Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

36’ya 10 ile farklı kaybettik

SÖZ verenler bizi yarı yolda bırakıyor. Ne de olsa, diğer rakipler Fransız, Hollandalı, Belçikalı gibi, kendi içlerinden biri. Bize yedirmiyorlar. Bu sözler tam züğürt tesellisi.

Kurumun adı Enerji Şartı. Türkiye’de halk pek bilmiyor. Ama, uluslararası arenada etkin kurumlardan biri. Son yıllarda enerji dünyasında ilişkiler hayli çapraşık. Bir zamanlar petrol piyasasındaki tekelleşme "Yedi Kız Kardeş" ile simgeleniyor. Petrol piyasasına bu kızlar (!) egemen.

Aradan geçen zamanda enerji türleri arttıkça, enerji kuruluşları da farklılaşıyor. İlişkiler de, buna göre. Uluslararası Atom Enerji Ajansı, Uluslararası Enerji Ajansı gibi kurumların yanı sıra, bir de Enerji Şartı var. İngilizce deyimiyle, "Energy Charter Conference".

AB-RUS İLİŞKİLERİ

Enerji Şartı aslında Avrupa Birliği ile Rusya arasında enerji ilişkilerini düzenliyor.

AB ile Rusya arasında ama, giderek genişliyor ve üye ülke sayısı 51’ye yükseliyor. AB-Rus ilişkilerini aşıyor, tüm Avrupa’yı kapsıyor, Uzak Doğu’ya uzanıyor.

Örneğin, üyeleri arasında Kırgızistan, Türkmenistan, Arnavutluk, İsviçre, Ukrayna var. Çin, Hindistan ve Pakistan üye olmak için başvuruyor.

Amerika, Kanada, İran, Venezüella, Arap Emirlikleri, Fas, Cezayir, Kuveyt gibi ülkeler halen gözlemci statüsünde.

Türkiye 90’lı yılların sonlarında Enerji Şartı’na imza atıyor, tam üye oluyor.

Yaşanan son doğalgaz krizinde Enerji Şartı’nın önemi ortaya çıkıyor. Krizde Enerji Şartı devrede ve çözümde de etkin. Hem Rus, hem Ukrayna cephesinde.

YENİ GENEL SEKRETER

Bir süre önce Enerji Şartı’na yeni bir genel sekreter aranıyor. 51 ülke arasında müthiş bir kulis başlıyor.

Genel sekreterliğe Türkiye de talip oluyor. Belli nabız yoklamaları sonrasında, bir aday çıkartıyor.

O tarihte Dışişleri Bakanlığı Enerji, Su ve Çevre İşleri Genel Müdür Yardımcılığı görevinde bulunan Hakkı Akil’i adaylığa gösteriyor.

Türkiye’ye herkes önce makul gözle bakarken, aday sayısı bir anda dörde yükseliyor. Belçika, Hollanda ve Fransa da aday gösteriyor.

Seçim bir ay önce, 9 Aralık’ta. Belçika’nın Moskova eski büyükelçisi genel sekreterliğe seçiliyor. Belçikalı 36 oy alırken, Türkiye 10 oyda kalıyor. Oylamaya Balkan ülkeleri itiraz ediyor, ama sonuç değişmiyor.

Hakkı Akil daha sonra Türkmenistan Büyükelçiliğine atanıyor. Şu anda orada.

ULUORTA ADAYLIK YOK

Böylesine önemli bir kurumda genel sekreterlik yarışına Türkiye’nin katılması siyasal hesap hatası.

Adayın nitelikleri böyle bir görevde ikinci derecede. Ön planda, adayın ulusal kimliği rol oynuyor. AB’nin enerji sorunlarını yürüten en üst koltuklardan birini, AB ülkeleri, hiç AB üyesi olmayan bir ülkeye bırakır mı?.. Hesap hatası burada.

Başta Türkiye’ye söz veren ülkelerin, daha sonra ağabeylerinin istediği yolda oy kullanmalarına kızmak gereksiz.

Ama, ya bir de bizim aday genel sekreter seçilmiş olsaydı... "Türkiye’nin uluslararası alanda geldiği saygınlık" nağmeleriyle başlayan zafer çığlıklarını duyar gibi oluyorum.

Bu yenilgiyi sessizce kapatma çabalarını, bu nedenle iyi anlıyorum.

Spiker vakaaaaası

TÜRKÇE yerle bir. Sözcüklerin hem anlam açısından kullanım yeri, hem telaffuzu TV’lerde tam facia.

Sözcükleri doğru düzgün telaffuz eden spikere rastlamak artık kolay değil. Son günlerde kuş gribi haberleri her kanalda, kuş gribi vakalarında, diye başlıyor.

Her kanalda, tek tük istisna ile, kadın-erkek spikerlerin büyük çoğunluğu vak’a sözcüğünü "vakaaaası" diye okuyor. Türkçe’nin de içine ediyor. Hayır kardeşim hayır, "vakaaaa" değil, "vak-a" diye okuyacaksın.

Merak ediyorum, kadın ya da erkek, bir spiker TV’de haberlere hangi ölçüye dayanarak çıkıyor?.. İlk ölçü Türkçe olması gerekirken ve Türkçe’nin olmadığı bu kadar belli iken, acaba ne?..
X