Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

ANAP, sembol ve köpek

Zeynep ATİKKAN

Üçüncü dünya burası.

Siyasetin sembollerle yapıldığı üçüncü dünya.

Köpekle fotograf çektirmek Batılılaşmayı simgeler siyasetin sembollere indirgendiği Türkiye'de.

Kadın siyasetçinin, yere yakın tombul kalçalarına aldırmadan ısrarla pantolan takım giymesi Batılılık sembolüdür.

Bol korumayla dolaşmak Clintonlaşmaktır. O da bir simgedir.

Bir de Mercedes takıntısı vardır. Bu takıntı, ‘önemli ve güçlü olma’ kategorisine taşır kimilerini.

Geçenlerde, Başbakan Yılmaz bir aile fotografı çektirdi Alman basını için. Fotograf karesine, ailenin en Batılı unsuru olan tertemiz yıkanmış süslenmiş köpeğini yerleştirmeyi ihmal etmedi. Almanya'ya verilen görüntü bu. Köpekli, çağdaş bir Türk ailesi. Tabii aynı mesaj, kendisini laik, batılı ve de çağdaş sananlara da ulaşmış oldu.

Yılmaz'ın ekonomiden sorumlu bakanı da çıkıp iki de bir, ‘enflasyonu köpek gibi havlatmaktan’ söz ediyor. Belli ki O da, bu köpek meselelerine en az enflasyon kadar aşina.

ANAP'ın köpekle batılılaşma saplantısının, kimliğini bir türlü saptayamamış olan bu partinin sözde liberallerine iyice musallat olduğu belli. ANAP'lı İmren Aykut geçen hafta köpeğini bir açılışa götürmüş.

Çevre ve doğa tutkunu İmren Aykut'un bu hali okurlarımı iyice dehşete düşürmüş, telefona sarılıp, şanslı küçük köpeğin serüvenlerini anlattılar bana.

Bakan Aykut, minicik şirin mi şirin köpeğiyle makam arabasından inmiş. Pek sevecen bir görünüm arz ediyormuş kucağındaki köpeğiyle. Galiba fino cinsiymiş köpekçik! Kırmızı halılar sermişler bakanımızın geçeceği yerlere. İçi hayvan ve doğa sevgisiyle dolu İmren Hanım bakmış ki, yavrucakla içeri girilecek gibi değil. Dönmüş, köpeğini korumalarına teslim etmiş. Yavrucaktan ayrılmış.

Tabii bunda ne var denebilir? Köpeklerin bakanlarla dolaşması yönetmeliğe aykırı mı, diye de sorulabilir. Ve daha pek çok soru üretilebilinir.

Ama dünyanın hangi ülkesinde, bakan korumaları köpek korumalığı da yapar diye de düşünülebilinir

Ayrıca, evlerinde çok özel korumayla besledikleri köpeklerini acaba Batılı bakanlar, açılışlara, kapanışlara vs.'ye götürüyorlar mı diye de bir soru gelebilir akla.

Bakanları korumakla yükümlü korumaların, bakanların köpeklerini korumaları bir üçüncü dünya gerçeğidir tabii ki. Üçüncü dünyada görülen bir doğayı koruma biçimidir. Tabii ki üçüncü dünyanın çevre bakanlarına özgüdür.

Bu arada anlaşılıyor ki, bu ‘köpek işinin’ ANAP'lılar için ayrı bir anlamı var. Özellikle de Özal'dan bu yana sembollerle siyaset yapmaya özen gösteren ANAP, ‘köpek simgesine’ iyice takılmış.

İslamcı yükseliş karşısında sağdaki yerini bir türlü tayin edemeyen ve kendisini tanımlayamayan ANAP'ın dramı da bu galiba.

ANAP, altyapı, otoyol, telefon getiriyor, köpekle batılılaştığını sanıyor ama yakalamak istediği liberalizmi bir türlü keşfedemiyor. Moderite anlayışı da yarı papatya, yarı yuppy...Herşeyin yarısıyla sınırlı.

Çünkü, ANAP ne halkı tanıyor ne de liberalizmi derinlemesine biliyor.

Ve sonuçta ne oluyor? Köpekli Türk batılılaşması ve modernitesi işte böyle garip görüntüler düşürüyor ekranlara. Şarklılıkla üçüncü dünya karışımı birşey...

‘İktidar sahibiyim, köpeğimle dolaşırım. Köpeğimi korumalara baktırırım’...Ve ‘köpekle görüntü verip Batılı, çağdaş, modern ‘look' kazanırım' zihniyeti çıkıyor ortaya.

Dünya'daki bütün trendlerin tevazu, sadelik ve doğallığa yöneldiği sırada.

‘Modern' olmak isterken ‘demode' olmanın adıdır bu.

Ama hayat hızla akıp gidiyor. Bu büyük dinamizmi halk, ‘Köpek (it) ürür kervan yürür, diye ifade etmemiş mi?

X