Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Akdağ’ın bakan olarak itibarı

BAŞBAKAN Tayyip Erdoğan’ın, AKP Grup toplantısında, domuz gribi aşısı nedeniyle Sağlık Bakanı Recep Akdağ’ı azarlaması pek şaşırtıcı olmasa gerek.

Tarım eski Bakanı Sami Güçlü’nün, görevinden alındığını, bir TV kanalında icraatını anlatırken öğrendiğini unutmuş olamayız.


Erdoğan,
bir haberle ilgili olarak bir basın toplantısında, bakanları kapının önüne koymaktan söz ettiğinde de aslında bir şaşkınlık yaşanmamıştı.


Hatta Başbakan’ın bu yaklaşımını normal bulanlar, sessiz kaldıkları, istifayı basıp gitmedikleri için bakanları eleştirme yoluna gitmişti.


Bakanlara haksızlık yapıldığına inanıyor, “Koltuk kaygısıyla sessiz kalıyorlar” eleştirisine katılmıyorum; çünkü tutumunu değiştirmesi gereken Başbakan.

Bakanların, Erdoğan’ın itibarını zedelememe kaygısını önde tuttuklarını, böylece eninde sonunda aynı davranışın karşıdan da geleceğine inandıklarını düşünerek ilginç bir Bakanlar Kurulu hikâyesi anlatmak istiyorum.


SAYIN GENEL BAŞKAN


Zaman 22 Temmuz seçimlerinin hemen öncesi; aday listeleri belirlenmiş. Başbakan, listeleri bitirmenin rahatlığı içinde toplantıya geldi.


Toplantıyı açar açmaz bu konuya girdi, aşağı yukarı şunları söyledi:


“Aday listesi tamam. Kimseden şikâyet istemiyorum. Herkesi illerine yolladım, yani yerlerinizi değiştirdim. Partideki arkadaşları bazı yerlere getirmek gerekiyordu. Sıra ve yer konusunda itiraz etmeden gidip çalışın.”


Salonda tam bir sessizlik oluştu, soğuk bir hava esti, diyebilirim.


Bir bakan söz almak için el kaldırdıysa da Erdoğan görmezlikten geldi, asıl gündeme geçmek istedi; ama “Sayın Genel Başkanım söz istiyorum” tok sesi salonda çınlayınca yapacak bir şeyi kalmadı.


Ses, kabinenin “Ağabey” dediği Sanayi Ticaret Bakanı Ali Coşkun’a aitti.


Söz alınca önce, yine aşağı yukarı diyorum, şu açıklamada bulundu:

“Size, Sayın Başbakanım diye değil Sayın Genel Başkanım diye seslendim. Bunu bilerek yaptım. Çünkü sözünü ettiğiniz konu, adaylık konusu parti işidir. Burası Bakanlar Kurulu, devlet işinin konuşulduğu yer.”

NEZAKETEN HABERİMİZ OLSAYDI

Kimsenin beklemediği sözlerdi, bunlar; ama Coşkun çıkışını sürdürdü:

“Bizler devletin birer bakanıyız. Böylesi bir değişiklik olacaksa, nezaketen önceden bilgimiz olması gerekirdi. Bunu yapmadınız. O nedenle, benim yerim değişecekse aday değilim.”

Başbakan yine de çok üzerinde durmayıp asıl gündeme geçti.


Daha sonra Erdoğan, araya adam koyarak Coşkun’a Çanakkale’den birinci sıra önerince de yapılan çıkışı pek ciddiye almadığını ortaya koymuş oldu; ancak malum Coşkun, muameleyi içine sindiremedi, siyasetten çekildi.

Şimdi Akdağ’a yeniden dönelim. Başbakan’ın o tutumundan sonra itibarının nereye indiğini söylemeye gerek yok; oysa Akdağ, aşının domuz gribiyle savaşta önemine çok inanmıştı.


Ortada 500 milyon TL’lik bir aşı ithalatı da söz konusu ve bu para milletin.


“Otoriteler böyle diyor”
diyen Başbakan, o otoritelerle Bakan Akdağ’ı buluşturup tartıştırma yoluna gitse daha uygun, daha nazik olmaz mıydı?

Böyle olmadı ve söyleyeyim; “Milletin ağzı torba değil ki büzesin” misali, kimi akçeli olmak üzere ortalığı bir sürü iddia sardı durdu. Ama bakarsınız Başbakan bu kez özür diler veya sözünün gerisinde bizim bilmediğimiz bir şeyler vardır, onları açıklar. 

X