Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

21. yüzyılı okumaya çalışmak (II)

<B>DÜN Ronald L. Tammen </B>ve <B>Jacek Kugler</B>’e ait bir tablo yayınladım. Bu tablo benim gözümde 21. yüzyılı ekonomik açıdan özetliyor:

(Nisbi Gayri Safi Milli Hasıla (%)

1945 1975 2005 2020 2050

ABD 1.(60) 1.(55) 2.(30) 1.(30) 3.(20)

ÇİN 3.(10) - 3.(20) 1.(30) 1.(35)

AB 2.(20) 2.(30) 1.(40) 3.(25) 4.(15)

HİNDİSTAN 4. (8) 4.(8) 4.(8) 4.(20) 2.(30)

* * *

Yine dün belirttim:

‘Tablodan görüleceği üzere dünyada 1945’te üretimin %60’ını ABD yapıyor. 2. Dünya Savaşı sırasında beliren bu oran ile ABD İngiltere’nin ilk kez önüne geçmişti.

ABD’yi 2020’de Çin yakalıyor ve 2050’ye gelindiğinde ise hem Çin, hem Hindistan geçmiş oluyor!’

1945’te dünya üretiminin %20’sini yaparak 2. sıraya oturan bugünün AB ülkeleri, 2005’te dünyada %40’lık bir pay ile 1. sıraya çıkıyorlar ama sonradan ABD’den daha kötü bir performans ile 2020’de 3. sıraya, 2050’de ise son sıraya geriliyorlar. (Tabloda yok ama Rusya’yı 2050’de de geçiyorlar.)

Çin ise 2005-2020 arası göstereceği müthiş bir performans ile dünya devi ABD’yi 2020’de yakalıyor ve 2050’ye gelindiğinde (35/20=1.75) ABD’yi dünya üretimi payında %75 oranında geçerek birinciliğe oturuyor.

Hindistan, devasa nüfusuna rağmen 2005 yılında dahi dünya üretiminin %10’unu yapamıyor ama bu yıldan sonra aldığı ivme ile 2020’de dünya üretiminde %20’lik bir paya sahip oluyor ve 2050’ye gelindiğinde dünyada %30’luk bir payla 2. sıraya yükseliyor.

Batı Bloku (ABD-AB) ve Uzakdoğu (Çin-Hindistan) ayrımı yapıldığında ise güç dengesinin 21. yüzyılın ortasına gelindiğinde Uzakdoğu’ya kayacağı açıkça ortaya çıkıyor:

1945’te Batı Bloku dünya üretiminin %80’ini yaparken, Uzakdoğu ancak %18 katkı sağlıyor. 2020’ye gelindiğinde Batı Bloku %55’e düşüyor, Uzakdoğu ise %50’ye çıkıyor.

Ancak, 2050’de Uzakdoğu %65 paya çıkarken, Batı Bloku %35’e düşüyor! Uzakdoğu Batı’ya göre dünya üretiminde %85 fazla paya sahip oluyor!

* * *

Gelelim Türkiye’nin AB için ekonomik önemine:

Birol Yeşilada-Brian Efird-Peter Noordijk
’in 24-27 Ağustos 2005 tarihinde İstanbul’da gerçekleşen WISC Konferansı’na takdim edilen ‘Competition Among the Giants: 2010-2050’ (Devler Arasında Rekabet: 2010-2050) başlıklı tebliğlerinde savunulduğu üzere:

2000 yılında kabul edilen Lizbon Ajandası’na göre; AB 2010’da dünyada bilgiye dayanan en büyük ekonomi olmayı hedeflemesine rağmen; eğer AB bugünkü üyelik yapısını aynen korursa, yukarıdaki tabloda da açıkça görüldüğü gibi Çin, ABD ve Hindistan karşısında devamlı irtifa kaybedip, gerileyecek. Hatta, nüfus başına verimliliği aynı kalmasına rağmen AB’nin dünyadaki payı devamlı gerileyecek.

Ancak, eğer Türkiye AB’ye üye olursa; 2040’tan itibaren Türkiye’nin ekonomik katkısı açıkça belli oluyor ve AB’nin dünya üretiminde payı %10-15’lerden tekrar yukarılara yükselmeye başlıyor!

(Yarın devam edeceğim.)
X