Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Açlık Oyunu Filmi Gerçek Oldu

Salı günkü yazımda size içinde bulunduğum durumu anlatmaya çalışsam da yazmam yasak olduğu için nerede olduğumdan ve neden orada olduğumdan hiç bahsedemedim. Çünkü yazdığım an siz sevgili okurlarım, can dostlarımla paylaştığım için sizden gelecek öneri ve moral e-postaları ile belki biraz rahatlayacak ve bu Çin işkencesine savaş açacak bazı formüller yaratacaktım.

Bendeniz Bayan Rotenmayer'ın oyununa geldim maalesef!
“Bu yaz tatile çıkamadım diye dert yanıyordun, sana benden güzel bir hediye” diye elime bir adet bileti tutuşturuverdi. Bileti alırken gözümü kapadım ve “Mykonos yok, yok kendisi yeni Alaska'dan döndü, uzaklara almıştır, gemi ile Karayipler falan olabilir” diye hayaller kurdum.
Kurmaz olaydım! Elimde bir adet Münih bileti ile kalakaldım. Allah'ın Ağustos ayında millet plajlardan, teknelerden inmezken ben Almanya'ya gidecektim.
“Hayırdır anne” dedim, “yurtdışında kaçak paran falan mı var, beni Almanya'ya bu sıcakta göndermek de aklına nereden geldi? Hem de hediye diye, vay vay vay...”

İşin kokusu çıktı meydana, daha doğrusu Rotenmayer'ın niyeti bozuk çıktı! Kadın benim biletimi kesmiş bir kere; Almanya’nın bir kasabasındaki zayıflama kampına gönderdi beni.

Bir de “Hani sen 2 senedir başımın etini yiyip duruyordun” demez mi! Diyordum da onu 5 kilo fazlam varken diyordum, şimdi ne battı gözüne? Belki de dedim beni Survivor'a falan çağırırlarsa diye önden antrenman diye yolluyor buraya.

Neyse gidiş o gidiş... Aldım bileti, kaptım bavulu, biniverdim uçağa. Zangır zangır uçak titrer, ben titrer! Başıma gelecekleri bildiğimden uçakta ne verdilerse yedim, içtim, üstüne duty free’den aldığım çikolataları da sildim, süpürdüm ve Almanya'da, açların kasabasında 1 hafta sağlıklı beslenme ve zayıflama yurdunda hayatta kalma mücadelesi vermek üzere uçaktan indim, daha doğrusu yuvarlandım! Sakar olduğumu bilmeyeniniz kalmadı malum.

Kendime geldiğimde, açlar kampına gitmeden önce 1 gece de Münih'te mi kalsam diye düşünürken havaalanı çıkışında boyum kadar bir pankartta adımı görünce beni bekleyen acı gerçekten kaçış olmadığını anladım.

Açlar kampına doğru yola çıkarken beni bekleyen sürprizlerden bihaberdim. 4 saatlik bir araba yolculuğu sonunda kendimi açlıktan beti benzi atmış insanlar arasında buluverdim.
Anladım; annem Ramazan boyunca oruç tutmadım diye bana kızdığından yaptı bu işi, bunun başka bir açıklaması olamazdı. Girer girmez elime bir program listesi tutuşturduktan ve 1 saatlik bir oryantasyonun ardından, yemek menüsü verdiler.

Allah razı olsun, tabii beni görünce aç kalmaya değil de yemek yemeğe ihtiyacım olduğunu anladılar diye düşünmeden edemedim. Ama nafile, bu Almanlar kafayı benimle bozmuştu bir kere. Hiç de benim yurdum insanı gibi 2 damla gözyaşı, biraz sohbet, muhabbet ile tav olacak tipler değildi. Niyetleri belliydi.1 haftada bana 4 kilo verdirecekler, günde 2 km yürütecekler, tahlil niyetine röntgen aletlerini orama burama takacaklardı!

Aç açına buraya kadar. Almanya'dan sevgiler. Afiyetler!

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI