Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

156 ülkeden 20 bin mesaj

SHARAN Burrow 1 Mayıs’ta Taksim’de biber gazını yediğinde, “Türkiye beni hayal kırıklığına uğrattı, böyle demokrasi olmaz, bunu bütün ülkelere anlatacağım” diyor.

Burrow hafife alınacak bir kadın değil, Dünya Sendikalar Federasyonu (ITUC) Genel Sekreteri.
O andan itibaren ITUC, Türkiye’yi daha yakından mercek altına alıyor. Burrow çok geçmeden, Gezi Parkı eylemleri ile birlikte yanılmadığını görüyor. Taksim’den Türkiye’ye yayılan eylemleri ITUC her sefer kaydediyor.
Kaydetmekle kalmıyor, Burrow dediğini yapıyor, Türkiye’de olanları bütün ülkelere anlatmaya başlıyor.

EN BÜYÜK SENDİKA

ITUC dünyadaki en geniş sendikal örgütlenme. 156 ülkede 174 milyon işçiyi temsil ediyor.
Bangladeş’ten, Moğolistan’dan, Rusya’dan, Zimbabve’den, Trinidad’dan, Kolombiya’dan, Azerbaycan’dan, Senegal’den, Amerika’dan, tüm Avrupa ülkelerinden, Japonya’dan, Çin’den, Barbados Adaları’ndan, Kore’den, Brezilya’dan, Hindistan’dan, Nepal’den, El Salvador’dan, Nijerya’ya, Peru’ya, Botswana’ya, Avustralya’ya kadar 156 ülkede temsil ediliyor.
ITUC şemsiye kuruluş. Ona bağlı sendikal federasyonlar var. Uluslararası Taşımacılık, Uluslararası Gıda, Uluslararası Tekstil İşçileri federasyonları gibi. Hepsi birleşiyor, ortaya ITUC çıkıyor.
Dünyanın en güçlü sendikal örgütü. Tüm ülkelerin çok dikkate aldığı bir kuruluş. Nasıl olmasın, 156 ülke, 174 milyon işçi.

DAYANIŞMA

ITUC 156 ülkede kendine bağlı sendikal örgütlere çağrıda bulunuyor:
“Türkiye’deki eylemcilerle dayanışma”.
156 ülke olduğuna göre, saat farklarını ve yerel özellikleri dikkate alarak, “Türkiye’de eylemcilere uygulanan şiddete son vermek, insanların demokratik haklarının kullanmasına izin verilmesini istemek” amacıyla ITUC sendikaları Türkiye’yi protestoya davet ediyor. İlk eylemi Uluslararası Taşımacılık Federasyonu ile Uluslararası Gıda Federasyonu yapıyor.

DÜNYADA SİMGE OLDU

Dünyaya yayılan dayanışma eylemlerinin yanı sıra, Tayyip Erdoğan’a da “şiddetin durdurulması, temel hak ve özgürlüklerin kullanılmasına getirilen sınırlamaların kaldırılması, tansiyonun düşürülmesi” için sendikalardan mesajlar atılıyor.
Uluslararası sendika federasyonlarının verdiği bilgiye göre, “Erdoğan’a şu ana kadar 156 ülkeden yirmi bin mesaj gönderildiği” bildiriliyor. Mesajların gösterdiği gerçekler var:
1- Siyaset artık küreselleşmiş boyutta. Buradaki olay Şili’de, Moğolistan’daki olay Nijerya’da patlıyor. Ve bundan her yerde yaşayan insanlar etkileniyor.
2- Kendi içine kapanmış bir ülke artık hayal. Ben Avrupa’yı tanımıyorum, Avrupa’ya, “Bak oğlum git” lafları safsatadan ibaret. Buz gibi de tanıyacaksın, çek git diyemeyeceksin.
3- Gezi Parkı uluslararası simgeye dönüşüyor. Hak arama, özgürlüklere sahip çıkma açısından.
ITUC’un Erdoğan’a gönderdiği çağrılar arasında en önemli olanı, “tansiyonu düşürmek”. Önceki gece Sarıyer’de yaşananlar bu çağrının hayati önemini vurguluyor.

Öğrencilerine sahip çıkanlar

ÖĞRENCİLERİNE kim sahip çıkıyor? Hayır, YÖK değil, Üniversite Öğretim Üyeleri Derneği. Sahip çıkma adına, önceki gün Taksim’de “Duran Adam” kafilesine bu dernek de katılıyor.
YÖK ne yapıyor? Üç haftadır üniversite öğrencileri polis şiddetine maruz kalıyor, biber gazı, basınçlı su, cop ve devamı. YÖK Başkanı Gökhan Çetinsaya açıklama yapıyor, “Öğretim üyeleri şiddeti öven talep ve fikirlerden kaçınmalıdır” diyor. Tamam, güzel. Şiddeti öven mi var?
Ya şiddet gören öğrenciler? Onlara hiç arka çıkmak yok mu? Polisin şiddetini eleştirmek yok mu? Yoksa, YÖK polisin şiddetini makul mü karşılıyor, öğrencilerine onun için mi hiç arka çıkmıyor?
Nasıl çıkacak ki, AKP’nin gözünün içine bakan, ona göre tavır alan bir YÖK’ten zaten başka bir şey beklenmez. YÖK’ün görevini Üniversite Öğretim Üyeleri Derneği yerine getiriyor, öğrencilere destek veriyor, gözaltına alınmış olan öğrencilerin serbest bırakılmasını istiyor.

X