Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

13 Mart’ta ‘Çok ses, tek yürek’

BİR amatör kamera. Kamera bir ya da çalışma arkadaşlarıyla birlikte bir kaç doktoru çekiyor. Bir klip çekimi.

Çekimi yapılan doktorlar Bulutsuzluk Özlemi’nin unutulmaz parçası “Sözlerimi Geri Alamam” şarkısını söylüyor. Bu klip daha sonra adresi bildirilmiş olan bir siteye gönderiliyor.
Bu çalışmanın adı, “Çok Ses Tek Yürek”.
Türkiye’nin her yanında, 81 ilde doktorların ve sağlık personelinin söyleyeceği “Sözlerimi Geri Alamam” parçası, sağlık emekçilerinin ortak şarkısı olacak.
Bütün bu klipler montaja girecek, montaj sonrasında ortaya koca bir film çıkacak. Orada klip çekimine katılmış bütün doktorlar yer alacak.
Doktoru ve sağlık personeli ile sağlık emekçileri Türkiye’nin en büyük eylemlerinden biri için hazırlık yapılıyor.

EYLEM ANKARA’DA

Doktorlar ve sağlık personeli 13 Mart 2011 günü Ankara’da, kendi deyimleriyle, tarihe not düşülen bir eylemi gerçekleştirmek üzere harekete geçiyor.
Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan düzenlemeleri, yayınlanan yönetmelikleri protesto amacıyla.
“Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkındaki Yönetmelik” iki yılını doldurmadan yedi kez değiştiriliyor.
Türk Tabipler Birliği’ne göre, her değişiklik doktorların bağımsız çalışmasını ortadan kaldırıyor, muayenehane, kurum ve laboratuarların kapanmasına yol açıyor.
Birlik, yönetmeliğin iptali için Danıştay’a dava açıyor. Bu olayın
yasal yönü.
Onun dışında, doktorlar Sağlık Bakanlığını uyarmak üzere, bir de büyük bir miting düzenliyor. Klip ve benzeri hazırlıklar bunun için.
Ayrıntısına inildiğinde, Türkiye’nin değişik yerlerinde rastlanan sağlık sorunları doğrudan halkı ilgilendirir durumda.

HUZURSUZLUK DİZ BOYU

Örneğin, yıllardır görülmeyen, çoktan unutulan kızamık bu çağda yeniden görülür hale geliyor. Bir vatandaş difteriden ölüyor. Nuh Nebiden kalma hastalıklar, tek tük de olsa, günümüzde yeniden insan sağlığını tehdit ediyor.
Yine Türk Tabipler Birliği’ne göre:
“Bu ülkede sekiz yıldır bir Sağlık Bakanı var ve bu ülkenin sağlık çalışanları sekiz yıldır sokaklarda. Bu durum Sağlık Reformu’nun sağlık çalışanlarını ne hale getirdiğinin göstergesidir”.
Bu genel hoşnutsuzluğun ve sorunların yanı sıra, bazı özel hastanelerde başka sorunlar var. Örneğin, bir başka iddiaya göre, bazı özel hastanelerde doktorlara hak ettikleri ücretler ödenmiyor.
Kısaca, sağlık emekçileri huzursuz, ondan dolayı kıpır kıpır.
Bu huzursuzluk 13 Mart günü Ankara’da eyleme dönüşecek.

Bu sorularla çiftçi  olma hakkı kazanılacak

- Aşağıdakilerden hangisi çeliklerin köklenmesini sağlamak amacıyla kullanılan bitki büyüme düzenleyicisi değildir?
a)İndolbutirik asit, b)Naftalenasetik asit, c)Absisik asit, d)İndolasetik asit.
- Aşağıdaki dönüşümlerden hangisi oksijenli ve oksijensiz solunumu ayıran özelliktir?
a)ATP oluşumu, b)Glikozun pirüvata parçalanması, c)Hidrojen oluşması, d)Pirüvatanın asetil CoA’ya parçalanması.
- Devirli fotofosforilizasyonda aşağıdaki olaylardan en son hangisi gerçekleşir?
a)Klorofilin yükseltilmesi,  
b)Ferrodoksinin indirgenmesi,
c)Stokromun indirgenmesi,
d)Flastokinonun yükseltilmesi.
Bu ve benzeri sorular. Diğer soruların da hiç biri, bunlardan farklı değil. Hepsi ortalamanın çok üstünde tarımsal bilgi sahibi olmanın ötesinde, ciddi ziraat mühendislik bilgisi gerektiriyor.
Bu sorular mühendislere değil, Anadolu’nun herhangi bir yerinde, örneğin Karacabey’de çiftçi olmaya hak kazanmak üzere, ustalık belgesinin verileceği sınavda soruluyor. Belki de, ancak ilkokul eğitimine sahip çiftçilere sorulan sorular.
Bırakın çiftçileri, ziraat mühendislerine sorulsa, nasıl yanıt alınır, belli değil. Teknik deyimlerle dolu sorular. Tabii ki, çiftçiler bunlara yanıt veremiyor. Ömründe duymamış, nereden bilecek? Bilemediği için ustalık belgesi alamayacak, dolayısıyla çiftçilik yapamayacak, o zaman ne oluyor?
Ne olacak, birileri sınavda yanıtları fısıldıyor. Madem fısıldayacaksın, o zaman bu tür sorular neden.

Eroğlu o kişiyle nasıl çalışacak

KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu telefon görüşmesinde Başbakan Erdoğan’a şikayet ettiği, “Bu adamı buradan alın” dediği kişi, Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçisi olarak atanıyor.
Büyükelçi atanan Halil İbrahim Akça KKTC’de tam sömürge valisi gibi davranıyor. Oradaki Türkiye Yardım Heyeti Başkanı. “Parayı biz veriyoruz, siz de ona göre davranacaksınız” diyen biri. Kıbrıs Türklerine hiç hak etmedikleri davranışları reva gören biri.
Şimdi o kişi oraya büyükelçi olarak atanıyor.
Ve Cumhurbaşkanı Eroğlu dün Halil İbrahim Akça’nın güven mektubunu jet hızıyla onaylıyor. 
Ne kadar hüzün verici bir durum. 

X