra Köşk Gazinosu oldu), Dedeman Otel’in karşısındaki Başkent Gazinosu, Gençlik Parkı’ndaki Göl Gazinosu(Şimdi Nikah salonu) bin- bin 500 kişilik kapasiteleriyle her gece dolup taşıyor. Altınnal, Grand, Süreyya, Marmara Otel, Dedeman Ruf gazinosu gibi daha ufak kapasiteli gazinolar ise amiral gemilerine refakat ederken dolu masalara tanık oluyor. Belki de Ankara eğlence hayatı en yoğun ve coşkulu yıllarını yaşıyor. 12 Eylül darbesi ise sonun başlangıcını hazırlıyor. Sokağa çıkma yasakları, sanatçı vetoları ve ekonomik zorluklar derken 1980’lerin sonuna doğru bu mekanlar kapısına kilit vuruyor. Yerine 1980’lerde trend olan daha az maliyetli tavernalar hakim oluyor.
TAVERNALAR İKTİDARA FANTEZİ MÜZİKLE GELDİ
Orta yaşlı ve iyi gelirli kesim Ferdi Özbeğen, Ümit Besen, Coşkun Sabah gibi sahne maliyeti düşük sanatçıları çıkaran tavernalara gitmeye başlıyor. Müzik aleti Org’un baş tacı edildiği bu işletmelerde bir bilemediniz iki müzisyenin ünlü sanatçıya eşlik ettiği ve repertuarlarında her çeşit şarkının barındığı programlar gerçekleşiyor. Müşteriler ise dinlemek ve izlemekle kalmayıp pistte dans etmeye başlıyor. Dev sahnesi T şeklindeki podyumlarla desteklenmiş gazinoların aksine, tavernalar küçük bir sahne ama büyük dans pistleriyle gözde yerler oluyor. Çankaya’daki Bizon, Alba, Panoroma, Sergen, Elegant gibi restorandan bozma tavernalar her gece tıka basa doluyor.
Gelecek hafta bu ilginç yolculuğa devam ederiz.

X