Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Ah bu şarkıların gözü kör olsun!

Bilmem farkında mısınız... Kayahan son günlerde müzik dünyasının müfettişi kesildi. Hayır, insanın aklına kötü kötü şeyler geliyor...

Hani yeni albüm çıkaran herkesin, varsa sevgilisinden ayrılası, yoksa bulası, fi tarihinde olmuş bitmiş hadiseleri kurcalayası, 5 yaşındayken terk edip giden babasını hatırlayası falan tutuyor ya...

Ama Kayahan gibi büyük ustaya konduramıyor tabii insan... Aniden ötekinin sesine, berikinin bestesine not vermeye başlamasıyla albümünün piyasaya çıkmasının aynı günlere denk gelmesi tesadüftür herhalde.

Serdar Ortaç da benim gibi düşünüyor olmalı ki, ‘Serdar’ın sesini dinlemeye tahammül edemiyorum’ diyen Kayahan’a ‘Kayahan abi diyorsa doğrudur’ demiş, kapatmış konuyu. Yoksa geri çevirmezdi Kayahan abisini. İşi uzatır, albümün satışına yardımcı olurdu.

Serdar Ortaç’ı hakikaten tebrik ediyorum. Böyle bir olgunluk beklemezdim kendisinden ne yalan söyleyeyim... Utandırdı beni.

‘Kayahan abiyle tanışıklığımız yoktur ama usta bir ses. Bizim muhakkak ki eksiğimiz vardır. Bunu dikkate alacağım, çünkü sonuçta o yılların sanatçısı.’

En küçük bir eleştiriyi bile anasına sövülmekle bir tutan herkese ibret olsun! Ben de dahil.

‘Büyük Usta’ya gelince...

Ah bu şarkıların gözü kör olsun!

O ‘Yemin Ettim’lerle falan zamanında hepimizi öyle vurdu ki can evimizden... Sonsuza kadar susturdu bizi. Kimse demek istediğini diyemiyor.

Kus geldi

Yeni Türk filmlerini seyredemiyorum.

Yok, seyretmeye tahammül edemediğimden değil, bir türlü kısmet olmuyor, onu diyorum.

Oysa çekimler sırasında neredeyse hepsi için ‘A, bu kaçmaz!’ diye düşünüyorum.

Lakin kaçıyor.

Daha doğrusu kaçırtıyorlar.

Kimler?

Filmin yönetmeni, senaristi, oyuncuları ve hatta ışıkçısı.

Bir tanıtım furyası başlıyor... Dört koldan. Her bir gazetenin, derginin neredeyse her sayfasında... Televizyonların ana haber bültenlerinde... Bir tek Resmi Gazete’de yoklar.

Röportaj, röportaj üstüne... Çekim esnasında alet edavatı taşıyan minibüsün şoförü kalıyor bir konuşmayan... Bilmiyorum, belki onun da konuştuğu oluyordur da ben atlıyorumdur.

Eskiden sırf eleştirmenler yorum yapardı film hakkında, şimdi mümkün olsa yıldız falının arasına da sıkıştırılacak.

Haliyle işin gazı kaçıyor...

İnsanda bir ‘kus geldi’ hali oluşuyor.

Film eskiyor...

Görmüş kadar olunuyor...

Neticede filme gidilmiyor.

Ben kendi hesabıma konuşuyorum tabii. Ama insan hiçbir tepkisinde yalnız değildir. Benim gibi, aşırı dozda tanıtımdan merak ve heyecanı dumura uğramış başkaları da vardır mutlaka.

Yapımcıların kulağına küpe olsun!

Kaş yapayım derken göz çıkarmak da var.

Hani bazen umduklarının altında kalıyor ya seyirci sayısı... Bu sebepten olabilir.


MIŞ-MUŞ


Ebru Gündeş, Hülya Avşar’a, Gülben Ergen’e, Serdar Ortaç’a, Tarkan’a laf atmış.

Onun da yeni albümü çıkmıştı di mi?

Derviş ve Livaneli yeni parti arayışındaymış.

Derviş arar arar, parti bulunduğunda kendi bulunmaz.

Güney Kore’de ‘hisseden robot’ üzerinde çalışılıyormuş.

Biz ‘hissetmeyen insan’ çalışmalarını başarıyla tamamladık çok şükür!

Sibel Can 9 kilo vermiş.Ala vere yalama olacak kızcağız.

Yeşil ve mor, altın çağını yaşıyormuş.

‘Yeşil’ malumumuz da mora ne oluyor?
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI