Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

‘Abdülhamit’e Verilen Jurnaller'

<B>BU </B>isim, <B>Faik Demiroğlu </B>tarafından yazılan kitabın adı. Bazıları <B>Abdülhamit'</B>i pek sever! Osmanlı'nın sondan üçüncü padişahıdır. <B>33 </B>yıl Yıldız Sarayı'nda yaşamış, dışarıya cuma namazları dışında adım atamamış, koskoca ülkeyi <B>jurnallerle </B>yönetmiş, korkunç bir ihbarcı ağı kurmuş, korkak, vesveseli, vehimler içinde bir padişahtır.

Padişah olur olmaz anayasayı rafa kaldırmış, Meclis'i kapamış, 33 yıl boyunca imparatorluğu tek başına, korkuları ve kuşkularıyla yönetmiş, bu süre içerisinde hep tahttan indirilme korkusuyla yaşamış ve on binlerce insanı sorgusuz sualsiz imparatorluğun en ücra köşelerinde sürgüne göndermiştir.

Yine bazı karşıtlarını maaşa bağlayarak, ihsanlarda bulunarak susturmayı bilmiştir. Ne yazık ki onların arasında Namık Kemal gibiler de vardır.

Ancak Abdülhamit'in olumlu bir tarafını da bilmek gerekir. Karşıtlarını, özgürlük için çaba harcayanları -birkaç kişi dışında- öldürtmemiş, sürgüne göndermekle yetinmiştir. Ama o uçsuz bucaksız çöllerde, Fizan'da, Yemen'de, Taif'te, onları ölmekten beter etmiştir.

Sürgüne gönderdiği büyük devlet adamı Mithat Paşa'yı ise boğdurmuştur.

***

Bazıları ‘‘Abdülhamit zamanında hiç toprak kaybetmedik’’ der, yalandır. O padişahken Rus ordusu İstanbul'un burnunun dibinde Yeşilköy önlerine geldi, orada bir de anıt yaptırdı.

1908 yılında İkinci Meşrutiyet ilan edildi ve İttihat Terakki işbaşına geldi. Meclis yeniden açıldı, anayasa yeniden yürürlüğe sokuldu.

1909 yılında 31 Mart irtica olayı patladı. Çıkan olaylarda yobazlar, çok sayıda subayı şehit etti.

Selanik'ten gönderilen Hareket Ordusu İstanbul'a gelip isyanı bastırdı ve hemen ardından, Abdülhamit Meclis kararıyla tahttan indirildi. Ailesi ve cariyeleriyle birlikte Selanik'e gönderildi. Orada ev hapsine alındı.

1912 yılında Balkan Harbi patladı. Rumeli elimizden çıkmaya başlayınca yeniden İstanbul'a getirildi ve kısa süre sonra vefat etti.

Abdülhamit'e imparatorluğun dört bir yanından jurnal yağardı. Pek çok masum insan bu jurnallerin kurbanı olur, hayatı kayardı. Jurnallerdeki suçlamalar yalan bile çıksa, yazan ve gönderen kişi altınla, parayla ödüllendirilirdi.

Böylece insanlar, muhbirliğe padişah tarafından özendirilirdi.

Hafiye örgütü gerçekten muhteşemdi!

***

İstanbul'da 31 Mart irtica olayı patladı, Selanik'ten gelen Hareket Ordusu isyanı bastırdı ve bir süre sonra Abdülhamit tahttan indirildi.

Yaşamakta olduğu Yıldız Sarayı'nda yapılan aramalarda milyonlarca jurnal bulundu. Bunlar öylesine aşağılık belgelerdi ki, topluca yakılmasına karar verildi... Ve bir gün, şimdiki İstanbul Üniversitesi'nin bahçesinde bu jurnaller topluca yakıldı. Yakılmasının bir başka nedeni, Abdülhamit sonrasında devlet yönetimine geçen bazı kimselerin de geçmişte padişaha jurnal vermiş olmalarından duyulan korkuydu! İmparatorluğun 33 yılda birikmiş milyonlarca jurnali, böylece kül olup gitti. Ancak bir bölümü elde kalmıştı.

Yukarıda ismini verdiğim ve 1955 yılında basılan kitap, bu belgeleri açıklıyor. İşte bazı örnekler:

- ‘‘Veliaht Reşat Efendi bugün arabacısı ile Beyoğlu'nda Büyük Londra Oteli'nin kapısında otel kapıcısıyla başbaşa verip görüşmekte olduklarını müşahede edip, 10 dakika sonra arabacı çıkıp gayet süratle sokak aralarından Tünel yönüne gittiği dikkatimi çektiğinden, durum arz olunur.

- Yusuf İzzettin Efendi'nin Çamlıca'daki köşküne işbu pazar günü doktor Nuri Paşa'nın gelip gitmiş olduğu arz olunur.

- Celalettin Bey dün yanında Kandilli'de oturan Mösyö Gazmir olduğu halde vapurla Köprüye çıkıp Sirkeci Gümrük ambarına ve sonra Pamnosera'nın birahanesine ve tekrar adı geçen ambara uğradıktan sonra araba ile Bebeğe ve oradan sandalla yalısına dönmüş olduğu arz olunur.

- Ebülhüda Efendi bu cuma günü Ahmet Esat Efendi ile arabaya binip konağına gittiler. Yarım saat kadar dinlendikten sonra Ebülhüda Efendi yalnız olarak çıkıp Kitapçılar Hamamı karşısında oturan Mısırlı Mehmet Bey'in konağına uğradı. Yarım saat sonra çıkıp Şehzadebaşı civarında gezintide bulundular. Beyazıt Camii avlusunda tesbihçi sergisinde oturdular. Sonra Beyazıt Kütüphanesi'ne girdiler. Orada bir saat kaldılar. Sonra yine arabaya binip konaklarına döndüler.’’

Padişah Abdülhamit bu jurnalin yanına el yazısıyla ‘‘mühim’’ yazıyor!

Jurnaller bir günde bitecek gibi değil. Devamı yarına!
X
YAZARIN DİĞER YAZILARI