Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Ali, Ayşe, Oya, Neco...

Neco dışında üçünü de tanıyorum ama en az Ayşe’yi...

En az derken oturup iki lafın belini kırmışlığım yok ama yazılarını okuduğum için aslında onu da tanıyor gibiyim...

Ayşe: Bir yanı çok saf ama yüreği çok temiz. Her türlü şeye rağmen kendi ayakları üzerinde durmayı başarmış bir genç kadın. Haklı olarak biraz şımarık. Çünkü o ünlü… Kalbi kırık… Önce babasına sonra Ali Taran’a… Bize çaktırmasa da, esas derdi babayla! Ayrıca çok da haklı.

Ali Taran: Uçuk, deli ama aslında içi kötü biri değil, fesat değil, Ayrıca çok da yardımseverdir. Ama çok hatalı. Zaten şu an hatasından geri dönme, pişmanlıklarıyla yüzleşme niyetinde. Ama maalesef toparlamaya çalıştıkça ciddi anlamda daha çok batmakta.

Oya: İşte o en iyi niyetlileri… Kırık kalbini sarmak için çok çabaladı. Evlilikte bir kadının başına gelebilecek en ağır travmayı yaşadı. Yılmadı.  Üstelik o bir anne ve şu an ne yapacağını şaşırmış durumda. Evladını mı korusun? İnsanların konuştuklarına mı cevap versin? Bu yolda yalnız başına savaş vermek zorunda kaldığı için isyan bayrağını mı çeksin? Valla ben çekerdim. Ama Oya dayandı ve dayanmakta.

Neco: Çocukluğumda dinleyip sevdiğim adam bu mu? Yıllarca aynı yastığa baş koyduğu, bütün kahrını çektiği kadını bir anda terk eden, arkada bıraktıklarını bir çırpıda gönlünden silen, üç kadının elini bir anda bırakan adam mi benim zamanında sevdiğim Neco?

Hadi gitti ama şu günlerde niye geri gelmedi? Oya’yla ikisi; kızlarını, Ali’yi yanlarına alıp neden nasihat etmedi? “Bu kadar reklam olmayın.” niye demedi? Basının gırtlağına, halkın gözüne soka soka “Yapmayın bu düğünü!” demek akıllarına gelmedi mi?

Eeeee, şimdi ne oldu? Ali Ayşe’nin içine etti. Ayşe bir sürü insanın suçladığı, “sen var ya sen” dediği bir kadın haline geldi. Oya, yük taşımaktan, üzülmekten, savaşmaktan bitti.

Peki Neco?

O zaten hiç yoktu. Hala da yok.

Pes Neco pes…

Brad Pitt Muhteşem Yüzyıl’da...

Sabah kanala gidince elime patır patır düşer bütün haberler. Bugün baktım, yine selülitler, birbiriyle öpüşenler, falan filan gelmiş önüme. Okumadım bile.

Sonra Brad Pittli habere gözüm ilişti. Dedim, kesin sudan bir haberdir. “Brad ve Angelina yirmi altı çocuklarıyla, yüz elli metrelik tekneleriyle Bodrum’a geliyorlardır ya da geliverdiler.” Haberi okuyunca şaşırdım. “Vay be!” dedim. durum başkaymış. Adam gelip Muhteşem Yüzyılımızda oynayacakmış. “Ahhh!" dedim. “Ah şu paranın gözü kör ola, insan nereye şey ettireceğine şaşırıyor çok bulunca.” Yahu şimdi Brad bu dizide ne alaka? Zaten dizi ratinglerde rekorda. Para desen, basıyor maşallah. Bu durumda Brad oynasa ne yazacak, oynamasa ne?

Gerçi ben anlamam tabi. Vardır elbet bir hikmeti.

Yaz aşkıymış...

Üç kadın sohbetteyiz. Üçümüzün de başı bağsız… Yani her anlamda bekarız. Benim umurumda değil. Çünkü sil baştan bir adama kendimi anlatıp emek verecek halim yok şu yazın sıcağında. Ha, gelip beni bulur, yakama yapışırsa amenna! O da zor ihtimal; hele bu yaşlarda… Ayrıca nerede bulacak beni? Tatilden beklentim de farklı benim. Ya sessiz sedasız üç beş kişinin bildiği yere giderim ya da evimde dinlenir keyif ederim. Ama bizim kızların hali başka. Onlar illa aşkı arayacaklarmış bu yaz. Hatta Çeşme’den tut Bodrum’a, oradan Yunan adalarına uzun soluklu bir program bile yapmışlar. Tuzları kuru diyeceğim, o da değil. Benden daha fazla sorumlulukları var. İkisinin de üç çocuğu, bir de başlarında hala boza pişiren eski kocaları... Selülit desen, benim gibi… Onlarda da vahim durum. Kilo desen, üçümüzün göbeği görüldüğü yerde yazı konusu olur. Yaşlar, kırk üstü…

-      “Neyinize güveniyorsunuz?” dedim. “Ne komiksiniz.”

-     Kızım; tecrübe, arayıp da bulunamayan şey şu günlerde. Ha, yanlış anlama, başka tarafa çekme. Bizdeki tecrübe kazık yemekte. Eh yedikçe öğrendik tersini yapmayı. Haliyle, Temmuz-Ağustos biraz eğleneceğiz. Eylül gelince, herkes yoluna.

-     “Selülitler falan?”

-      “Aaa, onu da seven var nasıl yüzümüzdeki çizgiler yaşanmışlıklarımızsa işte selülitlerimiz de öyle. Takıl bize.”

-     “Yok”! dedim. “Almayayım. Selülitim umurumda değil de elin adamıyla uğraşacak modda değilim.”

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI