GeriUğur MELEKE Süper Lig’in en şanslı teknik adamı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Süper Lig’in en şanslı teknik adamı

Süper Lig’in en şanslı teknik adamı
Abone Olgoogle-news

Erol Bulut’un elinde derin ve çok yönlü bir kadro var.

Dün Erol Bulut maça 4-1-4-1 dizilişiyle başladı, devrede Sosa’yı Gustavo’nun yanına kaydırarak 4-2-3-1’e döndü. M. Hakan santrada sol iç rolündeydi, ilk yarının ortalarında sağ içe geçti, ikinci devreye sağ çizgide başladı. Maça sağ çizgide başlayan Pelkas’sa 46’da on numara rolünü aldı. Tüm bunların yapılabiliyor, uygulanabiliyor, hayata eksiksiz geçirilebiliyor olmasının sebebi şu: Bulut’un elinde gerçekten derin ve çok yönlü bir kadro var. Şu kadronun çok yönlülüğüne bakarak Bulut’un ligin en şanslı teknik adamı olduğunu söylemek sanırım yanlış olmaz.

ANLAYIŞ DEĞiŞiMi

G.Birliği, milli maç arasında teknik adam değişikliği yapan beş ekipten biri. Ancak dünkü maça bakarak söyleyebiliriz ki; yaptıkları sadece bir antrenör değişimi değil, aynı zamanda bir anlayış değişimi. Mustafa Kaplan, Nobre’nin aksine topa daha fazla sahip olan, örerek hücum etmeye çalışan bir takım yaratmak istiyor. Dün de bir devre bu anlayışı hiç fena olmayan şekilde sahaya yansıttılar ama ikinci yarıda peş peşe gelen gollerle dağıldılar tabii taktiksel olarak.

ORTA DEĞiL VERKAÇ

Bulut ise Konya maçına göre tam 6 oyuncu değişikliği, hatta bir miktar da oyun değişikliği yansıttı sahaya. Gökhan-Caner olmayınca daha az orta yapan bir Fenerbahçe vardı sahada. Sanırım bu sezon ilk kez F.Bahçe’nin rakibi, sarı lacivertlilerden daha fazla orta yaptı. Pelkas-Sosa-Mert-Perotti dörtlüsü sıkça yer değiştirdi ve Ankara ekibinin savunmasında da net bir kafa karışıklığı yarattılar. Ne Pelkas, ne Perotti, ne de ikinci devrede sağa geçen Mert, klasik kanat hücumcuları olmadıkları için ortalarla değil, verkaçlarla oynanan bir futbol vardı sahada. Böylece sanırım bu sezon ilk kez şunu gösterdi Fenerbahçe: Sadece duran toplarla ya da Caner’in kenar ortalarıyla değil, merkezden paslaşarak da gol atabilir bu takım. Dünün Fenerbahçe adına en büyük kazanımı bu.

PELKAS DAKiKASI

Pelkas, Fenerbahçe formasıyla ilk iki maçında 70’te oyundan çıkmıştı. Üç maçtır da 60’ta çıkıyor. Belli ki Erol Bulut’un kol saati 60’ta onu uyarıyor, Pelkas’ın dakikası geldi diye! Oysa Yunan futbolcu, Konya maçında da, dün de iyi oynarken oyundan alındı bence.

Dünün bir başka dikkat çekeni Perotti, şüphesiz ki çok klas bir oyuncu. Fenerbahçe’ye çok da gol katkısı yapacak. Ancak dün Perotti’nin bir başka önemli katkısını daha not etmek gerek: Çok koşarak değil, önsezileriyle doğru yerde olarak birkaç kritik pas arası yaptı Arjantinli oyuncu. Bence bu da altı muhakkak çizilmesi gereken bir detay.

Son bir parantezi de lemos için açayım: İspanya 2. liginden transfer edilen ve düşük beklentiyle getirilen bir oyuncu için performansı gayet olumlu. Sağ bekte belki uçup kaçmadı ama fundamentalinin, oyun bilgisinin ne kadar iyi olduğunu gösterdi yine.

EĞRi GEMi, DOĞRU SEFER

Yıllardır dilim döndüğünce anlatmaya çalışıyorum, ömrüm yettiğince de anlatmaya devam edeceğim: Sportif direktörlük, saygıdeğer bir kurumdur. Günün koşullarında her üst düzey takım için gerekli bir pozisyondur ve hatta Türk futbolu için bir zorunluluktur adeta.

FAYDALI POZiSYON

Sportif direktörle teknik direktörün görev ve sorumluluk alanı net bir şekilde tanımlanır, keskin çizgilerle ayrışırsa birbirlerine de fena halde faydalı iki pozisyondur bunlar. Teknik adam bir sonraki maçı düşünürken, sportif direktör gelecek sezonu düşünen adamdır. Teknik direktör 25 tane A takım futbolcusuyla ilgiliyken, sportif direktör tüm altyapı organizasyonunu izler, raporlar, hocaya yardım eder. Teknik direktör kendi takımıyla meşgulken, sportif direktör tüm Dünya ile meşgul olan adamdır.

MUSTAFA KAPLAN DOĞRU iSiM ANCAK...

Sadece Türkiye’de değil, tüm dünyada futbol kulüplerinin yönetim kurulları sanayicilerden, iş adamlarından, CEO’lardan oluşur. Çok
doğaldır bu. Sportif direktör, bu yönetim kuruluyla teknik direktör arasında bir paratoner vazifesi görür. Hele Süper Lig gibi bir teknik adam öğütme makinesinde sportif direktöre ihtiyaç bir kat daha fazladır kesinlikle. Çünkü çabuk heyecanlanan, her problemde çareyi teknik direktör değiştirmekte bulan yönetim kuruluna akılcı tavsiyeler verecek adamdır sportif direktör.

ÖLÜ DOĞAN KURUM

Ancak Türkiye’de bu kurumun ölü doğmasının sebeplerinden biri, belki de birincisi maalesef Aykut Kocaman gibi, Ünal Karaman bazı sportif direktörlerin bir sonraki sene teknik adam olmasıdır. Sportif direktör adeta bir teknik adam alternatifi gibi hissedilmiştir bu örneklerden dolayı. Mustafa Kaplan (ve Serkan Atak’lı ekibinin) kesinlikle Gençlerbirliği için doğru seçim olduğuna inananlardanım. Ancak keşke bu ekip sezon başında göreve getirilseydi. Sportif direktörlükten teknik direktörlüğe geçiş olmasaydı keşke. Bu haliyle tam bir ‘eğri gemi, doğru sefer’ durumu oluştu sanki Gençlerbirliği’nde.

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle