Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

ABD bunu hiç sevmez...

Oktay EKŞİ

Bülent Ecevit yine arı kovanına çomak sokmuş. DSP Genel Başkanı sıfatıyla tutmuş, ABD'nin Irak'a karşı askeri harekâtta bulunma niyeti konusunda dün basına, ‘‘Diplomatik çözüm yolları tümüyle araştırılıp tüketilmeden bu ülkeye karşı yeni bir askeri müdahalede bulunulması, bölge için, özellikle de Türkiye için çok ağır sonuçlar doğurabilir’’ demiş.

Ecevit'in dediği yerden göğe kadar doğru. Gerçekten ABD kızıp Irak'a vuruyor, onun cezasını Türkler çekiyor.

Kaldı ki Ecevit'in ifade ettiği gibi, eğer Irak biyolojik yahut kimyasal silahlar üretiyorsa ve bunları füzeler kullanarak uzak mesafelere atma teknolojisine sahipse, bundan ABD'den, İngiltere'den, Fransa yahut Rusya ve Çin'den -yani BM Güvenlik Konseyi'nin 5 daimi üyesinden- önce Türkiye'nin tedirginlik duyması gerekir. Çünkü Irak'ın bu ülkelerin hiçbirinin toprağına ve halkına karşı bu silahları kullanması söz konusu değil.

Ama gördüğünüz gibi Amerika Birleşik Devletleri son zamanlarda tekrar çok heyecanlandı. Görüntüdeki sebep de, bildiğiniz gibi, Birleşmiş Milletler adına Irak'ta görev yapan komisyona Irak'ın bir noktada ‘‘Hayır buralara giremezsiniz’’ demesi.

Komisyon, kitlesel imha sonucu doğuran nükleer, biyolojik ve kimyasal silah üretmesine engel olmak, mevcut silahlarını bulup imha ettirmek, yeni üretim merkezleri varsa, bunları ortadan kaldırmakla görevli.

Bu amaçla Irak'ın her tarafını didik didik arayan komisyona Irak hükümeti ‘‘Tamam ama Başkanlık Sarayı dahil şu sekiz yere giremezsiniz’’ dedi. Kıyamet de bundan koptu.

Şimdi krizin nasıl gelişeceğini tahmin etmek zor. İşin tuhafı, ABD, Birleşmiş Milletler'den, yani komisyonu görevlendiren örgütten daha gayretli. Bu örgütün genel sekreterinin sesi çıkmıyor. Güvenlik Konseyi tepki göstermiyor. Çünkü özellikle daimi üyelerden ABD ile İngiltere'nin ‘‘askeri müdahale’’den yana olmasına karşılık Fransa, Çin ve Rusya Federasyonu hiç de öyle düşünmüyorlar. Daha doğrusu anlaşılan, ‘‘seks skandalları’’ yüzünden başı bunalan ve bunları unutturmak için bir takım olaylar çıkarmak zorunluluğunu duyan Bill Clinton'ın gereksiz bir atak yapmak istediğini görüyorlar.

Ancak ABD başkanlarının yerleşik geleneği var. Biliyorsunuz, bir bahane bulup ‘‘ABD gerektiğinde cezalandırır!’’ mesajı vermeyi pek severler. Nitekim John F.Kennedy'nin Domuzlar Körfezi, Lyndon Johnson ile Richard Nixon'ın başarısız Vietnam maceraları, Jimmy Carter'ın İran skandalı, kendisini kovboy sanan Ronald Reagan'ın Granada'yı istila etmesi ve Lübnan'a asker göndermesi, George Bush'un bir tek Panama Başkanı Manuel Noriega'yı tutuklattırmak için bu ülkeye 25 bin asker göndermesi, sonradan ‘insan hakları’ (!) ve ‘demokrasi’ (!) adına Körfez harekâtını yapması bunun örnekleridir. Haiti'ye ve Dominik'e, bu ülkelerin kendi iç işleri ile ilgili sorunları bahane edip yapılan müdahaleler de ayrı...

İşin tuhafı, Amerikalılar demokrasiyi pek severler ama Bülent Ecevit gibilerin, kendi ülkelerinin çıkarlarını korumak için söyledikleri ABD'nin çıkarlarıyla çatışırsa çok kızarlar... Ve onu iktidardan düşürmeden rahat etmezler.

Onun için söylüyoruz: Bülent Ecevit arı kovanına çomak sokuyor diye.













X
YAZARIN DİĞER YAZILARI