Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

21. Yüzyıla Girerken

Ayşe ÖZEK KARASU

Güzeller hayatta kalır

Güzelliğin Darwin kuramı yazıldı. Kitabın adı; ‘‘Güzel Olan Hayatta Kalır’’. Psikolog nancy Etkoff, farklı normlarda da olsa, bütün kültür ve uygarlıkların ortak değeri güzelliği psikolojik ve biyolojik açıdan tanımlamaya çalışıyor. Çıkan sonuç şu; doğal seleksiyonda sadece güçlüler değil, güzeller de ayakta kalıyor.

BUGÜNE kadar hiçbir ozan, hiçbir filozof güzelliğin, güzellik kadar kusursuz tanımını yapamamış. Aristo'ya ‘‘Gönül neden güzeli arzular’’ diye soruyorlar, şu yanıtı veriyor: ‘‘Kör olmayan biri böyle soru sormaz.’’ Sapho ise bir dizesinde, ‘‘Güzel iyidir’’ diyor.

Belki çirkinlik Sapho'nun yaşadığı çağlarda olduğu gibi, kötülük ve delilikle eşdeğerde görülmüyor; fiziksel görüntünün insanın moral değerleri hakkında hiçbir ipucu vermediği bugün artık biliniyor. Ancak yine de insanoğlu öyle bir psikolojik ve biyolojik donanıma sahip ki, güzeli kayırmadan edemiyor.

Nancy Etkoff'un araştırmalarına göre gençlik ve güzellik hep at başı gidiyor. Bu tabii ki yeni bir keşif değil, ancak içgüdülerle ilgili biyolojik açıklamaları var. Yalnız bunlar kadınları kızdıracak cinsten. Çünkü erkeklerin gençlik arayışına biyolojik kılıflar bularak tamamen legalize ediyor. Biyolojik açıklama şöyle: Güzellik arayışı, genlerini başkasına geçirme içgüdüsünden kaynaklanıyor. Erginliği, doğurganlık ve sağlığı çağrıştıran hoş biçimler, doğal seleksiyona endekslenmiş beyinlere sinyal gönderiyor.

Bütün kültürlerde iri gözler, sık kirpikler, gözle mesafesi uzak ince kaşlar, küçük burun, çıkık elmacık kemikleri, oval yüz hatları, dolgun dudaklar seviliyor.

Amerikalı psikolog Viktor Johnston'un, İnternet'teki web sitesinde ‘‘genetik algoritm’’ adlı kompüter programıyla yaptığı test bu beğeni ölçülerini kanıtlıyor. Kullanıcılar, yüz yüzeyinde yer alan 17 milyar noktadan rastgele seçilmiş resimler arasından tecih yapıyorlar. Kompüter bu binlerce tercihi birleştirerek yeni yüzler üreriyor. Ve ortaya çıkan sonuç; 14 yaşındaki bir kızın dudaklarıyla, 11 yaşındaki bir kızın göz-çene mesafesi oluyor.

Johnston'un açıklamasına göre dolgun dudak ve dar çene yapısı, maksimum düzeyde kadınlık hormonu çağrışımı yapıyor ve erkek beyinlerinde o ilkel dürtüyü; genlerini yayma içgüdüsünü uyandırıyor. Kadın yüzleri yaşlanırken, erkeksi yönde gelişiyor. Yüz uzuyor, göz-kaş mesafesi daralıyor, dudaklardaki yağlar kaybolduğu için yüzün profili yassılaşıyor, zaman içinde oluşan kıkırdak tabakası, burun ve kulakları daha uzun gösteriyor.

Erkek güzelliğine gelince; erkeğin çekici olması için otoriter görünmesi gerekiyor. Doğuracağı çocuğa geçecek genleri seçme içgüdüsüyle hareket eden kadın, bu otoriter görünümü geniş çene yapısı ve kaslı bir vücutta buluyor. Kadınlar bebek yüzlü erkeklere yatırım yapmak istemiyor. Çünkü gülümseyen bebek yüzler seksi bulunmuyor.

Peki bu doğal ayıklanmada güzeller nasıl hayatta kalıyor? İşte güzel ve çirkine önyargılı yaklaşımın örnekleri:

Güzelin şansı daha çocuklukta başlıyor. ABD'nin Missouri eyaletinde yapılan bir araştırmada 400 öğretmene beşinci sınıf öğrencilerinin başarı grafiğini gösteren kartlar veriliyor ve bu kartlara çocukların resimleri iliştiriliyor. Sonuçta, kartlarda yer alan somut bilgilere rağmen öğretmenlerin güzel öğrencilerin daha zeki olduğunu düşündükleri ortaya çıkıyor. Yapılan bütün araştırmalarda şu sonuç elde ediliyor: İnsanlar, çekici erkek ve kadınların daha zeki olduğunu varsayıyor.

Güzel çocuklar suç işlediği zaman büyükler, çocuğun koşulların kurbanı olduğunu düşünüyor. Daha az çekici görünen bir çocuk suç işlediği zaman ise geleceğin sabıkalısı gözüyle bakılıyor.

Güzel her badireyi daha kolay atlatıyor. Mağaza hırsızlığı da yapsa, sınavda kopya da çekse, çirkine göre yakayı daha kolay sıyırıyor. Güzel hırsızlar polise bildirilmiyor; bildirilse bile daha az ceza alıyor. Polis, savcı ve yargıçlar mevcut olayı bir kenara bırakıp, ‘‘Bu hoş yaratık böyle bir suç işlemiş olabilir mi?’’ diye düşünüyor.

Cinsellikte hemen her zaman dış görünümün etken olduğu sanılıyor. Erkekler güzel kadınların daha verici, daha deneyimli ve daha serüven düşkünü olması gerektiğine inanıyor, cinsel dürtülerinin çirkinlere göre daha güçlü olmasını bekliyor. İnsanlar ister erkek olsun ister kadın, güzellerin daha çok ilişkiye girdiğini, daha fazla aşık olup, daha erken yaşta cinsel deneyim yaşadığını varsayıyor. Oysa ki, cinsellik kesinlikle güzellerin tekelinde bulunmuyor.

X