Şükrü Küçükşahin
Şükrü Küçükşahin
Şükrü KüçükşahinYazarın Tüm Yazıları

19 yılda 15 kurultay

YENİDEN ‘kurultay’ sesleri duyulan CHP’de, yüzde 26 tartışması yapılırken, bırakın geçmiş 20 yılını, AKP’li son 10 yıla bir bakmakta yarar var.

Hem de sadece dört ana konuda CHP’nin tavrını alt alta yazmakla yetinelim.

2002’de, TBMM iki partili oluşunca Başbakan Tayyip Erdoğan, “Gel şu 12 Eylül Anayasası’nı değiştirelim, yeni anayasa yapalım” önerisi getirdi.

Deniz Baykal, dirseğini göstermek yerine “Peki gel arkadaş masaya; bizim zaten bir hazırlığımız var” deseydi o anayasaya damgayı CHP vururdu.

Aynı Meclis cumhurbaşkanı seçecekti; onun da yaptırılmadığını kenara yazıp arabanın devrilmesinden sonraya; yani 27 Nisan e-muhtırasının getirdiği genel seçime gidilip AKP’nin yüzde 47 ile muhteşem geri dönüşüne geçelim.

Köksal Toptan’ın TBMM başkan adaylığını ve bakın hangi sözleri göreceğiz?

HALEFE BOMBA, RAKİBE ALTIN TEPSİDE YÜZDE 50


Toptan, destek için gittiği CHP’de Deniz Baykal’dan, “İşte böyle bir cumhurbaşkanı adayı önersinler seçelim” iltifatıyla destek aldı.

Şimdi yeniden cumhurbaşkanlığı seçimine dönün ve bu kez de Erdoğan’ın o günlerde olası cumhurbaşkanı adayları için anket yaptırdığını anımsayın.

Anketteki 4 isimden biri de Toptan’dı; ama Baykal’ın aklına, “Madem Toptan da olur; gel seçelim” demek gelmedi; gelseydi tarih kimi, nasıl yazardı?

“Bunu da geçin” diyemeyiz; ama varsayalım ki geçtik, geldik mi 27 Nisan’a.

Destek anlamına gelen sözlerin ayıbı bir kenara; muhtıra yayınlanınca hiç değilse, “Biz Anayasa Mahkemesi’ne giderek üstümüze düşeni yaptık. Halk da milyonluk mitinglerle tepki vermeye başladı. Ey Genelkurmay, sana ne oluyor; otur oturduğun yerde” denebilseydi alkışı kim alırdı?

Gelelim en yakın konuya, AKP’nin yerel seçimde yüzde 39’da kaldığı günlere.

Bu sonuç üzerine Erdoğan, en çılgın ve en akılcı projesini devreye soktu.

“Anayasayı değiştireceğim, sana geliyorum” dediği Baykal’dan, “Ancak çay içersin; ben yokum” yanıtı alınca tarihi fırsatı yakaladı, referanduma gitti.

İşte o referandum, halefi Kemal Kılıçdaroğlu’nun kucağında patlayan bir bombaya, Erdoğan’a ise altın tepside sunulan yüzde 50’lik bir güce dönüştü.

Şimdi, “Eğer CHP bu konularda sosyal demokrat bir tavır sergileseydi bugün CHP nerede, AKP nerede olurdu” diye sorulursa Baykal’a haksızlık mı olur?

HANİ BIKILMIŞTI

Asıl haksızlık, SHP katılımı ve DSP oylarını es geçip, “CHP’yi yüzde 4’ten yüzde 20’ye çıkardım” diye övünülen günleri ve şu sözleri unutmak değil mi:
“Bıktım kurultay tartışmalarından. Aile içi tartışmalar aile içinde olmalı.”

Peki, bir an Baykal’a hak verip, ‘bıktırdı’ dediği, 19 yıllık döneminde 15 kez yapılan kurultaylara bir yenisi eklense CHP kazançlı çıkar mı, diye soralım.

Bu 15 iç savaşta, sadece savaşçı kaybeden, yeni savaşçı kazanmamak için de bütün kapıları kapatan; hiçbirinde Türkiye sorunlarını masaya yatırmamış olan bir CHP, ilk kez ‘yeni’yi yakalamaya çalışırken, başarısızlıkları tescilli kadrolarla ilerlemesi çok zor, delege de buna yol vermeyecek gibi görünüyor.

Önceden de yazdım; Kılıçdaroğlu’nun avantajı da burada; çünkü başarı değişimle geldiği için ortaya yeni yüzler çıksaydı çok şey farklı olabilirdi.

Baykal’ın ‘eksen kaydı’ tezi de bu noktada sonuç yaratıcı değil.

En azından, demografik ve siyasi yapıları birbirine benzeyen, belediyelerin CHP’de olduğu Antalya ve Aydın sonuçlarına bakıldığında bu görülebilir.

Nasıl oldu da Aydın’da CHP oyları keskin bir yükseliş gösterirken Baykal’ın, listeyi de kendisinin yaptığı Antalya’sında gerileme yaşandı?

Yeni CHP yönetimi de ancak; demokrasi, yeni anayasa, özgürlük, AB, insan hakları söylemlerini hayata geçirdiği sürece ayakta kalabilir.

Aksi kaybetmek olur; ancak anladığım ‘Bu yolda dönüş yok’ denecek.
Yazarın Tüm Yazıları