Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Ahmet Türk’ün rüyası

DEMOKRATİK Toplum Partisi’nin kapatılması üzerine Ahmet Türk, Diyarbakır’da konuşurken kendisinin de, aynen 1963’te 200 bin kişiye hitap ederken “Benim bir rüyam var” diyen Martin Luther King gibi “bir rüyası olduğunu” söyledi.<br><br>Dr. King, bunları “siyah derili Amerikan vatandaşları” adına söylüyordu.

Laf güzeldi.

Güzeldi ama kimse Dr. Martin Luther King’in rüyası ile Ahmet Türk’ün rüyası birbirine benziyor mu diye sormadı.

Baştan söyleyelim. Ahmet Türk’ün rüyası eğer Dr. King’in rüyasının eşi olsa, o rüyada ortaya konan özlemlerin altına Ahmet Türk’ten önce biz imza atarız.

Ne demek istediğimizi anlatabilmek için isterseniz Dr. King’in dediklerini -veya rüyasını- özetleyelim.

Dr. King, sadece o konuşmayı yaptığı gün değil, soydaşları adına “insan hakları” mücadelesine başladığı 1955 yılından, bir suikast sonucu öldürüldüğü 3 Nisan 1968’e kadar bir kere olsun “şiddetin” yanında olmadı. Hukuk dışı hiçbir mücadele tarzını desteklemedi. Hemen her konuşmasında “soydaşlarının maruz kaldığı haksızlığı, baskıyı, eşitsizliği” dile getirdi ama en çok da Washington D.C.’de yaptığı “Bir rüyam var” temalı konuşmasında bunları tekrarladı. Örneğin:

“Siyah derililere vatandaşlık hakları verilmedikçe Amerika’da kimse huzura ve sükuna kavuşamaz” dedi.

Ahmet Türk’ün, adına konuştuğunu ileri sürdüğü insanlarımızın böyle bir sorunu mu var? Daha doğrusu “böyle bir sorunu hiç oldu mu?”

“Polisin bizlere karşı uyguladığı, anlatılamayacak kadar insafsız kabalık önlenmedikçe; oto-yolların kenarlarındaki ve şehir merkezlerindeki otellerde geceleme hakkı bize tanınmadıkça; Mississippi’de yaşayan siyah derililere oy hakkı verilmedikçe; New York’taki bir siyah derili oy verecek hiçbir seçeneğe sahip olmadıkça bizi hiçbir şey tatmin edemez” dedi.

Ahmet Türk, adına konuştuğunu söylediği insanlarımızın hangisinin kendini bildi bileli böyle bir ayrımcılığa tabi olduğunu düşünüyor da Dr. King’in rüyasına ortak oluyor, acaba açıklayabilir mi?

Dr. King, “Dünkü esirlerle (kölelerle) onların eski sahiplerinin bir gün, Georgia’nın kızıl tepelerinde aynı masada kardeşçe oturduklarını görmeyi özlediğini” söylüyordu.

Ahmet Türk, adına konuştuğu insanlarımız için buna benzer bir özlemi dile getirmeye bir gün olsun ihtiyaç duydu mu? Ama sahibi olduğu köylerdeki soydaşlarının, kendisiyle aynı masada oturmayı bugün bile rüyalarında göremediklerini hiç düşündü mü?

Dr. King bütün taleplerini bireylerin hakları, yasalar önünde eşitliği, ifade, din ve vicdan özgürlüğü, toplum içinde hiçbir ayrımcılığa maruz kalmama, adaletten eşit koşullar altında yararlanma adına yapıyordu.

Dr. King hiçbir söyleminde “Biz ayrı bir halkız” demedi. Hiçbir söyleminde adına konuştuğu insanlar için “anayasal imtiyaz” talep etmedi. Hiçbir söyleminde beyazlara “Biz sizden ayrıyız” demedi. Kendi ülkesinin, kendi ulusunun, kendi devletinin temel değerleriyle hiçbir zaman kavga etmedi.

O “tek ve bütün” bir Amerikan ulusundan yanaydı.

Şahsen saygı duyduğumuz Ahmet Türk’e soralım. O kimden yana?

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI