Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Abdullah Gül neden 2B arazisi almadı

AKP’li bakan ve akrabaları, milletvekilleri, teşkilat yöneticileri ve AKP dönemi bürokratlarıyla ilgili bazı yolsuzluk iddiaları gündemden düşmüyor.

Başbakan Tayyip Erdoğan da il başkanlarına, "Bazı teşkilatlardan burnumuza pis kokular geliyor. Duyumu olan bilgisini, belgesini bana ulaştırsın. Yönetime girip ihale isteyenlerin partimizde işi olamaz. Gitsinler müteahhitliklerini başka yerde yapsınlar" diyerek hassasiyetini ortaya koymuştu.

Söylemine baktığımızda, günlerdir gündeme getirilen bazı konularla ilgili olarak Erdoğan’ın harekete geçeceğini öngörebiliriz.

Bu bir yana; ben bugün, akçalı konulara yaklaşımı örnek kabul edilen AKP’nin iki numaralı ismi Abdullah Gül’ün bu konulardaki sessizliğini tahlil etmeye, bunun nedenlerini açıklamaya çalışacağım.

MİLLETVEKİLİ OLDUĞU SÜRECE

Son 20 gün içinde Gül’ü üç ayrı platformda yakından izleme olanağı buldum.

Kayseri Sanayi ve Ticaret Odası vergi ödül törenini birlikte izlediğim Gül, hálá o gün katıldığı açılış ve temel atma törenlerinin mutluluğunu üzerinden atmamış, "Gerçek gündemimiz bunlar olmalı" diyen bir devlet adamıydı.

Aynı törende, vergi politikasını eleştirdi diye Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın hedef yaptığı TOBB Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu’nun gönlünü alma görevini üstlendiğinde hükümetteki konumunun sorumluluğu içindeydi.

Aynı Abdullah Gül, Ankara’da Unakıtan etrafında yapılan tartışmalarla ilgili tüm ısrarlı sorularıma karşın konuya girmekten kaçınırken, partisine bağlılığını ortaya koyan bir siyasiydi.

Peki bu üç maddede özetlemeye çalıştığım bir portreye sahip Gül’ün, yaşanan bu gelişmelere sessiz kaldığını söylemek mümkün mü?

Soruya kendi adıma, ’Hayır’ yanıtı veriyorum.

Çünkü, kendisine yakın milletvekilleri ile teşkilattaki siyasi arkadaşlarının Gül’e, etkili bazı AKP’li isimlerin akrabaları etrafında dolaşan söylentileri ve teşkilatlarda yaşanan bazı olumsuzluklar da dahil bazı bilgi ve dosya sunduklarından eminim.

Çünkü, kendisine 2B olarak bilinen arsalardan alması önerildiğinde, "Milletvekili olduğum sürece bu tür şeyler yapmam" diyen bir Gül’ü konuşuyoruz.

Çünkü, söz konusu olan AKP kurulurken, Başbakan Erdoğan’la birlikte çekinmeden, "Mal varlıklarımız şeffaf olsun" önerisi yapan bir siyasi.

Bu anlayıştaki Gül’ün, bakan olduktan sonra tanınır hale gelen bir soyadın marka yapılıp tezgahlara dizilmesine olumlu bakmasını kimse düşünemez.

GEREKLİ ZEMİNLERDE

Kanımca Gül, yolsuzluk, usulsüzlük iddialarının partisini yıprattığını görüyor; ama bunları kamuoyu önünde konuşmayı partisi adına doğru bulmuyor.

Bu konuda kimsenin kendisini ’gaza’ getiremeyeceği de kesin.

Buna karşın, partisinin ilgili ve yetkili kurullarında kendisine iletilen duyumları, raporları gündeme getirdiğinden de şüphe duyulmamalı.

Gül’ün bu yönteminin sonuç vermediğini düşünmek de yanıltıcı olur.

Sorun, Başbakan Erdoğan’ın yönetim üslubundan kaynaklanıyor.

Dış baskı ile karar aldığı görüntüsü vermekten çekinen Erdoğan, iç baskıları hiç dikkate almayacak bir siyasi gibi de görülemez.

Bu çerçevede Erdoğan’ın, bir zamanlama hesabı içinde olduğu söylenebilir.

Ancak, her geçen günün iktidar aleyhine işlediği de ortada.
X