Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Ablam gidici gibi

Emin ÇÖLAŞAN

Tansu ablamı büyük korku sardı. Ablamın bu sefer paçayı kurtarması biraz zor olacak. Hele geçen yıl yaşadığımız Refahyol rezaletinden sonra, bu kez pabucun biraz pahalı olduğu anlaşılıyor.

Burada kısa bir anımsatma yapayım, çünkü millet olarak bizim belleğimiz zayıftır. Yaşadığımız önemli olayları unuturuz.

Refah Partisi muhalefette idi. Tansu ablamın malı konusunda Meclis'e zehir zemberek bir önerge vermişlerdi. Bu önerge doğrultusunda Meclis Soruşturma Komisyonu kuruldu. Fakat bir süre sonra Refah'la DYP imam nikâhı kıyıp hükümet ortağı oldular...

Ve sonuçta, Refah Partisi kendi verdiği önergeyi yaladı, yuttu ve hiç sıkılmadan, hiç yüzü kızarmadan, ablamı aklayıverdi!

Oylama, o sırada Meclis'teki kelle hesabına göre yapıldı. Refahyol çoğunlukta idi.

Şimdi o çatı altındaki kelle hesabı değişti. Önerge yeniden verildi. Bu kez çok büyük olasılıkla ablam fena olacak ve Yüce Divan'da hesap verecek. O inanılmaz servetini ve kaynağını tek tek soracaklar. Belki ceza alacak ve siyaset yaşamı bir kalemde silinecek.

Allah korusun, içeri bile girebilir. Ama inşallah beraat eder.

***

Ben Tansu ablamın yerinde olsam, eğer alnım açıksa, bunca serveti helal ve yasal yollardan edindiysem, açılacak Meclis soruşturmasına itiraz etmem ve Yüce Divan'a gitmeyi kendim isterim.

Orada yargılanırım, eniştemle birlikte hesabımı son kuruşuna kadar verip kurtulurum. Ondan sonra da beni çekemeyenlere nanik yaparım!

Ama kazın ayağı öyle değil. Tansu-Özer ikilisinde öyle bir servet var ki, inanılmaz boyutlara ulaşmış. Bir bölümü Amerika'da, bir bölümü Türkiye'de. Amerika'da oteller, iş merkezleri, apartmanlar, villalar... Türkiye'de villalar, yatlar, çiftlikler...

Bu değirmenin suyu nereden geldi ey muhterem ablam ve de muhterem eniştem?..

Bu konuda Tansu ablacığım diyor ki: ‘‘Rahmetli pederden 1970'li yıllarda 400 bin lira miras kalmıştı. Ben bir para sihirbazı olarak Özer'le birlikte o parayı aldım, işlettim ve bugünlere getirdim.’’

Sevgili okuyucularım, belleğinizi şöyle bir yoklayın. O yıllarda belki sizin ailenizin de 400 bin lira parası vardı. Eğer bugün Tansu kadar servetiniz yoksa, babanız falan o parayı ya kumarda yedi, ya evinize hırsız girip çaldı, ya da kusura bakmayın ama sizin ailenin zekâ düzeyi biraz düşük!

O dönemde keşke ablamı ve eniştemi tanısaydınız, onlara akıl danışsaydınız. Bugün siz de trilyonların sahibi olacaktınız.

Derdinize yanın!

Evet, pabuç bu kez biraz pahalı görünüyor. Tansu ablam giderek sıkışıyor çünkü bu korkunç servetin hesabını veremeyeceğini biliyor. Hele şu Maliye Bakanlığı tarafından sürdürülen araştırmanın sonuçları da bir açıklansın, bakın neler çıkacak ortaya.

***

Elimde, 12 Mart 1998 tarihli Sabah Gazetesi'nde vergi uzmanı Doç. Dr. Şükrü Kızılot'un yazdığı bir yazı var. Başlığı şöyle:

‘‘Şeytana bile pabucunu ters giydiren buluş.’’

Yazıyı size özetliyorum:

‘‘Olayımızın kahramanı bir vergi uzmanı değil ama uzmanların bile akıl edemeyeceği özel bir yöntemi düşünüp uygulayacak kadar zeki biri. Şimdi bu buluşu anlatayım.

Olayımızın kahramanının, servetinin kaynağını açıklaması konusunda biraz sıkıntısı varmış. İnsanlar sanki başka işleri yokmuş gibi, ikide bir konuyu kendisinin yurtiçindeki ve yurtdışındaki servetine getirir ve kaynağını sorarlarmış.

Bir gün kahramanımızın yaşlı annesi ölmüş. Annesinin bankada 100 milyon lira mevduat hesabı ile bir de kiralık kasası varmış. Kasa, resmi görevlilerin huzurunda açılmış ve içinden üç beş parça taklit ziynet eşyası çıkmış.

Veraset ve İntikal Vergisi Yasası uyarınca, mirasçıların kendilerine intikal eden menkul ve gayrimenkul malları beyanname olarak doldurup beyan etmeleri gerekiyor...’’

Şimdi olayın gerisini yine Şükrü Kızılot'un yazısından izleyelim. Ölen annenin evinden de (!) bol kepçe döviz ve altın çıkmış ve mirasçı, beyannameye bunları eklemiş!

‘‘Annesinin evde 900 bin doları, 850 bin markı ve 850 adet altını varmış! Onları da beyannameye yazmış ve vergiyi ödemeye başlamış.’’

Ancak bu aşamada Kızılot'un tepesi iyice atmış olmalı ki, şöyle yazıyor:

‘‘Meraklılar durur mu? Bu sefer başlamışlar şöyle yorum yapmaya:

Bankada mevduat hesabı ve kasası olan ve üstelik yalnız yaşayan yaşlı bir teyze, nasıl olur da yüz milyarlarca liralık döviz ve altınını evde muhafaza eder? Bunu bankada tutar, üstelik milyarlarca lira faiz alırdı.

Belli ki, yaşlı teyzenin böyle bir serveti yoktu. Oğlu, kara para aklayabilmek ve servetinin kaynağını (!) gösterebilmek için ölmüş annesini kullanarak, onun adına hayali döviz ve altın beyanında bulunmuş.

Eh, veraset intikal vergisi nasıl olsa düşük oranlı ve beş yılda, on taksitte ödenen bir vergi...

Şimdi diyeceksiniz ki, şeytana bile pabucunu ters giydiren bu kişi kim? Onu da siz bulun!.. Çünkü onu herkes tanıyor, çocuklar bile!’’

***

Kızılot'un sözünü ettiği, çocukların bile tanıdığını söylediği bu vatandaş, sakın eniştem Özer olmasın? Sakın bu bilgi, devlet bilgisi olmasın? Ne bileyim, belki eniştemdir, belki değildir! Merakımı gidermek için Şükrü Kızılot'a sordum, gülümsemekle yetindi!

Eniştem Özer bir açıklama gönderirse, rahmetli annesinin yastık altından çıkan serveti ve beyannamede gösterdikleri miktarları bir açıklarsa çok sevinirim.

Anımsadınız mı? Tansu ablamın da annesi vefat edince yastığının altından inanılmaz bir servet çıkmıştı. O hanım da evinde yalnız yaşıyordu ve son zamanlara kadar kapıcısı tarafından bakılıyordu.

Bazı ailelerin yastık altından bile servet fışkırıyor!

Okus pokus, okus pokus! Hasan almaz basan alır. Bul karayı al parayı!













X

YAZARIN DİĞER YAZILARI