Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Altan Öymen’den 50’li yıllar (Değişim ne kadar zor)

DEĞİŞİM ne kadar zor bir şey canım, haydi Altan Öymen’i okuyalım.

“Bir Dönem Bir Çocuk” ve “Değişim Yılları”ndan sonra Altan Öymen’in anı dizisinin üçüncü kitabı “Öfkeli Yıllar’ı okuyorum.


Günün ve gecenin her saatinde kitabı okurken şekillenen tekerleme, kafamın içinde dolanıp duruyor.


Değişim ne kadar zor bir şey canım, haydi Altan Öymen’i okuyalım.


Belki de yok. Değişim denen şey insanın kendisini ve yaşam süresini aşırı ciddiye almasıyla bağlantılı bir sanrı mı? Değişmezliği savunan Zeno’ya karşı, bir ırmakta iki kez yıkanılmaz diyen Heraklitus’un yanında yer almış biri olarak Altan Öymen’in “Öfkeli Yılları” beni yeniden şüpheye düşürüyor.


* * *


TÜRKİYE
1951 Kasım’ında Meclis’e o ünlü 141, 142’nci maddeyi getiriyor. Demokrat Parti iktidarda. CHP muhalefet.


Altan Öymen
belgeleriyle aktarıyor. DP iktidar ama muhalefet gibi davranıyor. CHP’ye muhalefet üslubuyla yükleniyor. CHP de bu yüzden hiçbir zaman düzgün bir muhalefet geliştiremiyor. Sürekli savunmada. (Elli yıl sonra bugün bile, zaman zaman bu iktidar-muhalefet karmaşasına tanık olmuyor muyuz?)

DP komünizmle mücadeleyi sertleştirmek istiyor. Bu iki maddeye ölüm cezası eklenmesi de gündemde. “TKP tevkifatı” başlamış, aydınlara yönelik geniş bir tutuklama sürecinin başında Türkiye.


16 Kasım günü tasarı Meclis’te tartışılırken DP’li bir milletvekili CHP’yi komünistlikle suçlayınca gürültü kopuyor. CHP’liler, kendilerine “komünist” denmesini protesto ederek Meclis’i terk ediyorlar.


Çünkü komünistlik vatan hainliği ile eşit bir suç olarak kabul ediliyor o sıralarda. Türkiye, komünist partilere yaşama hakkı veren Avrupa gibi değil, komünist oldukları iddiasıyla solcu aydınlara karşı cadı avı başlatan McCarthy’ci Amerika’nın yolunda ilerliyor.

Altan Öymen’in usta gazeteci gözüyle derlediği 1950’ler,Türkiye’nin toplumsal genetiğinde suç algısı, suçlanma korkusunun ne kadar derin olduğunu ortaya koyuyor. 


Komünist, Kürt, mürteci, bunlar vatan hainliği suçunun en fazla işlendiği alanlar. Bu mayınlı arazide yürümeye kalkmak meşruiyet sorunuyla karşı karşıya bırakıyor insanı. Israr etmek ise vatana ihanet!


Bugün biz Kürt meselesini, hangi görüş ve kökenden olursak olalım demokrasi kültürü sınırları içinde soğukkanlı biçimde tartışmakta zorlanıyorsak eğer, nedenini toplumsal genetiğimize yazılı suç algılarında aramalı.


Elli yıl önce, Meclis’teki CHP sıralarından bir tane olsun milletvekili çıkıp, “TKP tevkifatı”nı sorgulasa, solculara yönelik cadı avına karşı çıksaydı, tabuları sarsmayı göze alabilseydi bugün Türkiye demokrasi açılımlarını daha kolay gerçekleştiren bir ülke olurdu belki de.


* * *


“1954 yılı, genel seçim yılıydı”
diye başlayan “Basına seçim öncesi darbesi” başlıklı bölümde Demokrat Parti’nin seçime iki ay kala basın özürlüğünü sınırlayan kanun tasarısıyla ilgili tartışmaları anlatıyor Öymen. CHP ya da DP fark etmiyor. Her iktidar kendi basınını yaratmak için diğerini susturacak önlemler istiyor. Muhalif gazetelere karşı yasal ve mali yaptırımlar devreye sokuluyor.   


Türkiye’nin sadece siyasi tarihini değil, zihniyet oluşumunda etkili olan kritik adımları, titiz bir araştırma ve Meclis tutanakları dâhil zengin belgelerle günümüze taşıyan “Öfkeli Yıllar” için, her zaman kendisinden bir şeyler öğrendiğim Altan Öymen’e teşekkür etmek geliyor içimden.      

X